Ali Sarıkaya
Bayramın Ardından
Bayramlar bizim kültürümüzde sevinç, mutluluk, coşku demektir. Kelime olarak “îd” geri dönmek anlamına da gelen “âde” kökünden gelmekte ve esenliğe ulaşma, kulluk etme, bayram coşku ve sevincine ulaşma anlamında kullanılmaktadır. Bayramın içinde kulluk etme anlamı da olması münasebeti ile kurban bayramları kulluğun şahikasına ulaşıldığı zamanlardır.
Kurban bayramı hac ibadetinin yapıldığı zaman dilimidir. Hac, İslam şeairinin en büyüklerindendir. Bir kulun ulaşabileceği en yüksek kulluk seviyelerinden birisidir. Arafat bunun zirve noktasıdır.
Kurban gibi maddenin faniliğini anlayıp, maddi imkânı verenin yolunda onu feda etme alışkanlığı kazanmanın hayata geçirildiği zamandır kurban bayramı. Hayatın içerisinde imtihana çekileceğimiz önemli konu başlıklarından birisi maddi imkânlarımız ve onları nasıl kazanıp nerelerde harcadığımız olacaktır. Madde hayatın içinde bir parça olduğu halde bazen göze düşen kıl gibi görme ufkunu tamamen karartabilmektedir. Hayat maddilikten ibaret değildir. Ancak, ufkunu kaybedenler onu öne çıkarıp hayatın hedefi haline getirmeye bakarlar. Cennete uzanacak büyük ufukların doldurması gereken hayatın önünde bir kıl olan madde, bütün ufku karanlığa mahkûm edebilir. Asıl hedeften koparıp, çok tali şeylerle oyalayabilir. Kurban bayramı maddiliği ve maddeye esir olmayı kaldırıp, Allah yolunda maddi varlığının bir parçasını kurban ederek ebediyete uzanan ufkunun önünü açmaya çalışmaktır.
Kurbanda Hz. İbrahim’in (a.s.) sadakati, Hz. İsmail’in (a.s.) teslimiyeti vardır. “Elest bezminde”, Allah’a verilen o kulluk sözünde sadakat gösterenler, Hz. İbrahim (a.s.) gibi hangi sevdiğini, dünyevileşmenin hangi meselesini kurban edecek? Sözünde sadakatin gereği olarak sevdiği dünyalıklardan hangisini feda edecek? Hz. İsmail’in (a.s.) teslimiyeti içinde kulluk sınırları içinde hangi teslimiyeti göstermek gerekecek? Bu bayram, sadakatin ve teslimiyetin ayrıştırıcı mihenk taşı olacak. Kurban, bir samimiyet imtihanıdır. Dileğimiz, bütün inananlar bu imtihanı başarı ile vermiş olsunlar.
Bunu bir et bayramı olarak görenler, hep mide penceresinden bakanlar, dünyevileşmenin neresinde olduklarını sorgulamak durumundalar. Bir ibadeti bu kadar dünyevileştirmenin ne demek olduğunu anlamak gibi bir sorumlulukları olmalıdır. Dünyevileşme sadece mal mülk açısından değil, zihinlerde ve hadiselere bakış açısından da kendini hissettirmektedir. Kurbana bakış açısında olduğu gibi.
Kendisine hayvan sever diyenlerin kurbana bakış açısı ise dünyevileşmenin uç noktasıdır. Onların gözleri yaratıcıya kulluk tarafına kapalıdır. Sadece dünyaya ve maddi hayata bakmaktadır. Kulluk ifade eden kısmına gözleri kapalıdır. Bu cihete kör olan bir gözle yorum yapmak, körün fil tarifine benzer. Yaptığı bütün tarifler yanlış ve eksik çıkacaktır. Bu noktadan bakınca onların kurbanı anlamaları mümkün değildir. İtirazlarının da bir kıymeti yoktur.
Kurbanı kulluğa geri dönmek, İbrahim (a.s.) gibi sadakate geri dönmek, İsmail (a.s.) gibi teslimiyete geri dönmek, şeytana Mina’da atılan taşlar gibi dünyevileştirerek kulluğa kusur veren işlerimizi şeytanı taşlar gibi taşlama şeklinde anlayarak, ruhi ve fikri hayatımızı sadakat ve teslimiyetle düzene sokarak bayrama bu manada bakabildiğimiz gün asıl bayram o gün olacaktır.
Nice bayramlara… Bayram gibi bayram ederek…
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.