Filistin'de Son Durum

Dünyanın gözleri önünde tarihin en büyük trajedilerinden biri yaşanıyor. Gazze Şeridi bombardımanların, yıkımın, açlığın, susuzluğun, salgın hastalıkların ve bir soykırım sürecinin sahnesi haline gelmiş durumda. Uluslararası hukuk örgütleri ve hiçbir fonksiyonu olmayan Bir(leş)miş Milletler raporlarına göre, Siyonistlerin bölgede çizdiği tablo Filistin halkının sistematik olarak ortadan kaldırılması amacını gütmekte.

Gazze’deki felaket ve soykırım yüz binlerce aileyi temel yaşam kaynaklarından mahrum bırakıyor.

​Gazze nüfusunun neredeyse tamamı birden fazla kez yerinden edildi. Evleri, okulları ve mahalleleri harabeye dönen sayısız insan; plastikten, naylondan yapılma derme çatma çadırlarda hayat mücadelesi veriyor. Yazın kavurucu sıcaklarına, kışın ise sel ve çamura mahkûm ediliyor, hiç bir koruma özelliği olmayan bu çadırlarda bir de güvenlik sorunu yaşanıyor.

​Gıda ve temiz su yardımlarının kısıtlanması, bölgedeki krizin boyutunu kat kat büyütüyor.

​Gazze’de yetersiz beslenmeye mahkûm edilen yüz binlerce çocuk bulunuyor. Çeşitli ülkelerden, bilhassa Türkiye'den bir çok yardım kuruluşu bağışçıların desteği ile seyyar mutfaklarda pişirdikleri sıcak yemekleri, poşetler dolusu sebze - meyveleri kıtlık çeken Gazzelilere ulaştırmaya çalışıyor. Mağdur ve mazlum müslümana yardım için vatanını, ailesini bırakıp Gazze'ye gelmiş, ora insanı ile birlikte aynı tehlikeli ve zor hayata göğüs geren, fedakâr, yiğit, imanlı nice gönüllünün kazanlar dolusu yemekler pişirip dağıtmasına rağmen yetişemediği, günlerce tek bir sıcak öğün bulamayanlar var. Açlıktan bir deri bir kemik kalmış insanlar görüyoruz.

17 yaşındaki gencin hem hastalık hem yetersiz beslenme yüzünden 7 kiloya düşmesi, Cuma günü minbere çıkan imamın cemaate "Ben açım, konuşacak takatim yok. Siz de açsınız dinleyecek takatiniz yok" deyip hutbe okuyamadan minberden inmesi, namaz kılıp dağılmaları durumun vehametini ortaya koyması açısından çarpıcı iki örnek.

Temiz içme suyu altyapısının imha edilmesi nedeniyle halk, kirli su kaynaklarını kullanmak zorunda kalıyor. Bu durum mide - bağırsak hastalıklarına ve salgınlara yol açıyor.

Salgın hastalıkların sebeplerinden biri de mel'un kavmin genetiğini bozduğu saldırgan fareleri Filistinlilerin barınmaya çalıştığı çadırlara salması. Bu fareler insanların, bilhassa savunmasız küçük çocukların uzuvlarını kemiriyor. Bu yüzden bölge halkı uyku uyumaya korkuyor. Hatta diyabet hastalığı yüzünden his kaybı olan bazılarının uykudan uyandığı zaman parmaklarının yendiğini fark ettiği söyleniyor. Fareler gıda malzemelerinin, un çuvallarının içine giriyor ve bulaştırdıkları mikroplarla hastalıkların yayılmasına sebebiyet veriyor.

Katil - terörist devletin, bu canavar fareleri devreye sokması ile eskisi kadar yoğun bombalama yapmadığı, katliamın şeklini değiştirdiği gelen bilgiler arasında.

Öyle veya böyle Filistin'de - Gazze'de de her gün bir çok Müslüman şehit oluyor.

​Hastane ve sağlık tesisi namına hiçbir şey bırakılmalığı, doktorlar İsrail hapishanelerinde esir tutulduğu ve zaten tıbbi malzeme de olmadığı için hastalananlar, yaralananlar kaderiyle baş başa kalıyor.

​Kanser, böbrek yetmezliği ve diyabet gibi kronik hastalığı olan binlerce hasta tedaviye ulaşamadığı için hayatını kaybediyor.

