Said Yargıcı
Allah’ın Zarar Dokundurması ve Hayır Dilemesi Ne Demektir?
Ve Eğer Allah bir sana bir zarar dokunduracak olursa, onu O’ndan başka giderecek yoktur. Ve eğer sana bir hayır dilerse, o zaman da O’nun hayrını engelleyebilecek kimse yoktur. O, lütfunu dilediği kuluna nasip eder. Allah Gafur ve Rahimdir.
(Yunus, 10/107)
Var olan şeyler ya zararlıdır, ya faydalıdır, ya da ne faydası ne de zararı olan şeylerdir. Faydalı olan şeyler hayır olduğu gibi, faydası da zararı da olmayan şeyler de hayır olarak isimlendirilmektedir. Hayrın böyle geniş bir anlamı vardır. Zararın içine küfür, isyan, günah, hastalıklar, musibetler, felaketler, yaralanmalar, kazalar, belalar girmektedir. Hayrın içine ise, iman, ibadet, güzel ahlak, Allah’ın verdiği sayısız nimetler girmektedir. Küfrü ve isyanı bir zarar olarak insana Allah dokundurmaz. Yani bir insanı Allah zorla küfre ve günaha sevk etmez, ona cebir uygulamaz. Eğer cebir uygulasa o halde insanları imtihan etmesinin bir anlamı kalmazdı.
O halde ayette bildirilen Allah’ın insana zarar dokundurması küfür, isyan ve günah bakımından değildir. İnsan kötülük yapmayı ister, Allah da o kötülüğü sınavın gereği olarak yaratır. Kafir olmak isteyen, günah işlemek isteyen bir insanın küfrünü ve günahını Cenab-ı Hak engellemez.
Bu yüzden ayette bahsedilen zarar, insanın başına gelen hastalıklar, musibetler, kazalar, felaketlerdir. Bunlardan bazılarına insanın kendisini iradesini kötüye kullanarak sebep olmuş olabilir. Ama bir çoğuna da insan iradesi karışmamıştır.
Siz kaldırımda giderken araba gelip size çarpışsa bunun sizin iradenizle bir ilgisi yoktur. Yolda gideren bir evin balkonunda başınıza çiçek saksısı, ya da duvardan bir taş düşmüş ve siz sakatlanmışsanız bunun sizin iradenizle bir ilgisi yoktur. Siz sağlığınızı korumak için çok çalıştığınız halde hasta oluyorsanız bunun sizin iradenizle bir ilgisi yoktur. Nitekim bir çok hastalıkların da gerçek sebebi bilinmiyor. Gerçek sebep inançlı bir insan için her zaman bellidir. Allah. Cenab-ı Hakkın insana saydığımız ya da sayamadığımız hususlarda zarar verme iradesi ve gücü vardır. Eğer O sizi hasta etmek isterse, bunu engelleyecek kim vardır? Eğer o bizi kanser edecek olursa, bunu engelleyecek hangi doktor vardır? Eğer biz kaldırımdan giderken araba bize çarpar ve bizi sakat bırakacak olursa, bunu engelleyecek kim vardır? Bu tür sırlı olayları Allahtan başka kimse engelleyemez.
Sadakanın belayı def etmesini bu açıdan düşünmek mümkündür. İnsan bir başka insana iyilik yaptığı zaman, maddi ya da manevi olarak iyilik yaptığında bu, Cenab-ı Hakkı razı ederse başımıza gelecek bir hastalığını, bir felaketi engeller. Nitekim bir kazayı ucuz atlatan insanlar için “Verilmiş sadakası varmış” deriz. Tapılan putlar, mallar, evler, arabalar, futbol, liderler hiçbirisi insanın kaderinde olan bir şeyi engelleyemez. O’na sığınmaktan başka bir çare yoktur.
Eğer Cenab-ı Bir insana hayır dilerse, Allah’ın fazl ve ihsanını kim engelleyebilir.? Ahirette imanla ölen insanlara vereceği sonsuz ihsan ve ikramlarını kim ortadan kaldırabilir? Bu dünyada insana maddi imkanlar bahşederse bunu da kimse engelleyemez. Ama bu da bir imtihan sebebi olur. İnsan günah işleyebilir, hata yapabilir. İyi bir tevbe ederse, Cenab-ı Hak bunu fazlı ile affedebilir. Bu affını da dilediğine isabet ettirir. Amelleri ve niyetlerinden razı olduğu, hoşnut olduğu insanları affına mazhar eder. Bu tamamen Cenab-ı Hakkın Külli iradesine bağlı bir şeydir. Bu yüzden biz her zaman Cenab-ı Haktan hayır istemeliyiz, fazlına talip olmalıyız, af dilemeliyiz. Onun hoşnutluğunu, rızasını kazanmak için çaba göstermeliyiz.
Cenab-ı Hakkın ayetin sonunda Gafur ve Rahim olarak zikredilmesi, günahlarımızdan af dilediğimiz takdirde O’nun bu çok affedici, çok şefkatli anlamlarına gelen bu isimleriyle bizim imdadımıza koştuğunu, her zaman bizim O’na yalvarmamız gerektiğini bildirmek içindir.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.