Atilla Yargıcı
Kur’an’dan En Çok Muhtaç Olduğumuz İki Davranış
Bir toplumda güzel ahlak prensipleri ne kadar çok yerleşirse o toplum o kadar mutlu ve huzurlu olur. Kötü ahlak prensipleri ne kadar çok olursa da yaşanmaz bir toplum olur.
Bugün ülkemizde hepimizi huzursuz eden iki önemli kötü davranış gittikçe yayılıyor. Bunlardan birincisi sabırsızlıktır. İnsanlar acele hareket ediyor, acele karar veriyor. Tahammül ve sabır ahlakı gittikçe zayıflıyor. Sabırsız insan güzel sonuçlar elde edemez. Üstelik sabırsızlık öfkeyi doğurur bazen. Öfke de başkasına zarar vermeye sebep olur.
Öfkeyle kalkan zararla oturur. Keskin sirke küpüne zarar verir. Acele işe de şeytan karışır. Bir iş yaparken sebeplere riayet ederek yapmak başarı için ön şart. Gerisini de Allah’a bırakmak lazım.
Bir anda, kısa sürede zengin olunmaz. Özellikle gençler de yanlış yönlendirmelerle böyle bir algı oluşmuş durumda. Bu algı insanlar meşru olmayan yollardan, kumardan, bahis oynamaktan vs. kazanç elde etme düşüncesine sevk ediyor. Çoğu kişi ise bu acele bir şeyler elde etme yanlış algısından tuzaklara düşebiliyor, kendine zarar verebilecek duruma gelebiliyor.
Yanlış bir davranışla karşılaşan birisi hemen intikam almaya çalışıyor, ya da vurup kırmaya, öldürmeye, yaralamaya yöneliyor. Bunun sonu da felaket tabii. Basit yol verme kavgalarından nice kişiler kabre girdi, niceleri yaralandı, niceleri de hapishanelerde….
Başımıza gelen, karşılaştığımız her şey bizim imtihanımız. Bu imtihanları kazanmanın yolu ise sabırlı olmaktan geçiyor. Sabreden kişiler dünyada ve ahirette kazanan kimseler olacaktır. Sabrın bütün bunlarla birlikte üç hususta olması gerekir: Musibetlere karşı sabır, Allah’a itaatte sabır, günahlardan kaçınmakta sabır. İnsan bunlara karşı dirençli olursa mutlu ve huzurlu olur, kendisi de toplum da büyük bir kaostan kurtulur.
İkincisi merhametsizlik. Bazı Anne-babalar birbirlerine ve çocuklarına, Bazı çocuklar arkadaşlarına, canlı varlıklara merhametsiz davranıyor. Bazen insanlar birbirlerine, daha zayıf gördüklerine acımaz olabiliyor. Cinayetlerin gittikçe artmasının en büyük sebeplerden birisi içimizdeki merhamet tohumlarının yeşertilmemesi. Öğretmeni bıçaklayarak öldüren, yaralayan öğrenci merhametsizdir. Boşandığı eşini öldüren gaddardır. Kasıtlı olarak hastasıyla ilgilenmeyen doktor merhametsizdir. Canlı hayvanlara bilerek zarar veren kimse merhametsizdir. Çocukları istismar eden, onları acımasızca öldüren merhametsiz ve zalimdir.
Bu yüzden bu iki kötü davranıştan, yani sabırsızlık ve merhametsizlik uzaklaşmaya bugün her zamankinden daha muhtacız. Mümin bir insan sabırlı ve merhametli olur. İçinde sabır ve merhameti yeşertemeyenlere de müminler yardım eder, etmeli. İşte beled suresi 17. Ayette iman edip sabrı ve merhameti tavsiye edenlerin zor olan önemli görevi başaracağı bildiriliyor.
Unutmayalım. Sabrın sonu selamettir. Merhamet edene merhamet edilir. Acele işe şeytan karışır, merhamet etmeyene merhamet edilmez.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.