Peygamber Aşığı Bekir Berk

Bekir Balıkesir’de yedek subaylığını yaparken Ankara’da yayımlanan “Akis” mecmuasında Aydemir Balkan isimli bir provokatör Efendimiz (asm) hakkında hezeyan dolu bir yazı yazar. Bekir yazıyı okuyunca çılgına döner. Resmî üniformasıyla hemen Savcılığa gidip şikâyet dilekçesi verir. Dilekçenin bir nüshasını da İstanbul’da yayınlanan “Fetih” dergisine gönderir.

Bekir üniversite yıllarından bu yana yaptığı çalışmalarla muhafazakâr kesimin dikkatini çeker. Birçok aydın ve hamiyetperver insan ile dostluk kurar. İstanbul’un Bekir gibi bir avukata ve aksiyon insanına daha çok ihtiyacı vardır. Necip Fazıl gibi hatırlı dostları ısrarla İstanbul’a dönmesini isterler. Mehmet Aydın ve Muammer Topbaş, Bekir’in cesaretinden çok etkilenip İstanbul’a davet ederler. Bir yazıhane tutup tefriş ederek hizmetine sunarlar. “Buyurun. Bundan böyle hizmetinize İstanbul’da devam edin.” derler. Ardından Topbaş, “Eğer bir müminin davasına yetişmek için uçakla gitmek gerekir de bizden gelip parasını almazsan din-i mübin-i İslâm’a hıyanet etmiş olursun!” diyerek açık çek verir.

O günlerde Konya ve Ankara’dan da teklif gelmesine rağmen Topbaş’ın teklifini kabul eder. Yedek subaylığı biter bitmez Akşehir’deki yazıhanesini kapatarak İstanbul’a döner. Artık İstanbul’da hizmet edecektir. Cağaloğlu'ndaki ofisinin başköşesine Bediüzzaman’ın Sözler isimli eserini koyacaktır. O artık hakikat yoluna baş koymuştur; maznun, mazlum, masum kim varsa yardıma koşacaktır. Peyami Safa, Necip Fazıl, Serdengeçti, Bediüzzaman gibi ünlülerin avukatlığını yapacak, “Mazlumların Avukatı” olarak tarihin altın sayfalarında yerini alacaktır.

1958 yılında Cağaloğlu, Nuru Osmaniye Caddesi’ndeki Atay Apartmanındaki yazıhanesine yerleşir. 1963 yılında Çemberlitaş, Yeniçeriler Caddesi, Kığılı Pasajdaki yazıhaneye taşınır.

Bekir vefalı insandır. Kendine yapılan iyiliği asla unutmaz. Yıllar geçse de kendisini İstanbul’a davet eden dostlarına vefasını gösterir. Yıllar sonra Cidde’ye taşınır. Muammer Topbaş hemen her yıl umreye gelir. Bekir herkesle ilgilendiğinden iki-üç kat daha fazla onunla ilgilenir. Sigarasını dahi kendisi yakar. O günlere şahit olan Muhammed Nur Sungur bu ilginin sebebini sorar. Vefalı insan Bekir iç çeker.

“Sungur Kardeşim. Benim Muammer ağabeye minnet borcum var. İstanbul’da ilk yazıhaneyi tutup beni davet eden odur. Bana, ‘Eğer bir mazlum müminin davasına parasızlıktan gidemez de bunu benden istemezsen, mahşerde iki elim yakanda olsun!’ diyen insan, odur.”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.