
Elif Akçan
Şuurla Bayrama
Âlem-i şehadet zemininde bir hareketlilik, bir incelik, bir telaş... Ama gözlerde beliren yaş... Baharın diriliş muştusu mu bu, yoksa kanadı kırık yüreklerimizin bayramı karşılama mevsimi mi?
Sevinçler bağrında nasıl ki yaraların en derin izlerini barındırır, biz de bir yandan gül gülistan olurken, bir yandan perperişanlığımız aynada yansır.
Bayram geliyor dostlar! Dimdik ve alnı ak bir karşılamaya elyak... Âlemin mihmandar şehrinde kıyametler koparken, ne mümkün? Ne mümkün otuz iki dişle gülmek, orada canavarın yaptığı tek dişle dişlemek... Bize düşen ise bunu ruhumuza mıh gibi işlemek, unutmamak ve yılmamak... Direnmek, son damlalar okyanus olana dek... Birleşmek ve düşlemek Allah’ın vaadini...
Bayramın hakkını gözeterek yol almak ama sinemizde kor gibi duran acımızı da silip atmadan, şuurla ve duayla ilerlemek... En önemlisi, saygı çerçevesi içinde onları en baş köşede oturtmak ve en evvel onların bayramını mübarek etmek.
Hanelerimizde şekerlerin rengârenkleriyle tebessüm ederken, onların hanelerinde tek rengin hâkimiyeti hüküm sürüyor. Hane de hane ola... Allanmış bir bez; birazdan yıkılmaya mahkûm olup olmayacağı meçhul. Kan kırmızı bir ev...
Ümitsizlik, şeytanlaşmış kavimlerin satmaya çalıştığı en ucuz yataktır. Koyma başını üstüne!
Senden gidecek olan zamandır.
Ah, bu insanlıktan çıkanlar ne yamandır!
Zâhirde onlara hep bayramdır, ama hayat zannettikleri, ipince halattan oluşmuş tek bir andır.
Bayramın kucakladığı ise sadece Hak'tan olandır.
Yeis yok!
Bu çağ, uyanışın yankılarının yükseldiği çağdır.
Uğrunda başlar koparılmış, gövdeler siper olmuş, her bir parçası ayrı yerde bayrak tutandır.
Bize ne oluyor da göz ve kulaklarımıza mühür vurulma sırasına girmek için koşar adımlarla yürüyoruz? Ruhlarımızı ve vicdanlarımızı geride bırakarak...
Bayram, bin bir bölük pörçük olmuş minik bedenlerin elbisesiyle bizi karşılıyorken, bize düşen ona kucak açmaktır. Yaralarını sarıp incitmemektir. Almayarak mesela... Onları incitenden inci olsa uzattıkları… Bozmamak Müslümanca duruşu...
Ümitsizliğe yer yok! Var edenin varlığından haberdarsak şayet.
Bayram gelecek elbet...
Bir eksik, bir fazla...
Birileri var, birileri yok...
Birileri tam, birileri yarım...
Birileri aç, birileri tok...
Ama gelişindeki sevinç, gölgesiyle serinletici bir hava ettirecek. Ve gelenin izniyle, ısındıracak herkesi sesiyle...
Kalbimizde kardeşlerimizin gamı, yüzlerimizde tebessümle açacağız camı...
Bayram o, bayram ola...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.