Seçilmiş İradeye Şafak Baskını

Makaleyi Dinlemek İçin Tıklayınız

Kan kokusunu alan köpekbalığından daha tehlikelisi vardır: Petrol kokusunu alan Amerika!.

Demokrasi kelimesini diline dolayıp kelepçeyi elinden düşürmeyen güç…

Özgürlük nutukları atarken başka ülkelerin kaderine şafak vakti giren bir zorbalık…

Sandıktan çıkan iradeyi tanımayıp, iradeyi sahibinden söküp alan bir hoyratlık…

Bugün dünya, Venezuela gibi ülkelerde yaşananlara bakarken şunu sormalıdır:

Demokrasi, sadece güçlülerin hoşuna gittiği sürece mi geçerlidir?

Seçilmiş bir liderin kelepçelenerek götürülmesi hangi hukukta, hangi ahlakta, hangi evrensel değerde yer bulur?

Bir tarafta binlerce masumun kanı hâlâ kurumamışken Benjamin Netanyahu’nun kırmızı halılarla karşılanması… Sırtının sıvazlanması, elinin sıkılması, suçların görmezden gelinmesi…

Öbür tarafta ise “demokrasi” bahanesiyle bir ülkenin iradesine postallarla basılması…

Bir ülkenin seçilmiş lideri için “kaçırılma” kelimesi kullanıldığında dünya susuyor; buna da “uluslararası düzen” deniliyor.

Bugün mesele yalnızca Nicolás Maduro değildir.

Mesele, Venezuela’nın iradesinin, kâğıda yazılmış gerekçelerle gasp edilmesidir.

Sözde gerekçeler tanıdık:

“Uyuşturucu ile bağlantı”,

“İnsan hakları ihlali”,

“Demokrasiye zarar”,

“Uluslararası suçlar”…

Peki soralım:

Bu iddiaların hangi bağımsız mahkeme kararı vardır?

Hangi uluslararası yargı organı kesinleşmiş hüküm vermiştir?

Gerekçe, hukuku doğurmaz; hukuk gerekçeyi doğurur.

Ama emperyal akıl tersini sever:

Önce kelepçe, sonra gerekçe.

Bu tablo adalet değildir.

Bu tablo hukuk değildir.

Bu tablo, güçlünün hukuku; mazlumun sessizliğe terk edilmesidir.

Ve bütün bunlar olurken Birleşmiş Milletler derin bir sessizlik içindedir.

O sessizlik ki, zulmü cesaretlendiren en tehlikeli suç ortaklığıdır. Tarihe düşülen bir utanç dipnotudur.

Dünya devletleri, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” konforuna sığınmış vaziyette.

Oysa unutulan şudur:

Bugün uzaktan seyredilen zulüm, yarın kapıyı çalabilir.

Bugün başkasının iradesi çiğnenirken susanlar, yarın kendi iradeleri ayaklar altına alındığında konuşacak mecali bulamayabilir.

Demokrasi bir maske olmaktan çıkarılmadıkça,

Hukuk sadece zayıfa uygulanıp güçlüye dokunmadıkça,

Petrolün kokusu vicdanın önüne geçtikçe

Bu dünya daha güvenli bir yer olmayacak.

Ve insanlık, şu soruyla baş başa kalacak:

Biz nereye gidiyoruz — yoksa çoktan yoldan mı çıktık?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum