Gönül kırgınlığım var imiş meğer!

İletişimimiz bizim bu hayattaki konumumuzu belirleyen en belirgin temel şeydir. Kişi önce görüntüsüyle değerini gösterir sonra da konuşmalarıyla, üslubuyla önemini arttırır. Muamellatta duruşumuza bir bakalım. Komşuluk, arkadaşlık, akrabalık vs. gibi işlerimizde bağımızı diri tutan temel şeydir iletişim.

Tebessümün sadaka olduğu İslam dininde güzel söz ve üslubun yeri kim bilir nasıldır?

Kuran-ı Kerim bizlere güzel söz sahibi kimsenin misalini vermekte,

Allah’ın nasıl bir misal getirdiğini görmedin mi? Güzel sözü, kökü sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaca benzetti. O ağaç, rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara böyle misaller getirmektedir.” (İbrahim, 24-25)

Kötü bir sözün de akıbeti şudur, “Kötü sözün misali de kökü yerden sökülmüş, ayakta duramayan kötü bir ağaçtır.” (İbrahim, 26)

Bazı zamanlar vardır ki bir söz ile dağlar devirmenin vermiş olduğu hüznü içimizde taşırız. Yüce Rabbimizin tüm varlıklar arasında en üstün olarak yarattığı bir gönlü kırarken hiç çekinmeyiz. Sonrasında ne olur? Belki kopmayacak kadar sağlam olan bağlarımızı birkaç hecelik sözde koparmış, paramparça etmiş oluruz.

Yunus Emre’nin kıymetli dizelerinin birinde,

Laf ola kese savaşı, laf ola kestire başı…

İfadesi geçmekte, yıllar boyunca bazı insanlar konuşmaları ile savaşları kesen, barışı sağlayan konumda bulunurken bazı insanlar ise sözleri ile hayatını noktalamıştır. Sözlerin tılsımı vardır ve bu noktada pek kıymetlidir.

Düşünmek insana verilmiş en güzel nimettir. İnsan düşünerek yolunu aydınlatabilir ve hayatını daha sağlıklı idame ettirebilir. Patavatsızlık dediğimiz düşünmeden konuşma eylemi çoğu zaman “Kestire başı” ifadesi gibi sonuçlar doğurur. İnsan iki dinleyip bir söylemelidir.

Peki ya bizler her zaman karşımızdakini mi dinlemeliyiz? Ya da iletişim halinde bulunduğumuz insanı dinlemek yeterli midir?

İşte bu noktada marifet açığa çıkıyor. Kişi kendisini de dinleyebilme kabiliyetine sahip olmalı. Geceleri başımızı yastığa koyduğumuzda kalbimizin sesi kulaklarımızda yankılanır, öyle değil mi? Geceler kendi iç dünyamızla muhasebe zamanımızdır. Patavatsızlıklarımız, konuşmalarımız ruhumuzu daraltır da daraltır. Kendimizi dinleyerek marifet yolunda ilerlemek için geliştirmeliyiz. İkili diyaloglarımızda aslen dört kişilik bir konuşma münasebetimiz vardır. Her kişi iç dünyası ile beraber iki kişidir. Laflarımız içimizdeki biz ile süzgeçlenir ve dışarıya bu şekilde yansır. Yine atalarımızın söylediği o kıymetli sözlerden birisi ile konumuza örnek verelim. “Testinin içinde ne varsa dışarıya onu sızdırır” Bu söz varsa kırık gönlümüz onu tamir etmeli çünkü bizim gönlümüzün kırılmasına vesile olan o sözler aslında karşı tarafın gönlünde olanlardır ve varsa kötü sızdırdığımız sözler onlara çare aramalıyız. Gönül kırgınlığı kolay tamir olmaz! Her ne kadar “Ben kindarım, unutamam” diyerek içini ferahlatmaya çalışan insanlar varsa da bu çoğu zaman kindarlıktan değil gönlümüzdeki nahiflikten kaynaklanmaktadır.

İnsan kırıldığı yerden tekrar çiçekler açabilir. En zor olan nokta da bu olabilir. Bir hocama gönül kırgınlığımdan bahsettiğimde bana üç nasihatte bulundu ve bu tavsiyeler çok şaşırtmıştı beni.

İlk olarak insan kırgınlık gibi bir durumla karşılaştığı için Tövbe etmeli. Bu durumdan ötürü varsa kınamaları, şaşırmaları bundan Allah’a sığınmalı. İkinci olarak karşı taraf için dua etmeli. Evet bana en zor gelen kısım da burasıydı. Karşı taraf hidayete ulaşsın diye Allah’tan yardım dilemek! Her ne kadar kırılmışsak da bu geçicidir. İnsanın acıları aynı tesir ile kalmaya devam etmiyor. Elhamdülillah!

Üçüncü olarak da bütün bu olanlara rağmen arkadaşımız veya her kimse, kıran taraf için sadaka vermek… Sadaka dingin bir gönül sağlayıp bizlere yoldaş olur.

Evet bu tavsiyelere uyduğumda gerçekten hayat daha akıcı hale gelmeye başladı. Hem de bütün yüklerimi omuzlarımda taşımak yerine onları yarı yolda büyük olan Rabbime emanet edip yoluma devam etmiş oldum.

Kırgınlıklarla dolu küfemizi yeterince taşıdık, şimdi onları müsait bir yerde bırakıp derin bir nefes ile yolumuza devam edelim!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum