Maruf Özülkü

Maruf Özülkü

Bugün doğum gününüz olsun mu?

Bizim memlekette birçok kişi doğum gününü bilmez. Annesine soranlar, ya mevsimsel cevaplar alırlar, ya da, meteorolojik bilgiler alırlar.

"Sonbahardı havalar henüz tam soğumamıştı" gibisinden…

Laf aramızda ben de doğum günümü bilmeyenlerdenim.

Ama bildim bileli varım ve yaşım ilerlese de; saçım-sakalım ağarsa da içimdeki deli çocuk, afacanlığını sürdürüyor.

Aslına bakarsanız dünyanın da benden farkı yok.

O da kocamış bir insan gibi habire söylenip duruyor. Kendi etrafında fır dönüp duruyor hala.

O da benim gibi eski günlerine özlem duyuyor zaman zaman...

...

Çağın kafası karışmış.

Çürük ideolojiler, insanı yaralayan yaklaşımlar ve vahşi bakışlar insanlığı uçuruma getirmiş.

Bu saaten sonra söz hakkı iki asırdır sesi bastırılan ruhu örselenen medeniyetin temsilcileri olmalıdır.

İnsanı maddeden ibaret sayan, manevi tarafını yok sayan anlayış, yıkıcı bir maddecilikle her ferdi değersizleştirdiler.

Hayata bereket, afiyet ve saadeti çok gördüler.

Sadakati, vefayı, muhabbeti romantizme feda edip, çıkarcı, faydacı ve hazcı bir tavrı yükselen değer yaptılar.

Varlıklı insanların iştahını-ihtiyacını arttırdılar yoksulların da...

Varlıklılar yoksullardan hızla koptu. Gettolar oluşturdular, ruhsuzlaştılar ve ilerledikçe küstahlaştılar.

Halkın çoğunluğunu oluşturan görece yoksullar da önce nefretle baktıkları varlıklı insanlara içten içe gıpta ederek ne kadar ilkesizlik varsa ne kadar ahlaksızlık varsa bunu işleme pahasına aynı yolda yürüdüler.

Yukardakiler bol sıfırlı yağmalarda bulunurken aşağıdakiler de aşağıya indikçe küçülen meblağlarda yolsuzluklar yaptılar.

...

Vicdanı besleyen maneviyattır. Manevi dejenerasyon insanı yakalanmadığı sürece kınanmadığı müddetçe her haltı işleme cüretini verir.

"Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundadır."

Allah'tan korkmayanlar, Allah'tan korkmanın lüzumune inanmayanlar; Allah'tan başka her şeyden korkan, her şeyden bir şey uman zavallı oldular.

Oysa bu insanın insanlığını kaybetmesi demekti. İnsan, doğal mecraına, yani fıtratına yani hakiki var olma sebebine döndüğünde insanlığı tekrar yüceltmiş olacaktır.

...

Herkesin gözü piramidin tepesinde. Oysa en geniş alan gövdesidir. Yere en yakın olan kısmıdır onu ayakta tutan.

Toplumun görünen resmi de böyledir.

Fert ve en küçük teşekkül olarak aile, ihmal edilerek kurum hatta ülke yönetiminde iddia sahibi olmak temelsiz bir yaklaşımdır.

Kökler güçlü olursa; bireyler ebeveynler, dar alandaki liderlikler değerlerin yaşatılması ve temsili noktasında dirayetli ve gayretli olurlarsa toplu görüntü de bunun yansıması olarak sağlıklı olacaktır.

Yoksa kişiler kolaycılıkla iştigal ederek, etki alanlarını ıskalamaya ama ilgi alanlarını alabildiğince genişletmeye devam edeceklerdir.

"Gereksiz meraklar"la ve "fuzuliyat"la "malayaniyat"la havanda su dövmeye devam etmek işten bile değildir.

İşini yapmayan işi olmayan her şeyi diline dolar. Tembel insanın mayasında var bu yaklaşım.

Oysa kendimizi bile bile kandırıyoruz okkalı cümlelerle.

İnsan, "Bence" diye başlayan ama kendisini en az ilgilendiren konulara öylesine iştahla sarılır ki, kendinden geçer gider.

...

Tecdid-i imanla yani imanı yenileyerek güçlendirerek kendimizi onarma sürecine start vermek zorundayız. Oyalama sürecinden kaybolma anaforundan çıkmanın yolu budur: insanın kendini yeni bir tanıma, sorgulama ve anlamlandırma çalışmak.

İnsan olarak fabrika ayarlarına dönmekte geç bile kalıyoruz.

Resetlenme vaktidir.

Bugün bizim doğum günümüz olsun mu?..

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum