Hüsniye Ünal
Aynalama
Psikolojide "Aynalama (mirroring)" diye bir terim vardır. Bu, birinin ya da birilerinin hareketlerini, tutumlarını taklit etme olarak tanımlanır.
Aynalama, anne babanın taklidiyle çocuklukta başlayan ve bir ömür süren, müspet - menfî olmak üzere ikiye ayrılan, hislere dayalı bir eylemdir.
Müspet tarafı; aile, çevre ve toplumdaki insanlarla uyum içinde yaşamayı, ilişkilerde empati kurabilmeyi sağlamak için iletişim aracı olarak kullanılan bir yöntem olmasıdır.
Müspet aynalama yapan kişi karşısındakinin duygu ve düşüncelerini daha iyi anlar. Vicdan, merhamet ve hoşgörü duyguları gelişmiştir. Emindir. Kimseye zarar vermez. Çünkü daima empatiyle hareket eder.
Bu yönüyle aynalama son derece faydalı bir duygudur.
Aynalamanın bir de menfî türü var ki, ona "rekabet temelli aynalama" diyoruz.
İnsanî ilişkiler açısından son derece zararlı olan bu tür aynalamada sürekli başkalarıyla rekabet etme, kıskançlık, bencillik, yalancılık, olduğundan fazla görünme hâli mevcuttur. Bu kişiler karşılarındakinde gördükleri üstün özellikleri abartılı bir şekilde kendilerine mal etmeye çalışır,başkalarının başarılarını kendileri için tehdit gibi algılar ve rekabete girişirler. Böylelikle yalan, iki yüzlülük, gösteriş gibi kötü ahlaka kapı açılır.
Meseleyi bir örnekle açıklamak yerinde olur. Kütüphanede tanışıp arkadaşlık kuran iki öğrenciden biri, öbür arkadaşının gittiği ülkeleri, gösterdiği başarıları, aile yapısını vs… öğrenince kafasında bir senaryo yazıyor. Ve arkadaşının sahip oldukları, sanki kendisinde de fazlasıyla varmış gibi hikayeler uyduruyor. Fakat "yalancının mumu yatsıya kadar yanar" dedikleri gibi onun da yalanları tez zamanda meydana çıkıyor. Hatta bu şahsın herkese böyle yaptığı bu yüzden de etrafında kimse kalmadığı ifşa oluyor.
İşte bu örnekteki gibi, "rekabet temelli aynalama" nın sebebi çoğunlukla beğenilme, onaylanma, takdir edilme, kendisini karşısındakinden üstün gösterme gibi arzuları netice veren etkenler yetersizlik hissi, aşağılık kompleksi ve kişiliğin gelişmemesidir.
"Müspet aynalama", empati ile insanî ilişkilerin gelişmesine, bağlılık, muhabbet, uhuvvet gibi güzel duyguların yayılmasına, toplumsal tesanüde ne kadar katkı sağlarsa, "rekabet temelli menfî aynalama" da öyle, bünyesinde barındırdığı riyâ, güvensizlik, başkalarıyla yarışma, haset gibi kötü huyların insanları birbirinden uzaklaştırmasına ve toplumsal birliğin bozulmasına sebep olur.
Bu, psikolojik bir sorundur. Çözümü ise ancak hâzık bir hekimden alınan iyi bir davranış terapisiyle birlikte nefs terbiyesi ve imanla olabilir.
Kişi kendisinde bulunan sorunu farkedip (temelinde aşağılık kompleksi yatan) enaniyetini izale etmeye çalışmalı, kıyas yapmamalı, "Müslümanlar kardeştir", "Allah böbürlenenleri sevmez" âyetlerinde olduğu gibi müslüman kardeşi ile yarışmamalı, ona üstünlük kurmaya çalışmamalı. Bil'akis ona daima yardımcı, destek ve güç olmalı. Kendi nefsi için isteğini müslüman kardeşi için de istemeli.
Herkesin nasibi kaderle belirlenmiştir. Nasibine razı olmalı.. Ki rahat etsin. Hiç kimse Cenab-ı Hakk'ın, kendisine takdir ettiğinin dışında bir şey elde edemez
Bu idrak ve şuurla niyaz ediyoruz ki ;
Allah’ım, kalplerimizdeki gizli rekabet, kıskançlık ve riyâ gibi kötü duyguları temizle. Bizi samimiyet, merhamet, uhuvvet ve güzel ahlak üzere sabit kıl. Nefsimizi bize doğru göster, hatalarımızı fark edip düzeltmeyi nasip et. Kardeşlik duygusunu kalplerimize yerleştir, nasibimize rıza ve ruhumuza huzur ihsan eyle. Âmin.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.