Uluslararası hukuk kuralları hiçe sayılarak yardım koridorları kapatılıyor, bir çok ülkeden Filistin halkına gönderilen yardım tırları işgalci Siyonistlerce engelleniyor.

ilaçsızlık, kirli su ve açlık nedeniyle ölümlerin bilançosu her geçen gün artıyor.

​Okullar, üniversiteler ve ibadethanelerin tahrip edilmesi, kültürel ve sosyal yıkımı beraberinde getiriyor, böylece bir milletin tarihî hafızası siliniyor.

Her şeye rağmen şanlı Filistin halkı çocuklarına çadırlarda, en ilkel şartlarda eğitim sağlamaya gayret ediyor.

​Yaşanan bu felâketin en ağır bedelini hiç şüphesiz çocuklar ödüyor. Bombaların gölgesinde, Siyonist postalları altında büyüyen bir nesil yetişiyor. Yaşanan ağır psikolojik travmalar, Gazze’deki çocukların hem bugününü hem de istikbalini elinden alıyor. Yıllardır en ağır zulümlere, işkencelere maruz kalan, sevdiklerini kaybeden, bombalar yüzünden kolu - bacağı kopan çocuklar, gençler, yani yeni nesil, Siyonistlerin yaşattığı travmaları nasıl atlatacak, bir daha nasıl yüzleri gülecek? Acaba bir daha mutlu olabilecekler mi? Allah bilir.

8,3 milyarlık nüfusa sahip koca dünyada bir avuç Siyonistin fütursuzca, hadsizce, alçakça istediği her cürmü işleyebilmesi ve ona "dur" diyecek kimsenin çıkmaması insanlık adına utanç verici. Bu soykırım direkt ya da indirekt failleriyle tarihe kara bir leke olarak geçecek.

Filistin bir gün mutlaka özgürlüğüne kavuşacak. Müslüman kardeşlerimiz bu korkunç dönemi bir gün geride bırakacak, aileleri ile birlikte bir çatının altında, sıcak yuvalarında, rahat yataklarında, güven içinde uyuyacaklar. Sofralarında yiyecek yemekleri, içecek tertemiz suları olacak. Yürekten inanıyoruz. Çünkü küfür devam eder, zulüm devam etmez. Fakat ne yazık ki katliama uğrayan, İsrail zindanlarında işkencenin her türlüsünü gören bu nesil ölene kadar bedenlerinde, ruhlarında açılan yaralarla yaşayacak.

Ne demiş aziz üstadımız: "Cennet ucuz değil, cehennem dahi lüzumsuz değil."

İmanın zirvesindeki Filistin halkı pek pahalı olan cennet için büyük bir bedel öderken, işgalci Siyonistler, destekçileri ve mazlum bir milletin yok edilişine seyirci kalan, bir türlü İttihad-ı İslamı sağlayamayan, zulmün önüne geçemeyen gafil müslümanlar da cehenneme davetiye çıkarır gibi bir hal içindeler.

​Gazze'de yaşananlar, oradaki müslümanların olduğu kadar tüm insanlığın ve bilhassa İslam aleminin imtihanı. Onca zulme rağmen imanlarından ve topraklarından vazgeçmeyen Gazze halkı şerefli duruşuyla tarihe kazınacak, iftiharla yad edilecek. Zalimler ve zulme göz yumanlar da nefret ve lânetle anılacak.

Unutmayalım. Filistin'i daima gündemimizde tutalım, dua edelim, elimizden ne geliyorsa maddî - manevî destekte bulunalım, titizlikle boykota devam edelim.

Cenab-ı Hakk Gazze'deki mazlum kardeşlerimize katından bir yardım ve kurtuluş nasip eylesin. Şehitlerin şehadetini kabul, yaralılara acil şifalar ihsan eylesin. Mescid-i Aksa'yı ve Filistin topraklarını işgalci kefereden kurtarsın; İslam âlemine basiret, vahdet ve tam bir uyanış lûtfetsin. Âmin.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
BİLİYOR MUSUNUZ? Araştırmalar gösteriyor ki düzenli yorum alan bir yazar, kendisini bekleyen kitleyi daha iyi anlıyor ve kendisinden beklenen çalışmaları ortaya koymak için yazma disiplinine bağlı kalıyor. Unutmayın nezaketle yorum yapan her okuyucu yazarın editörüdür.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.