Atilla Yargıcı
Maduro’ya Yapılan Haydutluk ve Yapmamız Gereken İki Önemli Husus
Maduro nasıl bir insandır, iyi midir, kötü müdür? Orasını ben bilemem. Venezuela halkı bilir. Hakikaten devlet olarak uyuşturucu sevkiyatı yapıyor mu Amerika’ya? Dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip, yaklaşık 27 trilyon dolarlık bir rezervdir bu, bir ülke, bir devlet niçin uyuşturucu işi yapsın ki?
Amerika yaklaşık 37 trilyon dolarlık dış borcu olan bir ülke. Ekonomi ciddi sıkıntıda. Amerika’nın bazı ülkelere çökmesi gerekiyordu farklı gerekçelerle, bahanelerle. Irak’a çöktü. 2003 yılından itibaren yayılan zorunlu bir anlaşmayla Irak’ın petrol gelirleri Amerikan merkez bankasına gidiyor. ABD’nin izin verdiği ölçüde bu paraların çok az bir kısmı Irak yönetiminin kontrolü altında bulunuyor. Şu anda Irak’ın 120 milyar dolar petrol geliri Amerika’da bulunuyor. Irak’ın dış borçları da hemen hemen o kadar. Irak’a özgürlük. Demokrasi bu şekilde gelmiş oluyor. Amerika’nın Irak’ı işgalini BM Güvenlik Konseyi de onaylamıştı. Yani Birleşmiş milletler Amerika’nın hizmetinde.
Libya’ya çöktü. Suriye’de SDG terör örgütüyle DEAŞ’la mücadele adı altında işbirliği yaptı ve Suriye’de bir çok üst kurdu. Tespit edebildiğimiz kadarıyla ABD güçleri, halihazırda Fırat'ın doğusundaki Haseke, Rakka ve Deyrizor illeri ile Halep iline bağlı Aynularab (Kobani) ilçesinde 21 üs ve askeri noktada varlık gösteriyor. israil-İran çatışmasında israil zorda kalınca doğrudan İran’a saldırdı. Bu arada Yemen’e saldırılar düzenliyor. Amerika büyük ekseriyeti 1999 yılından sonra olmak üzere beş yüzden fazla müdahalede veya operasyonda bulunmuş. En son bağımsız bir ülke olan Venezuela başkanına operasyon yaptı. Başkan ve eşini paketleyip Amerika’ya götürdüler. Orada yargılayacaklarmış. İlginç olan Maduro’yu yargılayacak yargıcın Yahudi olması. Bu arada Venezuela Filistin’e verdiği destekle de biliniyordu.
Operasyonun ardından Trump ülkenin petrol yataklarını işletmek için harekete geçti. Asıl amacın ne olduğu da ortaya çıkmış oldu böylece. Amerika güç zehirlenmesi yaşıyor. “Güç bende, teknoloji bende. Ben istediğim ülkenin istediğim devlet başkanına operasyon çekebilirim. Böyle bir gücüm var. Ve kimse bana engel olamaz” diyor. Ve yapıyor da. Beş ülkeyi daha tehdit etmiş durumda. Bu arada İran’da ajanları vasıtasıyla karışıklık çıkartmış. Konu ekonomi. Halkı galeyana getirmenin en önemli yolu. Mısır’da da öyle olmuştu. Bir çok ülkede ekonomi üzerinden bir plan yapılıyor. Tabii hainlik yapan ajanların yıllarca titiz çalışmalarıyla oluyor bu. Amerika İran’a müdahale sinyalleri veriyor.
Rejimi seversiniz ya da sevmezsiniz o ayrı bir mesele. Ama israil’e karşı son 12 günlük çatışmada önemli bir tehdit olduğu anlaşıldı. Bu yüzden bu tehdidin bir bahane ile ortadan kaldırılması gerekiyor. Mısır, Ürdün, Libya, Irak ve körfez ülkeleri israil için ciddi bir sorun değil. Çoğu Amerika kontrolünde. Şimdi Sıra İran’a geliyor. Hiç şüpheniz olmasın bu dost görünümde gerçek düşman olan Amerika fırsatını bulduğunda israil’in önünü açmak için Türkiye’de de dolaylı olarak saldırabilir. Vekil güçleri kullanarak.
Amerika dünyanın en büyük askeri gücüne ve ekonomik gücüne sahip ülkelerin başında yer alıyor.
Amerika'nın dünyada 800 üssü var. Bunlardan -resmi rakamlara göre- 3’ü Türkiye’de. Küçücük Yunanistan’da bile yeni eklenenlerle bilinen 9 üssü bulunuyor. Bizim de içinde bulunduğumuz bölgelerde ABD’nin israil, Türkiye, Bahreyn, Kuveyt, Umman, Katar, Suudi Arabistan, BAE, Ürdün, Irak, Suriye, Cibuti ve Mısır bulunuyor. Aslında Amerika dünyanın her yerinde istediği yere istediği harekatı yapabilecek bir kabiliyete sahip.
ABD bu güce birlik sayesinde ulaşmış. ABD 50 eyaletten oluşuyor. 300 milyondan fazla nüfus. Bu birleşik devletler statüsü onun ekonomik ve askeri bakımdan güçlenmesini sağlıyor. Bu haliyle Osmanlı Devlet sistemini kendisine örnek almışa benziyor. Güç olmanın birlik olmaktan geçtiğini çok iyi biliyor. Ama güçlü olmasını bir şeye daha borçlu. Çeşitli taktiklerle küçük ülkelerin birleşmesini engellemek, büyük ülkeleri doğrudan ya da dolaylı olarak işgal ederek küçük hale getirmek. Güçlü ama zalim bir ülke Amerika. Güçlü olanın her zaman haklı olduğunu vahşi ilkesiyle hareket ediyor. Darwinizmin ilkesi bu. Güçlü olan ayakta kalır. Haklı haksız diye bir şey yok. güçlüysen haklısındır. Bu yüzden uluslararası hukuk diye bir kavram da kalmadı artık.
Türkiye gibi ülkeler vakit geçmeden, başlarına bu Haydut ve Terörist ülke olan Amerika’nın bir saldırısına uğramadan ekonomik ve askeri güçlerini birleştirmek zorunda. Bir de düşmanın silahıyla silahlanmak şart. Düşmanlardan daha güçlü silahlara, caydırıcı silahlara ve savunma sistemlerine sahip olmak ve aktif olarak kullanabilmek şart. Türkiye’nin kendisini ekonomik ve askeri olarak tam bağımsız kılacak savunma sanayi konusundaki çabaları bir vatandaş olarak beni gururlandırıyor ve çok daha hızlı ve çok daha güçlü olmak zorunda olduğumuzu Maduro operasyonundan sonra daha iyi anlıyoruz. Artık birliğin adını koymak lazım. Sayın Cumhurbaşkanımız saygın konumundan dolayı bu konuda öncülük yapabilir. Belki de yapıyordur bilemiyorum. Yarın sadece bizim için değil coğrafyamızda bulunan bütün ülkeler için çok geç olabilir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.