Özü Arayış Yolculuğu

İnsanın bu koskocaman evrende aradığı en temel şeylerden biri ezelden beri mânâdır. Mânâ, özün kendisiyle buluşmaktır. Yani insan, özünü anlamaya ve ona dönmeye çalışarak manaya ulaşır.

Peki, Öz nedir?

İnsanın kendine sorması gereken en temel sorulardan biri "Ben kimim?" olmalıdır. Benlik, insanın içinde filizlenen, varlık ve anlam arayışının özü olan bir şeydir. Özünü bulamamış ya da özünden sapmış bir insan, kim olduğunu anlamaktan uzaklaşmış demektir. Peki, insanın özünü bulması, onun ne olduğunu keşfetmesi nasıl mümkün olabilir? Tasavvufi bakış açısına göre, insan Allah’ın ona şah damarından daha yakın olan bir varlık olarak, özünü bulduğunda aslında Rabbine de en yakın halini yaşayabilir.

Rabbin kulları olarak, özümüzün Rabbimizin istediği kul bilincine sahip olması mümkündür. Ancak bu bilinç, sadece dışsal bir öğretiyle değil, içsel bir farkındalıkla gelişir. Kimileri bu yolda ilerlerken, kimileri yoldan habersizdir. Yolun esas sahibi ise, sadece insanın değil, evrenin de sahibi olan Rabbimizdir. Her birimizin özündeki gerçekliği bulması, Allah’a olan yakınlığını fark etmesi, bu yolculukta ne kadar ilerlediğimize göre değişir.

İbrahim Kalın’ın Öze Yolculuk kitabını yakın zamanda bitirdim ve oldukça etkilendiğimi belirtmeliyim. Özellikle son bölümdeki Narsisus’tan Nergise betimlemesi, konuyu bir hayli özetlemişti. Kitapta bahsedilen benlik karmaşası ve kibir üzerine düşündüğümde, Narsisus’un hikayesi bana çok şey öğretti. İnsanlar olarak en çok zorlandığımız ve sınandığımız konulardan biri, benlik duygusuna kapılmaktır. Nasıl olur da kibre kapılmadan bir hayat sürülür? Bu soruyu sürekli kendime sorarak meram haline getirdim. Farkında olmadığımız zamanlarda bile bu tuzağa düşmemiz an meselesidir. Ama bu, basitçe geçiştirilebilecek bir konu ya da erteleyebileceğimiz bir mesele değildir! Zira kalbinde zerre miktarda kibri taşıyanın cennete giremeyeceği bilgisi bizlere verildi! Narsisus’un kendini beğenmişliğiydi onu bitiren. O denli kendini beğenmişti ki, narsist dediğimiz şeye adını vermişti. Narsisus, bir gün suyun yansımasında kendi güzelliğini fark etmiş ve zamanla bu yansıma ile arasında derin bir bağ kurmuştu. Başlangıçta, dışarıdan gelen takdirler ve onaylar önemliyken, giderek sadece kendi yansımasına olan hayranlığına kapılmıştı. Kendisini beğenmesinin nedeni, dış dünyadan gelen övgülerden çok, yalnızca kendisinin gördüğü ve sevdiği güzelliğiyle ilgilenmesiydi. Zaman içinde, başkalarına duyduğu ilgiyi kaybetmiş ve tüm değerini kendi içsel yansımasına dayanarak ölçmeye başlamıştı. Narsisus’un bu aşırı kendini beğenmişliği ona bir tür güç ve özgürlük hissi verse de, en nihayetinde onu yalnızlaştırmış ve kendi yansımasıyla olan aşkı, onu yok olma noktasına götürmüştü. Yine kitabın son bölümünde şöyle bir anlatı yapılıyor, Bir gün bir bedevi efendimizi görmek üzere bir mescide gelir, mescit kalabalıktır ve bedevi “Muhammed kimdir?” diye sorar. Kıssa bu kadardır. Öyle bir peygamberin ümmetiyiz ki hiçlik mertebesini bu denli yaşamıştır.

Bizler de bu hiçlik yolunun yolcusu olalım ancak yolun başlangıcı, benlikten arınmaktır. Kibir ve ego, bu yolculuğa çıkanların en büyük engelleridir. Ancak, bu yolculuğun özü, insanın özündeki zayıflıkları ve eksiklikleri kabul etmesidir. Rabbimizle doğru bir ilişki kurabilmek en büyük amacımız olmalı.

Peygamberler, İslam’ı tebliğ ederken en çok darbeyi, kendi kavimlerinden almışlardır. Hz. Muhammed’de (s.a.v.) en çok darbeyi, yetimliğinden ve fakir oluşundan yemiştir. Onu, kavminin hakir görme sebebi buydu “Biz varken Muhammed de kim oluyor?” diyerek kibre kapılmaları iman ile müşerref olamamalarına sebep olmuştur. Şöyle bir baktığımızda, ne büyük bir nimete sahiplermiş! Alemlerin efendisine eş, dost, akraba, komşu olduklarının farkına varamamışlar. İşte, insanın özünü karartan bu benlik, ego, hırs tıpkı böyledir. Keşke o zamanlarda yaşasaydık da, Efendimizin (s.a.v.) izlediği yoldan biz de yürüseydik, diye ah ederiz. Ancak bir düşünelim, o zamanlarda olsaydık biz de benlik endişesine kapılır mıydık? Çünkü o öyle bir endişedir ki ateşin odunu yediği gibi insanı yer bitirir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.