Benliğimden Uzak Olmaktır Esaret Bence…

Görünürlük Çağında Kaybolan Benlik!

İnsan, hiçbir çağda bu kadar görünür olup bu kadar kendinden uzak olmamıştı. Zincirlerin yerini beğeniler, efendilerin yerini bakışlar aldı. Ve esaret, iradenin zorla değil, gönüllü devriyle yeniden kuruldu.

Herkesin konuştuğu fakat kimsenin dinlemediği; herkesin kendini gösterdiği fakat kimsenin kendini bilmediği bir zamanda yaşıyoruz. Tam da bu noktada tefekküre dalmışken Ali Ulvi Kurucu’nun Bediüzzaman hazretlerini tanımlarken kullandığı şu mısrayı hatırladım. Çağımıza tutulmuş bir ayna gibi yansıdı zihnim de.

“Benliğimden uzak olmaktır esaret bence.”
Böyle bir zillete düşmek ne hazin işkence…

Bugün esaret zincirlerle değil; beğenilerle, takipçi sayılarıyla ve onaylanma arzularıyla kuruluyor. İnsan artık başkasının hükmü altında değil belki; fakat başkalarının bakışı altında yaşıyor. Ve bu bakış, insanı yavaş yavaş kendi benliğinden uzaklaştırıyor.

Bu sebeple “Benliğinden uzak olmaktır esaret bence” mısrası, çağımızın ruhunu veciz bir şekilde özetler. Çünkü esaret artık insanın iradesine zorla el konulması değil; iradenin gönüllü olarak devredilmesi hâlidir.

İnsan, değerini başkalarının nazarında aramaya başladığında; görünür oldukça var olduğunu zanneder. Oysa bu görünürlük, çoğu zaman benliği örten bir perdeye dönüşür.

Öyleyse Hakiki Hürriyet Nerede Başlar?

Hakiki hürriyet; görünür olmaktan vazgeçmek değil, görünmeye muhtaç olmamaktır. İnsan benliğini Allah’a nispet ettiğinde, başkalarının nazarına esir olmaktan kurtulur. Bu yüzden insan, zahirde hür; batında ise çoğu zaman esirdir.

‘’Benliğinden uzak olmak” kendini inkâr etmek değildir. Bilakis, kendini yanlış yerde aramaktır. Bediüzzaman Said Nursî’nin “ene” olarak tanımladığı benlik, sahibini işaret eden bir pusula iken; insan onu merkeze koyduğunda yönünü kaybeder. İşte bu kayboluş, mısrada ifade edilen esaretin ta kendisidir.

Bu yüzden insan kendine şu soruyu sormalı :

Benliğim pusula mı ?

Put mu ?

Dijital çağın Kölesi mi ?

Bir Hayat, Bir Mısra…

Bu mısra, Bediüzzaman Said Nursî’nin yalnızca fikirlerini değil, bizzat hayatını okuyan bir anahtar gibidir. Onun hayatına bakıldığında bu söz, bir düşünce olarak değil; her yönüyle yaşanmış bir hakikat olarak karşımıza çıkar. Zâhirde bir mısraya sığmış, batında ise çok yüce bir hürriyet biyografisi…

Öyleyse insan için hürriyet başıboşluk değildir .

Hürriyet benliğin haddini bilmesidir.

Bu sebeple belki de bu çağın en büyük yoksunluğu, özgürlük değil; yerli yerinde bir benliktir. Gürültünün içinde kaybolan insan, sustuğunda değil; benliğini hatırladığında özgürleşir. Bediüzzaman Said Nursî’nin hayatında olduğu gibi, hürriyet bazen görünür olmamakta; bazen geri durmakta; bazen “ben” dememekte saklıdır.

Ve bu yüzden bir mısra, bir çağın yükünü taşımaya yeter:

Benliğinden uzak olmaktır esaret bence.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.