Meryem Dilara Sağlam

Meryem Dilara Sağlam

Kusursuzluğun Kusuru

“Ancak tövbe edip inanarak erdemli işler yapanın durumu başkadır; Allah böylelerinin kötü hallerini iyiye çevirecektir. Allah çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.”
(Furkan-70)

Hatasız olmak bizim yaratılma gayemizde yoktur. Bu insanın kendine yüklediği bir kambur olur sadece. Bir hadis-i şerifte Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: "Eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah sizi helak eder ve yerinize günah işleyip, peşinden tövbe eden kullar yaratırdı."

İnsan, fıtratını ve hayatı tanıdıkça Allah’ı tanıyor. Aklında olan sorulara birebir cevap buluyor. Yaptığı hatalar yüzünden insanlar tarafından dışlanan birine kucak açıyor sonsuz bir merhamet, teslim oldukça insan tedavi oluyor. Samimi bir tövbe ardından nice şükürler doğuyor. Pişmanlık yerini ders almaya, kalp olaydan kopup gerçek olana bağlanmaya başlıyor. “Biz insanı en güzel şekilde yarattık“ diyor Allah. Güzel olanın da hatanın ardından gelen pişmanlıkla olduğunu bildiriyor. Bir bebeğin yürümeyi öğrenmeden önce düşüp kalkması ama en sonunda koşar hale gelen bir bireye dönüşmesi gibi doğal bir süreç insanın hataları. Mürşid-i kâmil olmadan yaptığım hatalarda öğrendiklerim şimdiki kimliğimi oluşturuyor. Hatadan sonra ısrarcı mısın? Yoksa sonsuz merhametten talep halinde misin? Sorusu bekliyor insanı. İşte Ben’i oluşturan kısım burası. Seçimin en zor ama en kıymetli olduğu kısım geliyor. Samimi pişmanlık o kadar değerli oluyor ki Allah nezdinde, Allah günahın affının ardından sevaba çevireceğini de vadediyor. İnsan üstü bir merhameti de tam burada algılıyoruz. İstiğfar bizi temizlemekle kalmayıp hayat öğrenciliğimize rehber oluyor. Önce kendini tanıtıyor, ne kadar zayıf olduğumuzu bildiriyor ve böylece Allah’a sığınmamız davet ediliyor, bu da insanın yükünü hafifletiyor. İnsan, pergelin bir ucuna İslam’ı koysun ve sonra diğer ucu ne kadar açıp dönse de her işin merkezinde Allah’ı görür oluyor. İnsan fıtratı; aceleci, nankör, cimri, haris, zalim, menfaatçi, kıskanç ve zayıf yaratılmışken bunların bulunmadığı bir İlah onu görüp anlıyor ve merhamet ediyor. Kişi kendini doğru okudukça ruhsal bunalımı azalıyor, fıtratında olan zaafını kendi tekamülünü tamamlamak için kullanıyor. Böylece günahları bilmenin sevap olduğu kısma da ulaşıyor.

Hayatımızda olan iniş çıkışlarla diri kalıyoruz. İnsan işlediği günahlar sonucu affedilmeyeceğini düşündüğünde Hz. Vahşi’yi hatırlamalı. Zor bir işe girişip sonunu getiremeyeceğini hissettiğinde Hz. Musa’yı hatırlamalı; denizin yarılması için asayı yere vurmasına Allah’ın ihtiyacı yoktu. Allah yardım için peygamberlerden bile eylem istemişken biz de kapıları çalıp fiili duada da bulunmalıyız. Biz bir ağacı salladığımızda elmaya sahip olurken, Hz. Meryem’e Allah kusursuz bir sofra bahşetmiştir. Samimi bir ihlas insanın hayatında böyle mucizeler oluşturur ve daha nice olayları Allah bize örnek almak ve akıl yürütmek için bildirmiştir. İlim öğrenmenin kaynağı akıl, amelin ki ise iradedir. İrade konuya göre yaptıklarımız veya yapmadıklarımızdır, seçimlerimizdir. Allah’ın yardımı hepimize aynı yakınlıktadır. Seni zaaflarınla, eksikliklerinle kabul eden tek varlıktır.

Her günahından sonra tövbe edebildiğin kadar mükemmel olursun. Sana tövbe için bir gün veya bir nefes daha veren yaratıcıyla bir olduğunda, aradığın kusursuzluğun sağlıklı olanına ulaşırsın. Anlamamız gereken en temel konu yaptığımız hatada ısrarcı olmadan zaafımızı bilip bununla mücadele etmektir.

Günümüzde bazı kişiler psikolog ile görüşmeyi yadırgarlar hatta inançlıysa gerek olmayacağı düşünülür. Ama unutulur ki dinimizde istişarenin önemi büyüktür. Sahabeler her sohbet bitiminde dağılmadan önce Asr Suresini okurlardı. Asr suresinin son ayetinde “Ancak iman edip sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabretmeyi öğütleyenler müstesna!” buyurulmuştur.

Konu insanın manevi dünyasının kurtuluşuysa bizim de kurtuluşumuz için hakkı tavsiye etmek yaşam gayelerimizden biridir. Kusurunu gördüğümüz kişi üzerinde tek hakkımız doğru yolu göstermektir; tekfir etmek değil. Allah’ın tövbe konusunda bu kadar vahiyde bulunmasının üzerine, kim insana mükemmel olmayı dayatabilir?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum