
Atilla Yargıcı
Böcek Olma Arzusu
Franz Kafka’nın 1915 yılında yayınlanan, hala en çok okunan kitaplar listesinde yer alan Dönüşüm isimli romanın kahramanı büyük bir böceğe dönüşür. Roman aile fertlerin bu böcekle ilişkileri üzerine kurgulanmıştır. Böcek bir metafordur.
Sanayileşmenin insanı robotlaştırdığı bir çağın başlangıcında insanın kaçışını anlatır. İnsan neden kaçar? Düşünmekten kaçar, sorumlu olmaktan kaçar, özgürlüğün inançla sınırlandırılmasından kaçar. İnsan insan olmaktan, kendinden kaçar. Bu kaçış insanın ve insanlığın sonu da olacaktır.
Çok ilginçtir ki, Kafka’nın romanın yayınlanmasından bir yıl önce dünyaya gelen Cumhuriyet dönemi Şairlerinden Orhan Veli Kanık, belki de bu Romandan etkilenerek yazdığı bir şiirde insanı böcek gibi olmaya teşvik eder. Şöyle der: Düşünme, Arzu et sade. Bak böcekler de öyle yapıyor.
İnançtan yoksun bir eğitimin insanlarda meydana getirdiği boşluk, onları hedonist olmaya teşvik etmiştir ve etmektedir. Hedonist olmaya, yani yalnızca bedensel zevk ve lezzetlerin peşinden koşarak yaşamaya…
Böcekler ve diğer hayvanlar düşünmez. Çünkü akılları yoktur. Allah onlara insanlar gibi sorumluluk yüklememiştir. Onların dünyaya gönderiliş amacı farklı, insanlarınki farklı.
Böcekler yer-içer, neslini devam ettirmek için ilişkide bulunur. Geçmiş ve gelecek endişesi, kaygısı yoktur onlarda. Diğer hayvanlarda da yoktur. Akıl insana geçmişi hatırlatır, geleceği düşündürür.
Düşünme demek, aklını çıkar at, akılsız bir hayvan gibi yaşa demektir. Ama insanda akıl olduğu için düşünmeden edemez. Nereden geliyorum, nereye gidiyorum diye sorar. Bu ölenler niçin ölüyor, nereye gidiyor diye aklına takılır hep.
Ama insan kim tarafından yaratıldığını, ölümü, ölümden sonraki hayatı düşünmek istemezse, kendisini sarhoş eder, uyuşturucu mübtelası olur. Hayatını iş hayatı ile eğlence arasında geçirir. Eğlence insanı kendini düşünmekten, hayatı sorgulamaktan, sorumlu olduğu düşüncesinden geçici olarak uzaklaştırır insanı.
Gerçek hayatta böceğe dönüşmek diye bir şey yoktur. Böcek gibi sadece yiyecek ve haz peşinde koşmak da olmaz. Hedonizm insanın hayvan gibi düşünmeden yaşamasını sağlamak için uydurulmuş bir “izm”dir. İnsanın inançla bağını koparak, Allah ile ilişkisini kesen pozitivizmin bir yan ürünüdür.
Yaratışı, görevi, dünyaya geliş amacı üzerinde düşünmeyen kimse, arzu edecektir. Yani duygularının peşinden gidecektir. Ne isterse onu yapacaktır. Özgürlüğü hayvanlık olarak anlayacaktır. Zaten böcek gibi yaşamayı arzu etmek, öyle de yapmak özgürlüğün sınırlarının kalktığını gösterir.
Sınırsız özgürlük hayvanlarda olur sadece. İnsan ise sınırlı özgürlüklere sahiptir. Toplum hayatında yaşayan insanın uyması gereken kurallar vardır. Özgür o kurullarla sınırlıdır. Dinin belirlediği kurallar da hem insanın bireysel, hem aile hayatı Hem toplumsal hayatı için çok önemlidir.
Özgürlüğün sınırsız olduğu bir toplumda, insanların tamamen hayvan gibi böcek gibi yaşadığı bir toplumda yaşamak istemezdim.
Hiçbir kimse aklını çıkarıp atamayacağına göre böcek gibi yaşayamaz. Sadece arzu ve isteklerinin peşinde koşarak bir insan yaşayamaz. İnsan da hayvanlarda olmayan sınırsız denilebilecek duygu ve kabiliyetler var. Bu kabiliyetleri ve duyguları ısrarla köreltmek isteyen ve kendisini bir böcek derecesine düşürmeyi arzu eden kimseye de ne diyelim.
Bir başka açıdan bakılacak olursa, aslında böceklerin de bir amacı var. Onlar da belli maksatlar için yaratılmıştır. Bizim bildiğimiz ve bilmediğimiz bir çok menfaatler için yaratılmıştır. Onlar bu evrende kendilerine verilen görevi yerine getirir. Hiçbir şey başıboş değildir. İnsan da başıboş bırakılmak için yaratılmamıştır. Ama böcek olmak isteyen insanlar, akıllarını fazla kullanmadıkları için başıboş olduklarını zanneder sadece. Ama insanı, hayatı ve ölümü yaratan Allah herkesi hesaba çekecektir. Böcek gibi, hayvan gibi arzu ve isteklerini sınırsız şekilde yerine getirmek isteyen kişi de Allah’ın huzuruna çıktığında çok pişman olacak ama iş işten geçmiş olacak.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.