Atatürk Maskesiyle Gizlenen Çürüme

Makaleyi Dinlemek İçin Tıklayınız

Yine aynı curcuna.

Yine aynı çarpıtma.

Yine aynı sahte infial…

“Güya” Atatürk’ün resmi karneden kaldırılmış!

Ve güya bu, Cumhuriyete ihanetmiş!

Yalanın bu kadar rahat dolaşıma sokulduğu başka bir ülke var mı bilmiyorum.

Karne değil, gelişim raporu. Ama hakikat kimin umurunda?

Çünkü bu ülkede bazıları için gerçek, işlerine yaramadığı anda çöpe atılabilir.

Kemalist taife için Atatürk; anlamak için değil, düşünmek için değil, hesap vermemek için vardır.

Ne zaman yolsuzluk kokusu yükselse, ne zaman hırsızlık belgeleri ortaya dökülse, ne zaman ahlaki çürüme ayyuka çıksa; hemen Atatürk maskesi takılır. Bir yüzü gizlemek için başka bir yüz kullanılır.

Bu, saygı değil; en bayağı istismardır.

Yusuf Tekin, göreve geldiği günden bu yana tam da bu istismar düzenini rahatsız ettiği için hedefte. Çünkü ilk defa biri, “her gelenek bizim değildir” dedi. “Her batı taklidi ilerleme değildir” dedi. “Okullar ideolojik vitrin değildir” dedi.

Bizim örfümüzde olmayan, inancımızda karşılığı bulunmayan Cadılar Bayramı ve Yılbaşı şovlarının okullardan uzak tutulması bir yasak değil; bir ayıklamadır.

Ama taklitçilikle büyüyenler için bu, affedilmez bir suçtur.

Gelelim asıl meseleye;

Atatürk, bu ülkede artık bir şahsiyet olmaktan çıkartılıp, bir toteme, dokunulmaz bir saneme dönüştürülmüştür.

Her yere resmi, her yere adı, her tartışmaya konusu zorla sokulan bir figür…

Bu bir saygı hali değildir.

Bu, düşüncenin felç edilmesidir.

Bir milletin sürekli aynı isim etrafında döndürülmesi; ilerleme değil, takılı kalmışlıktır.

Heykel sayısıyla medeniyet ölçen bir akıl, en fazla taş yontar; insan yetiştiremez.

Artık şunu açıkça söylemek gerekiyor:

Atatürk’ün her yerde, her evrakta, her sınıfta, her duvarda zorla dolaştırılması; onu yüceltmez, aksine ucuzlatır.

Ve evet, bu durum rahatsız edicidir.

Çünkü bu ülkede bir kısım zümre,

Atatürk’ü sevdikleri için değil; arkasına saklanabildikleri için savunmaktadır.

Artık yeter.

Bu ülkenin gündemi; resimler, heykeller, semboller değil; ahlâk, aile, adalet, liyakat ve hakikat olmalıdır.

Aksi halde bu kısır döngüden çıkamayız.

Ve bir millet, isimlere saplantılı kaldıkça değer üretmeyi unutur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum