Ahir Zamanda Ebeveyn Olmak

Ahir zamanı, belki de tarihte eşi benzeri görülmemiş bir dehşette yaşıyoruz. İnsanî ilişkilerin tamamında olduğu gibi, ne hazindir ki ebeveynler ile evlatlar arasındaki bağlarda da ciddi bir çözülme ve deformasyon söz konusu. Hadis-i şeriflerde işaret edildiği üzere, günümüzde ana babalar evlatlarının âdeta kölesi hâline gelmiş durumda.

Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurur:

“Kıyamet yaklaşınca evlat anne babasına öfke duyar, anne babasına asi olur; dostuna yakın, babasına uzak olur.”

(Tirmizî, Fiten 38)

Modern çağın sınırsız özgürlük anlayışıyla büyüyen; kural ve sınır tanımayan, istekleri karşılanmadığında öfke ve histeri nöbetleri geçiren, asi ve serkeş bir gençlik profiliyle karşı karşıya kalan pek çok ebeveyn çaresiz kalıyor. Ne yapacağını bilemez hâlde ya “akil” olduğunu düşündüğü büyüklere ya da psikologlara başvuruyor; ne yazık ki çoğu zaman tatmin edici bir çözüm de bulunamıyor.

Anne baba olma duygusunu yaşamak, minicik, sevimli yavrulara sahip olmak her insanın fıtrî arzusudur.

Çocuklar, dünyamızı güzelleştiren en sevimli varlıklar. Ancak zamanla; çevre, okul ve sosyal ortamların etkisiyle o masum çocuklar kayboluyor, yerlerini laf dinlemez, itaat bilmez, sorumsuz, doyumsuz, sabrı tüketen ve baş edilmesi zor bireyler alıyor.

Dünyaya gelmesine vesile olduğunuz; bin bir emek ve nice fedakârlıkla büyüttüğünüz, ömür boyu sorumluluğunu severek ve isteyerek üstlendiğiniz; ilk adımını, ilk dişini, ilk “anne-baba” deyişini mutlulukla izlediğiniz o minicik yavru büyüyor ve zamanla size kafa tutan, hesap soran, emreden, zorlayan, saygısız bir kimliğe bürünebiliyor. “Sen sensin, ben benim” anlayışıyla ego, kibir ve enaniyet zirve yapıyor; anne babayı beğenmeyen, onların hassas kalbini inciten evlat tipleri ortaya çıkıyor.

Oysa Yüce Allah Kur’ân-ı Kerîm’de evlatlara şöyle sesleniyor:

“Rabbin, kendisinden başkasına ibadet etmemenizi ve anne babaya iyi davranmanızı emretti.”

(İsrâ, 23)

Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki; evlatlar anne babaya her densizliği rahatlıkla yaparken, anne baba huzursuzluk çıkmasın diye ağzını açmaya dahi çekiniyor. Bir kısım evlatlar haddini bilmez bir tavır sergilerken, bir kısmı da zararlı alışkanlıklar ve kötü arkadaş çevresi sebebiyle yoldan çıkıyor; ebeveynlerinin hayatını adeta zindana çeviriyor.

“Evlenin, çoğalın. Çünkü ben kıyamet gününde ümmetimin çouğuyla iftihar ederim” hadisinde kastedilen çokluk, sadece rakamsal bir kalabalık değil; imanlı, ahlâklı ve sorumluluk sahibi bir nesil.

Bugün gençler başta olmak üzere topluma şöyle bir bakıldığında, hakiki manada “Muhammed (s.a.v) ümmeti” denilebilecek Müslüman sayısı ne kadar? Bu soru üzerinde ciddi şekilde düşünmek lazım.

“Öyle bir zaman gelecek ki, kişinin dinini koruması, elinde kor ateş tutmak kadar zor olacak.” hadisinde haber verildiği gibi, içinde bulunduğumuz devirde , kişinin kendi nefsini bile haramdan- günahtan koruması zorken, çocukların korunması iki misli bir sorumluluk gerektiriyor.

Çocuk sahibi olmak istemeyen bazı insanlar gerekçe olarak maddî imkânsızlıkları öne sürüyor. Bu ise tamamen dünyevî bir bakış açısı. Rızkı veren, Rezzâk olan Allahu Teâlâ’dır:

“Yeryüzünde yürüyen hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah’a ait olmasın.”

(Hûd, 6)

Asıl endişe edilmesi gereken çocuğun uhrevî hayatı olmalı .İmanlı bir ebeveyn, " evladımı iyi bir kul, iyi bir insan olarak yetiştirebilecek miyim? Ahir zamanın cazibedar fitnelerinden koruyabilecek miyim? Hakkıyla İslâmî bir terbiye verebilecek miyim?” kaygısını taşımalı.

Güncel istatistikler, inançsız, agnostik ve deist gençlerin sayısının oldukça yüksek olduğunu gösteriyor. İnandığını söyleyenlerin büyük bir kısmı ise İslâm’ın temel esaslarını dahi bilmiyor.

Bu çağda evlat sahibi olmak ağır bir emanet, büyük bir mesuliyet ve ciddi bir imtihan. Mesele evlat sahibi olmak değil, emaneti hakkıyla muhafaza edebilmek.

Kur’ân-ı Kerîm’de buyurulan:

“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.”(Tahrîm, 6) ilâhî emrine uygun yaşayabilmek.

Emanet nasıl muhafaza edilir diye sorulacak olursa, kısaca " İslamî bir terbiye ile, Cenâb-ı Hakk'ın rızası dairesinde, imanlı, karakteri güzel nesiller yetiştirmeye gayret ederek," diyebiliriz.

O yüzden Müslüman, evlat isterken duasını bilinç, sorumluluk ve ciddi bir muhasebe ile yapmak zorunda. Çünkü evlat, anne babanın dünyadaki imtihanı olduğu gibi, ahirette de hesabıdır.

“Mallarınız ve çocuklarınız ancak birer imtihandır.”

(Teğâbün, 15)

Elbette en doğrusunu Allah bilir.

Rabbim hepimize; hayatın her alanında olduğu gibi, hususan evlatlarımızla ilgili konularda da en doğru kararları vermeyi, doğru adımları atmayı ve emanete layık olmayı nasip etsin.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.