İlyas Salman ve İnanç

İlyas Salman Türkiye’nin tanıdığı bir sinema oyuncusu. İlyas Salman zaman zaman inançla ilgili yaptığı açıklamalarda hem içinde bulunduğu paradoksal durumu ifade ediyor, hem de inanan insanlara çok önemli bir sorumluluk yüklüyor.

Yaklaşık bundan bir sene önce kendisiyle yapılan bir röportajda ahirete inanmadığını söylüyor önce. Sonra ölümden korktuğunu dile getiriyor. Daha sonra ise “keşke ahiret olsaydı, keşke cennet olsaydı” diye devam ediyor. Cennet olsaydı kendisinin doğrudan cennete gideceğini ifade ediyor. Hem inanmadığını söylemek, hem de cennetin olmasını ümit etmek aslında fıtrata koyulan inanç ihtiyacının bir göstergesi. Ama doğru kitaplarla ve inancı güzel anlatacak insanlarla karşılaşmamasından olsa gerek böyle bir tezat yaşıyor.

Allah inancıyla ilgili de kendisini yaşadıklarının tanrı tanımaz hale getirdiğini söylüyor. Bir taraftan Allah’a inanmadığını ifade ederken, diğer taraftan Haberlercom’un youtube kanalında kendisine sorulan "Sevdiklerinin başına bir şey geldiğinde çarelerinden birinin Allah'a dua etmek olup olmayacağı" şeklindeki soruya Salman şöyle cevap veriyor:

"Bu konuda kesin bir şey söyleyemem. Olabilir. Benim indimde de başka ateistlerin indinde de tanrının olmadığını kesin ispatlayan bir şey yok. Olduğunu da ispatlayan bir şey yok"

Bu tezatlı ifadeler de yine aslında İlyas Salman’ın fıtratındaki inanma ihtiyacının bir göstergesi.

İlyas Salman sadece bir numune. Müslüman dediğimiz bu ülkemizde bu şekilde ikilem içinde olan on binlerce insan var. Belki daha da fazla. Dünyada ise milyarlarca.

Müslümanlar olarak birinci görevimiz başta kendimizin imanını kurtarmaktır. Sonra yakınlarımızın imanının kurtulmasına yardımcı olmalıyız. Daha sonra ise imanı böyle sıkıntıda olan, ne yapacağını bilemeyen kimselere yardım elini uzatmalıyız.

Bir hadis-i şerifte bildirildiği gibi bir kişinin bizim vesilemizle imana gelmesi, mümin olması bize sahralar dolusu kırmızı koyun ya da deve verilmesinden daha hayırlı.

İlyas Salman ve onun gibi ikilem içinde olan insan olarak kardeşlerimize şunu söylemek isteriz:

Aklımızı kullanırsak, düşünmeye vakit bulursak Allah’ın var ve bir olduğunun sayısız delillerini kendimiz bulabiliriz. Bir ayette bildirildiği gibi yerlerde ve göklerde birden fazla ilah olsaydı düzen bozulurdu. Bu nizamı göremezdik. Ya da hiçbir ilah olmasaydı zaten hiçbir şey olmazdı biz de olmazdık. Çünkü deftere yazılan bir harfin tesadüfen kendi kendine yazılmadığını akıl kabul eder, bunun tersini söyleyemez. Bir harfi mutlaka bir yazan varsa, bu kainatı, gökleri, yeri, yıldızları, güneşleri, ayı, insanı ve sayısız canlıları tesadüfe havale etmek nasıl mümkün olur? Düşünen bir akıl bunu nasıl kabul eder?

Diğer taraftan dünya zalim insanlarla dolu. Ölüm zalimi de mazlumu da eşit hale getiriyor. Eğer öldükten sonra dirilme olmasa, hesap sorulmasa, cennet cehennem olmasa mazlumlara çok büyük bir zulüm olur. Dünya bir imtihan dünyası olduğu için çoğu zaman zalimler cezaya maruz kalmadan ölüyor. Her kötülük yapan, zulmeden dünyada hemen Allah tarafından cezalandırılsaydı, o zaman dünyanın bir sınav yeri olmasının ve insanın sınav için yaratılmasının hikmeti kalmazdı.

Müslümanlar olarak bize düşen görev, Said Nursi’nin gençlerin imansızlığı karşısında söylediği gibi “Karşımda müthiş bir yangın var. Alevleri göklere yükseliyor. İçinde evlâdım yanıyor, imanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeye, imanımı kurtarmaya koşuyorum” deyip yanıp tutuşan imanları kurtarmak için çaba göstermektir. Risale-i Nurlarda inançla ile konular çok güzel bir şekilde ele alınıyor, onlardan istifade etmek mümkün.

Yine Said Nursi’nin ifade ettiği gibi İnsanı sarhoş, aklını geveze, ruhunu serseri eden siyaset boğuşmaları gibi boş işlerle meşguliyeti bir kenara bırakıp bu konu üzerine odaklanmamız gerekiyor. Ben bir kişiyim benden ne çıkar diye düşünmeyelim. Bir kişi samimiyetle çalışırsa bin kişi olur, yüz bin kişi olur. Artık silkinme, toparlanma ve gayret etme zamanı.

Toplumun bozulduğundan şikayetçi olmanın bir faydası yok. Karanlıktan şikayet etmek yerine bir mum yakma zamanı. Ailemize, çocuklarımıza ve toplumumuza dünyevi ve uhrevi en büyük faydamız onların imanlarını kurtarmak için çaba göstermektir.

Muhabbetle kalın.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum