Atilla Yargıcı
Çocuklarımızı Ateşten Nasıl Koruruz?
Said Nursi İşaratü'l-İ’caz tefsirinde Yüce Allah’ın Rab ismini açıklarken, terbiyenin iki yönüne dikkat çekiyor. Bunlardan birincisi faydalı olan şeyleri sağlamak, ikincisi zararlı olan şeylerden de uzaklaştırmak.
Yüce Rabbimizin terbiye ediciliği dediğimizde bu iki önemli hususu dikkate almak gerekiyor. Allah alemlerin Rabbidir; Alemlerin terbiye edicisidir. Mesela dünya Allah’ın terbiyesi ile dünya olarak kalabilmektedir ve biz bu sayede dünyada yaşayabiliyoruz.
Dünyamızın terbiye edilmesi, onun zararlı ışınlardan ve gök taşlarından korunması ve faydalı olanların da temin edilmesi ile gerçekleşmektedir. Bu sayede insanların ve diğer canlıların sorunsuz bir şekilde hayatlarına devam etmeleri mümkün oluyor.
İnsan bir alemdir. İnsanın da Rabbi olan Allah insanın bedenini terbiye etmektedir. Yani vücudumuz için yeme, içme, nefes alma gibi en gerekli olan şeyleri sağlıyor, bizim hiçbir haberimiz olmadan bunların içindeki vitaminler alyuvarlar tarafından taşınıyor ve vücudumuzda işleme tabi tutuluyor. Diğer taraftan insan vücuduna gelebilecek saldırılar da, vücut içinde yarattığı akyuvarlar tarafından engelleniyor. Yani bizim cismimizi Allah terbiye etmemiş olsa, insanın kendi bedeninin terbiyesini gerçekleştirmesi mümkün değil.
Bu terbiyenin bir de manevi boyutu var. Yüce Allah insanın çocuklarını ve kendisini terbiye etmesi için peygamberlerini örnek olarak göndermiş, kutsal kitapları da bir anayasa olarak göndermiştir. Diğerleri tahrif edilmiş olduğu için konumuzun dışındadır. Son olarak gönderilen Kur’an’da insanın manevi terbiyesinin nasıl olacağını gösteriyor.
Bir müslüman Kur’an’dan ve Hz. Muhammed’in hayatından manevi olarak faydalı olan şeyleri almayı, uygulamayı ve çocuklarına öğretmeyi, zararlı olanlardan da uzak durmayı ve bunları da çocuklarına öğretmeyi en önemli bir görev olarak bilir.
Çocuklarımızın sadece maddi ihtiyaçlarını karşılamak, onları yedirip içirmek , giydirmek, onlara faydalı olan şeylerin maddi kısmını sağlamayı ifade ediyor. Bu ise eksiktir. Onların sağlam inanç sahibi olmaları, Allah’ı tanımaları, sevmeleri, Kur’an ahlakını peygamberimizin yaşantısındaki örneklerle öğrenmeleri bu terbiyenin manevi boyutunu teşkil ediyor. Maddi boyutu yerine getirip manevi olanı bir kenara bırakmak terbiye değildir. Bu saldım çayıra, Mevlam kayıra mantığıdır.
Diğer taraftan çocuklarımızın zararlı olan yiyecek, içeceklerden uzak tutulması kadar, zararlı ahlak dışı davranışlardan da uzak tutulması önem arz ediyor. Dinimizin yasakladığı şeylerden uzak kalması için gerekli alt yapıyı daha küçüklükten itibaren onlara vermek birinci görevimiz.
Tahrim Suresi altıncı ayet bize şu emri verir:
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا قُٓوا اَنْفُسَكُمْ وَاَهْلٖيكُمْ نَاراً وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ عَلَيْهَا مَلٰٓئِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَا يَعْصُونَ اللّٰهَ مَٓا اَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ
“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında, acımasız, güçlü, Allah’ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve kendilerine emredileni yerine getiren melekler vardır.”
Kendimizi ve ailemizi, eşimizi çocuklarımızı ateşten korumak, terbiyenin iki yönünü uygulamakla mümkün. Hem kendimiz, hem eşimiz hem de çocuklarımız için. Bu ateş cehennem ateşidir. Eğer biz sorumlu davranmazsak, cehennemden önce evimizi ailemizi de, toplumumuzu da yakar bu ateş.
Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.