Misafir Kalem
Epstein Adası ve Elitler İlgili Bir Tefekkür
| Dr. Mansoor Malik’in yazısı - Londra |
Epstein Adası skandalı yalnızca bir suç dosyası değil, gücün günahı nasıl perdelediğini, yolsuzluğun nasıl sessizce yayıldığını ve ahlaki çöküşün görünür hâle gelmeden çok önce başladığını gösteren ibretlik bir tablodur.
Kimileri bunu hukuki ya da siyasi bir mesele olarak görür. Oysa İslamî ahlak perspektifinden bakıldığında mesele her şeyden önce bir vicdan muhasebesidir.
Ahlaki Çöküş Bir Anda Gelmez
İslam, ahir zamanın ani bir yıkımla değil; yavaş bir aşınmayla geleceğini bildirir. Günah normalleşir, haya zayıflar, kalpler katılaşır. Yanlışlar önce küçük tavizlerle başlar, sonra hayatın olağan parçası hâline gelir. Toplumlar çoğu zaman düştüklerini, düşüş tamamlandıktan sonra fark ederler.
Aldatma, Zayıf Vicdanlarda Kök Sürer
Sahih hadislerde Deccal, kaba kuvvetten ziyade yalan, aldatma olarak tasvir edilir. Gizlilikten beslenir, arzuları istismar eder, hakikati çarpıtır. Onun başarısı güçten değil; teslim alınmış vicdanlardan gelir. Fitne, imanı güçlü olmayanlarda tutunur.
Gizlilik Yolsuzluğun Zeminidir
Rivayetlerde geçen “ada” sembolü, tarih boyunca hesap verebilirlikten uzaklığı temsil etmiştir. Denetimden kopmuş güç, zamanla zulme kapı aralar. İslam’da şeffaflık ve emanet bilinci esastır.
Bozulma Yukarıdan Başlar
Kur’an, emaneti yüklenenlerin sorumluluğunu defalarca hatırlatır. Tarih gösteriyor ki ahlaki çürüme çoğu zaman elit çevrelerde başlar; sessizlik, çıkar ortaklığı ve korku ile korunur. Güç, adaletin hizmetkârı olmaktan çıkıp kötülüğü, yanlışı koruma kalkanına dönüştüğünde fesat yayılır.
İfşa Bir Arınma Vesilesidir
Kur’an’ın beyanı açıktır:
“Allah murdarı temizden ayırmak ister.”
(Enfâl 8:37)
Skandallar bazen çöküşün değil; ayrışmanın ve arınmanın başlangıcıdır. Hakikat ortaya çıktığında bu bir kaos değil, ilahi sünnet gereği bir tasfiyedir.
Teknoloji Fitneyi Büyütebilir
Ahir zaman hadislerinde fitnenin, yalan ve aldatmanın hızlı ve göz kamaştırıcı olacağı bildirilir. Bugün teknoloji; algı yönetimi, sahte görüntüler ve manipülasyonlarla hakikati perdeleyebilmektedir. Araçlar nötrdür; fakat hakikat yerine batıla hizmet ettiğinde fitneye dönüşür.
Tek Olaydan Çok Örüntüye Bakılır
İslamî usul ihtiyatlıdır. Bir hadise üzerinden kesin hükümler verilmez. Tekrar eden işaretler önemlidir: hayânın kaybı, arzuların putlaştırılması, elitlerin dokunulmazlığı, doğru ile yanlışın birbirine karışması… Bu görüntüler uyanış için zemin hazırlar.
Korunma Ahlakladır
Peygamber Efendimiz ﷺ fitneden korunmanın yolunu korkuda değil; iman, ilim ve istikamette göstermiştir. Gizlide ve açıkta dürüstlük, tevazu, vicdanı güçle takas etmemek ve Kehf Suresi’ne sarılmak… Asıl muhafaza buradadır.
Elitlere Açık Bir İkaz
Servet, nüfuz ve statü kimseyi ilahi adaletten muaf kılmaz. Tarih, güce güvenip vicdanı terk edenlerin akıbetiyle doludur. Elitler çürüdüğünde toplum yara alır; fakat ifşa geldiğinde hiçbir unvan kurtarıcı olmaz.
Sonuç olarak çürüme geçicidir, ıslah kaçınılmazdır.
Yolsuzluk kurumsallaşabilir; fakat ebedî değildir. İlahi adalet gereği batıl yükselir gibi görünse de nihayetinde çözülür. Ahlaki çöküş, çoğu zaman ahlaki dirilişin eşiğidir.
İslam inancına göre Hz. İsa’nın (a.s.) nüzulü, bu dirilişin sembolüdür: zulmün son bulacağı, adaletin yeniden ikame edileceği, hak ile batılın ayrılacağı bir dönem…
Asıl mesele şudur: Fitne zamanında biz nerede duruyoruz?
Ada dışarıda mı, yoksa kalbimizin içinde mi?
Çünkü ahir zamanın en büyük imtihanı, dış dünyadaki karanlık değil; insanın kendi vicdanıyla yaptığı tercihtir.
Dr. Mansour Malik - Londra
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.