Ayete göre cennetin iki anahtarı nedir?

Ayete göre cennetin iki anahtarı nedir?

Al-i İmran suresi 142. ayetinde cennete gidebilmenin iki önemli şartı, tabiri caizse iki anahtarından bahsediliyor... Peki, ayete göre cennetin iki anahtarı nedir?

Abdullah Hakimoğlu - Muhabbet Medya

“Yoksa Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete gideceğinizi mi zannettiniz?”
(Al-i İmran, 3/142)

Asrımızın büyük islam alimlerinden Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin güzel bir sözü vardır: “cennet ucuz değil, cehennem de lüzumsuz değil.” Bu vecize bir yönüyle yukarıdaki ayeti tefsir etmektedir. Cennet ucuz değildir. İnsan cennete yaptığı iyilik ve ibadetlerin sonucunda gitmez. İbadetler cenneti kazanmak için değildir. Bütün kulluk ve iyilikler ihlasla, yani sadece Allah rızası için yapılır. Allah’ı hoşnut etmek için yapılır. Allah bizim amellerimizden razı olursa, o fazlı ve keremiyle, rahmetiyle muamele ederek bizi ebedi cennetinde misafir eder, cemalini görmeyi nasip eder.

İşte zikretmiş olduğumuz ayet, Allah’ın rızasını kazanmaya vesile olan iki önemli kavramdan bahsediyor. Bunlardan birisi cihad, diğeri ise sabır. Bunların da birbirleriyle yakın ilişkisi vardır.

Bu ayette Yüce Allah cihad edenleri cihad etmeyenlerden, sabırlı olanları sabırlı olmayanlardan ortaya çıkarmak için insanı bazı imtihanlardan geçireceğini beyan ediyor. Uhud savaşında Hz. Muhammed’in (s.a.v) okçular tepesine yerleştirdiği keskin nişancıların görev yerlerini terk etmeleri ve peygamberimizin mübarek dişlerinin şehid edilmesiyle bir sahabinin paniğe kapılarak “Muhammed öldü” diye bağırması üzerine mağlup olan Müslümanlarla ilgili bir ayettir. Cihad sürekli bir iştir. Bu o zaman silahlı bir cihad idi. Böyle bir durumda müminlere cihada devam etmek, kendilerini toparlamak ve bunun için de sabırlı olmak gerekir. Peygamberimiz ölmüş olsa dahi, insanlar Hz. Muhammed için değil, Allah için cihad ediyor. Kur’an bu ayetiyle her konuda olduğu gibi özellikle de cihadda sabırlı olmaya öğütlüyor.

Peygamberimiz (s.a.v) en büyük orduyla katıldığı Tebük savaşından dönerken, “Küçük cihaddan büyük cihada dönüyoruz” buyurmuştur. Burada büyük cihadın nefisle yapılması gereken daimi mücalede olduğu anlaşılıyor. Yani nefsin kötü arzularını yenmeden, nefsin rahata, lükse düşkünlüğünü ortadan kaldırmadan hiçbir şey yapılmaz. Esas cihadın özü, insanın ölene kadar nefsiyle cihad etmesidir. Zaten cihadın kökü olan cehd de gayret etmek, çalışmak demektir. İnsan önce nefsini şüphelerden, desiselerden kurtarmaya çalışmalı. Bu da ancak imanını kuvvetlendirmekle mümkündür. İmanını daima kuvvetli tutmakla mümkündür.

Cihadın bir başka şekli de ilimle olan cihaddır. Bu tebliğdir. İslam’ın esas amacı da insanın nefsiyle mücahedesinden sonra, kabul ettiği islamı başkalarına tebliğ etmektir. Kur’an, “Ud’u ile sebili rabbike bilhikmeti velmevizetilhaseneti vecedilhüm billeti hiye ahsen” buyurmaktır. Yani “Allah’ın yoluna, hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et.”(Nahl,16/125) Buradan anlaşılmaktadır ki en güzel mücadele şekli Kur’anla yapılan cihaddır. Yani Kur’andaki hakikatleri insanlara güzel bir üslupla Kur’an’ın ifadesiyle “kavl-i leyyin” ile anlatmaktır. İnsanlara İslamı zorla kabul ettirmek mümkün değildir. İnsanlara hidayet vermek hiç kimsenin elinde değildir. Bu Allah'ın elindedir. Kul sizin tebliğinizden etkilenerek hidayete ermeyi dilerse Allah da onu hidayete ulaştırır.

Cihadın bir başka şekli de mal ile cihaddır. Cenab-ı Hak Kur’an’da mal ile cihada da teşvik etmektedir. (Enfal,8/72) Para da önemlidir. Her şey para ile yapılmaktadır. Müminlerin bugün en çok zorlandıkları noktalardan birisi de parayla cihaddır. Bu da nefisle yapılan büyük cihattaki gevşeklikten kaynaklanıyor. Nefsinin rahat yaşama, lüks yaşama, gününü gün etme, medeniyet fantaziyeleriyle geçirme tutkusu, bunu sağlamanın parayla olması, insanları mal ile cihattan uzaklaştırıyor. İnsan bu konuda çok cimri. Kur’an, “innehu lihubbil hayri leşedid” buyuruyor. Yani insanda çok fazla bir mal sevgisi olduğunu bildiriyor. Bunu aşmak gerekir.

Mümin her zaman cihad içinde ve cihad niyeti içinde olmalıdır. Asrımızda cihad silahlı olmaktan çıkmıştır. Düşmanın bizzat saldırısında silahlı cihad yine farz olur. Bunun için de hepimiz askere gideriz. Silahımızı alırız. Cihad ederiz. Ama böyle olmadığı durumlarda toplumda, toplumlarda kötülükleri ortadan kaldırmak için biz ilimle cihada bizzat dilimizle, kalemimizle, bedenimizle katılamıyorsak, paramızla katılabiliriz. İslamı gerçek anlamda insanlara duyurmak isteyen kişi ve kuruluşlara yardım ederek mal ile cihadı gerçekleştirebiliriz.

Allah’ın içimizden cihad edenleri ve sabredenleri orrtaya çıkarması için yeni bir uhud savaşını mı bekliyoruz? Hayır bu doğru olmaz.Her zamanın kendine göre şartları vardır. Bu zamanda cihad manevidir. Allah bu manevi cihadda tıpkı Asr-ı saadette olduğu gibi bizim de cihad edip etmediğimizi ve sabrımızı imkanlarımız ölçüsünde imtihana tabi tutuyor. Unutmamak gerekir. Cennet ucuz değil. Bütün bu anlamlarıyla cihadı Allah için yaparsak, onu hoşnut edebilirsek, o da lütfu ve keremiyle bizi ebedi saadet aleminde ebedi mutluluklara eriştirir.

www.muhabbetmedya.com

İlgili Haberler
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.