Hz. Ali’nin (r.a) Malik’e Tavsiyeleri

Hz. Ali’nin (r.a) mümeyyiz vasfı, ilim, şecaat ve cesaretiydi. Hilafet dönemi, Hz. Osman’ın (r.a) şehadetiyle başlayan kargaşa, fitne ve fesadın her tarafa yayılma istidadı gösterdiği bir zaman dilimiydi. Tayin ettiği valileri emin insanlardan ve idarecilik konusunda liyakatli kimselerden seçerdi. Mısır Valisi Malik de bunlardan birisiydi. Onu Mısır’a gönderirken aşağıdaki tavsiyelerde bulundu. Adaletin yerini bulması konusunda çok hassastı. Hukuk karşısında insanların eşit olduğunu, halife iken bir Yahudi ile mahkeme huzuruna çıkmasıyla bizzat kendisi göstermişti. “Din nasihattir” (Hadis) fehvasınca, Malik’e ettiği tavsiyeler, onun şahsında bize de ders verir ve ibret olur kanaatindeyim.

  • “Kimlerin iyi ve doğru olduğu, ancak Allah’ın insanlara söylettiği sözlerle anlaşılır. En sevimli azığın doğru ve âdil işlerin olsun. Hevesâtına hâkim ol.
  • Halkın içinde kalbinde sevgi ve merhamet duyguları, lütuf meyilleri besle. Sakın biçarelerin başına, kendilerini yutmayı bekleyen bir cani kesilme. Çünkü bunlar iki sınıftır: Ya dinde kardeşin ya yaratılışta benzerin. “Ben mutlak güce sahibim, emrederim, itaat ederler” deme. Çünkü bu kalbi fesada vermek, dini zaafa uğratmak ve felakete yaklaşmaktır.
  • Allah’a ve insanlara karşı adaletten ayrılma. Böyle yapmazsan zulmetmiş olursun. İnsanlara zulmetmenin davacısı Allah’tır.
  • İnsanlar hakkında bütün kin düğümlerini çöz. Gammazların sözüne çabuk inanma. Çünkü gammaz, ne kadar saf görünürse görünsün, yine dessastır.
  • Müşavirlerin içinde en ziyade beğeneceğin, sana acı hakikatleri herkesten çok söyleyen olsun. Sadık ve Allah’tan korkan adamları kendine sırdaş edin. Seni alkışlamalarına müsaade etme. Çünkü alkışın çoğu insanı gurura sevk eder.
  • Memurları seçerken sadece simalarını tetkik ve hüsnü zannın kâfi gelmesin. Senden önce halkın arasında iyilikleriyle tanınanları seç.
  • Her türlü çareden mahrum fukara ve felaketzedeler, kötürümler hakkında Allah’tan kork. Öyle çalış ki, huzur-u İlahiye çıktığın vakit, “Gücümün yettiği kadarını yaptım” diyebilesin.
  • Her günün işini o gün gör. Diğer günlerin kendine mahsus işi vardır.
  • Valinin hususi ve yakın adamları bulunur. Bunların iltiması, zulmü ve muamelelerde insafsızlığı görülebilir. Bu gibi durumları ortadan kaldır.
  • Sakın kendini beğenme. Sakın yüzüne karşı övülmeyi isteme. Sakın halkına ettiği iyiliği başına kakma. Yaptığı işleri mübalağalı gösterme. Sözünden/vaadinden dönme. Çünkü minnet etmek iyiliği bitirir, mübalağa hakikati söndürür, sözünden dönmek ise Yaratıcının da halkın da nefretini celbeder.
  • Sakın bir işe vaktinden önce atılma. Vakti gelince de tembellik etme. Açıklığa kavuşmamış işlerde inat etme. Her işi yerli yerince yap.”
  • Hiddetine, gazabına, eline, diline hâkim ol. (Şaban Döğen, Ashab-ı Güzin: Peygamber Yıldızları)

Dün; sair milletlere muallim, rehber ve üstad yetiştiren bizim coğrafyamız bugün, maalesef hak etmediği halde terör ve savaşla anılır olmuştur. İnsanlık şu kıssada geçen dünkü tavsiyelere bugün daha çok muhtaçtır.

Nev-i beşerin kutup yıldızları mesabesindeki yüksek şahsiyetlerin kıssalarından payımıza düşen hisseyi almak temennisiyle…

**

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum