Eskimeyen Bayramlar

Her bayram gelişinde klasikleşmiş sözleri duyarız: “Nerede eski bayramlar?” Elbette zamanın ve kuşakların değişmesiyle bayramların aslı, esası, özü aynı kalsa da bayram telakkisi değişmiş; dede, baba ve (biz) oğullar ile milenyum çağı çocuklarının ve torunlarının bayrama yükledikleri anlam çok farklılık arz etmektedir. “Nerede eski bayramlar?” derken, salt “eski” olanı değil, aslında bayramın “eskimeyen” insanî güzelliklerine olan özlemimizi dile getiriyoruz. Yoksa hiçbirimiz yüz sene öncesinin iktisadi ve içtimai hayat şartlarında yaşamak istemez.

Dededen ve babadan tevarüs eden -bizim- kuşağın bayram telakkisi; bayramı bir vuslat, kavuşma, birbirinin yüzüne hasret günlerin bitmesi, sıla-i rahim gibi manalarla yediden yetmişe bütün aile fertlerinin, uzaklarda da olsa bir araya geldiği; huzur, sürur, sevinç, mutluluk, barış, kardeşlik günleri idi. “İki eli kanda da olsa” insanlar birbirine koşar, yediden yetmişe herkes bayramın maddi-manevi tadını çıkarırdı.

Yaratılış icabı “Medenî-i bittab” olan insanın kendine, hemcinsine ve topluma karşı yabancılaşma sürecine girdiği şu zamanda bayramlar, üç-beş günlük tatili “fırsatı ganimet bilmek” yerine, eş-dosttan uzaklaşma, “tatil beldesine firar rezervasyonuna” dönüşmüştür. Sosyolojik bir olgu olarak, bu kendinden kaçış ve yabancılaşma -hatta yabanileşme- meselesi, insaniyetten kopuşu da netice verecek olmakla geleceğimiz adına vahim bir durumdur.

“Bu hissizlikle cemiyet yaşar derlerse pek yanlış,
Bir millet göster, ölmüş maneviyatıyla yaşamış
.”

(Mehmet Akif)

Tıpkı yediğimiz ve tattığımız nimetlerin numune olması gibi, dünyevi bayramlar da uhrevi bayramların olsa olsa numuneleri ve gölgeleri olabilir. Asıl ve hakiki bayram; insanın cismanî, ruhanî ve bütün letâifinin tümüyle hissettiği, tam ve eksiksiz lezzet ve zevk alacağı bayram, yani saadet-i ebediye günleri olacaktır.

Mevlâ bizi affede, gör ne bayram olur.
Cürm-ü hatalar gide, bayram o bayram olur
.”

(Alvarlı Efe Hz.)

Hak Dostu, hakiki bayramın, “Mevlâ’nın affettiği” vakit olacağını söylemiş. İnşallah, içinde “bin aydan hayırlı Kadir Gecesinin” olduğu; rahmet, mağfiret ve ateşten kurtuluş ayı Ramazan’ı hakkıyla ihya etmiş olmakla, “Saadet-i ebediye” günleri de bir başka manada elemi ve zevali olmayan hakiki bayramımız olacaktır.

Bayramlarımız, inanç dünyamızın mehasini ve güzellikleri ile tezyin edilmiş ve tatlandırılmış huzur ve mutluluk günlerimizdir. Bayramınızı tebrik eder, insanlık âleminin sulh-u umumisine/dünya barışına vesile olmasını dilerim.

**

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.