Evlerin de Ruhu Vardır

Bu yazıyı kaleme alırken, çok önemli olduğuna inandığım bir mevzuda farkındalık oluşturmayı murad ettim. Yazımı okuyanlar katılır mı bilmiyorum ama evlerin de ruhu vardır.

Tıpkı her evin kendine has bir kokusu olduğu gibi… Kapı açıldığında yüzünüze çarpan o maddî kokunun yanısıra güzel yürekli sâkinlerinin ortama yaydığı, insanı kucaklayan, sarıp sarmalayan manevî kokusu gibi. Dostluk kokan, samimiyet kokan o ev kederli gönüller için bir teselli kaynağı, bir terapi merkezidir.

Kimi eve girdiğinizde içinize tarifsiz bir huzur dolar, yüreğiniz ferahlar; kimi ev ise sizi sıkar, daraltır, adeta diken üstünde hissedersiniz.

Zira evler, içinde yaşayan insanların ruh hâlini yansıtır. Dizaynı, mobilyası, mefruşatı, aksesuarlarıyla birlikte sanki ev sahibinin iç âlemi, alışkanlıkları, davranışları ve maneviyatı da evin her köşesine sinmiştir. Sessiz duvarlar, cansız eşyalar sahibinin hâlini fısıldar.

Her ev bir aynadır. Ancak bildiğimiz aynalardan farklıdır… Bu aynanın manevî bir yönü vardır; sureti yansıttığı gibi sîreti de yansıtır.

Ev sahibi ne denli samimi, cömert, güzel huylu ve maneviyatı yüksek ise o evde, o nispette güzel yansımalar olur. O eve giren insan bunu ruhunda hisseder; iç dünyasında hoş duygular neşvünema bulur.

Bir ev ki ev sahibi ibadet ü taatindedir; evde İslamî bir yaşantının varlığı daha kapısından adım atıldığında hissedilir.

Bir ev ki, ahalisinin dilinden daima güzel sözler dökülür.

Bir ev ki her köşesinde Yaradan’ı ihtar eden işaretler vardır. Duvarlarını İslam’ın hoş karşılamadığı biblolar, resimler ve fotoğraflar yerine ayetler, Cenâb-ı Hakk'ın sanat eserleri çiçekler, tabiat manzaraları süsler. Kitaplığında İslam düşmanlarının değil, ömrünü İslam’a hizmetle geçirmiş âlim zatların eserleri ve müslüman şairlerin şiir antolojileri, tarih, edebiyat, tefsir - hadis kitapları, kahramanlık romanları yer alır.

Ekranlarda izlenenler dine - ahlaka zıt, absürt ve muzır değil , eğitici, öğretici, hayatın gerçekleriyle örtüşen, faydalı yayınlardır. Temizliği, düzeni, pırıltısıyla hem göze hem gönle hitap eder.

İşte, abartı ve gösterişten uzak, huzur, samimiyet, sevgi dolu, sıcacık, sanki canlıymış gibi, geleni gülen bir çehreyle ve içinde barındırdığı maneviyatın verdiği lahutî esintilerle karşılayan böyle bir ev ruhlu bir evdir.

Yani, yukarıda da bahsettiğimiz gibi ev, sahibini yansıtır. Sahibi ne kadar insancıl, dost canlısı, mütevazı ve imanlıysa; evdeki yaşantı ne kadar İslam’a uygunsa, o ev de ağırladığı insanlarda o ölçüde pozitif bir etki bırakır.

Şunu da ilave etmek gerekir: Girilip çıkılan evler kadar, eve giren çıkan insanlar da özenle seçilmeli. Eve herkes kabul edilmemeli.

Maneviyatsız, saygısız, düşük ahlaklı kimseler;bozuk zihniyetleri, kötü davranış ve sözleriyle evin o temiz, saf ve manevî havasını kirletebilirler.

Unutmamalıdır ki her ev özeldir, bir mahremiyet alanıdır. Bu yüzden eve girenler de özel olmalıdır. Özü sözü bir, takva sahibi, Allah dostu kimseler tercih edilmelidir ki onların nurlu hâliyle hem evlerin hem de ev sahiplerinin ruhu huzur ve şifa bulsun.

Netice itibarıyla ev, yalnızca barınılan bir mekân değil; içinde yaşayanların sessiz bir tercümanıdır. Orada konuşulmayan sözler, görünmeyen hâller bile hissedilir. Ev sahibi nasıl bir gönül taşıyorsa, ev de o gönlün izlerini taşır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum