Atilla Yargıcı

Atilla Yargıcı

Bir Şefkat Abidesi: Yaşar Erdoğan

Onu tanıyalı 25 sene oldu. Tam çeyrek asır. Benden birkaç yaş küçüktü. Ama ben ona hep “Yaşar abi” diyordum. Çünkü dünyasında iman ve Kur’an hizmeti dışında hiçbir şey yoktu. ODTÜ mezunuydu. Devlet kademelerinde önemli mevkilere gelebilirdi. Fakat o devlet görevlerini elinin tersiyle itti.

Birkaç kafadalar, insanlığa iman ve Kur’an hakikatlerini ilan edip duyurmak için bir şeyler yapmak gerektiğini düşünmüşlerdi. İnsanlar, imandan ve doğru islamiyetten uzaklaşıyordu. Kimi siyaseti dine alet ediyordu, kimi cemaat ve tarikatları… İnsanlar bir müddet sonra kendilerinin basamak olarak kullanıldıkları hissine kapılıyorlardı.

Asrımızın büyük İslam alimi ve müceddidi Said Nursi hazretlerinin Risale-i Nur ismi verilen o muhteşem eserleriyle tanıştıktan sonra bambaşka bir ufuk açılmıştı aklında ve gönlündü. Çünkü o “imanım tutuşmuş yanıyor” diyordu. Gençliğin imanı tutuşmuş yanıyordu. İman alevler için yanarken, insan nasıl yerinde durabilirdi? Nasıl eli kolu bağlı kalabilirdi?

Hayır hayır böyle olmazdı. Olamazdı. Bir meşale yakmak gerekirdi. Herkesin gönül rahatlığıyla taşıyacağı. Bir güneş olmak gerekirdi. Herkesin aydınlanacağı, ısınacağı.

Bir radyo kurmaya karar verdiler. Yaşar abi organizenin başına geçti. Ellerinde avuçlarında bir şey yoktu. Kimi evini sattı, kimi bileziklerini. Kimi birikimlerini çıkardı getirdi. Değil mi ki, Said Nursi, “bir gün Risale-i nur eserleri radyo lisanıyla okunacak”demişti. Küçük bir yer kiraladılar. Radyo kurdular. Adını “dost radyo” koydular. Ankara ve civarına yayın yapacaktı. Hedefleri Türkiye çapında yayın yapmaktı. Bu hakikatler herkese ulaştırılmalıydı. Radyo lisanıyla konuşulmalıydı.

dost-radyo-tv-yasar-erdogan.jpeg

En önemli yayın ilkesi, her hangi bir cemaati veya tarikati ön plana çıkarmayacaktı. Bir siyasi görüşün militanı olmayacaktı. Siyasi tarafgirliklerden uzak kalacaktı. Bu yüzden haber programı yoktu radyonun. Bu ülkede parti ayrımı yapmadan herkesin dine ve imanî hakikatlere ihtiyacı vardı çünkü. Siyasî tarafgirlik milyonlarca insanın iman hakikatlerine mesafeli davranmasına sebep olmaktadır.

Reklam alacaktı. Ama reklamlarda islamî ölçülere riayet edilecekti. Her reklam alınmayacaktı. Ve hiç kimseden bağış kabul edilmeyecekti. Peki bu değirmenin suyu nereden gelecekti?

İşte Yaşar Abi’nin istişareler sonucu aldığı karar bu değirmenin suyuna kaynaklık edecekti. Kira, personel, radyo için devlete ödenecek paralar yalnızca radyoya maddi destek sağlamak için ticaret yapmakla sağlanacaktı. Bunun için işyerleri açmaya karar verdiler.

Program yapanlar gönül erleri idi. Allah rızası için gayret ettiler. Radyo yayına başladıktan sonra geri bildirimler insanın gözlerini yaşartıyordu.

İşte benim de dost radyo ile ve tabii ki Yaşar abiyle tanışman radyo döneminde oldu. Bir gün beni Kur’anda sevgi konusunda radyoda konuk yapmak için davet ettiler. O zaman Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde araştırma görevlisiydim. Ve doktora yapıyordum. Tezimin konusu da Kur’an’da sevgi idi. O programa katıldım. Radyo yöneticisi Hacer hanım bana Radyo’da program yapmamı teklif etti. Yaşar abiyle konuyu görüşmüşlerdi. Tez yazım aşamasındaydım. Bir taraftan Arapça kurs veriyordum. Tezi bitirip öyle başlayayım programlara dedim. Olur dediler ama programcı eksikleri varmış. Bu yüzden bu olur biraz burukça söylenmişti.

Bir iki gün sonra bir iki arkadaşla bir okulun bahçesinde basket atarken ayağım kırıldı. 21 gün evde kaldım. Evde tezin eksiklerini tamamladım. 21. Gün ayağımdaki alçı sargılarını çıkardım ve topallayarak doğrudan dost radyoya gittim. Programlara başlama kararı almıştım. 28 şubat dönemiydi. Bu yüzden müstear isim kullandım. Said Yargıcı olarak programlara başlayacaktım. Programın ismi sevgi yoluydu. Haftada dört gün yayınlanıyordu.

Bir sene sonra Yaşar abinin sponsorluğunda dost ailesi olarak ailelerimizle birlikte Barla’ya gittik. Birkaç gün yoğun istişarelerde bulunduk. Risale-i Nur’un tamamının 20 dakikalık programlar şeklinde kısa izahlı bir tarzda radyoda yayınlanması kararlaştırıldı. Yaşar abi bunu benim yapmamı istedi. Diğer arkadaşlar da uygun gördüler. Haftada yedi gün yayınlanacaktı. Programın adı “pencereler” olarak konuldu.

Haftada üç dört günüm radyoda geçmeye başladı. Çünkü hep kayıt alınıyordu. Doktora’yı bitirip Şanlıurfa Harran Üniversitesine döndüm. Oradan programlara devam etmem gerektiğini söyledi Yaşar abi. Olur dedim. Radyo Mega, Dost Radyo’dan önce beş sene program yaptığım radyoydu. Orada kayıtları aldım. Dost Radyo’da yayınlananları da Radyo Mega’da yayınladık.

Yanılmıyorsam 2005 yılıydı. Yaşar abi beni aradı. O hafta sonu acilen Ankara’ya gelmemi istiyordu. Sebebini sordum. Dost TV’yi kuruyorlardı. Radyo programcılarının orada program yapmasını istiyordu. Gelir misin, yapar mısın demedi. Doğrudan gel hemen çekimlere başlayalım diyordu. Test yayınları başlamıştı. Hemen otobüse bindim . Ankara’ya gittim. Bir kaç örnek program çektik. Yaşar abi bana kısa ayet ve hadis tefsirleri yapmamı teklif etti. Ama ilmî olmayacaktı. Halka yönelik olacaktı. Yirmişer dakika yeterdi. Ben Şanlıurfa’dayım, Ankara’ya gelip bu programları nasıl çekecektik. Onu da düşünmüştü. Her ay otobüsle Ankara’ya gelecektim. Hafta sonu iki günde 30 program kaydedecektik. Onlar bir ay boyunca yayınlanacaktı. Kabul ettim.

Bir ay programlara hazırlık yapıyordum. Sonra oraya gidip iki gün çekim yapıyorduk. Dört sene sürdü programlar. Binden fazla yayın yapmıştık. Allah’a hamd olsun. O program bitince bu defa konuk alıp sohbet programları yapmamı istedi Yaşar abi. Sonra diğer programlar.

İşte Yaşar abi böyle birisi. Sanırım bütün programcılarla birebir ilgileniyordu. Yönlendirmeler yapıyordu. Televizyonun masrafları daha çok olduğu için ticareti de genişletmişti. Kimseden yardım almadan, siyasi tarafgirlikten uzak, istikametli yayınların yapılması ve hala da yapılıyor olması, malını mülkünü bu hizmete feda edep yüksek şefkat sahibi Yaşar abi sayesinde olmuştur.

Şahsi çıkarı için değil, islamın yücelmesi için Hz. Ebu Bekir ve Hz. Osman gibi büyük maddi fedakarlıklar yapan birisiydi Yaşar abi. İnsanlığa İslam'ı tebliğ etme hususunda gösterdiği bu gayret Hz. Peygamberin (s.a.v.) şefkat ahlakını yansıtıyordu. Çünkü şefkat insanlara iyilik yapmaktır, onlardan hiçbir ücret talep etmeden. İyiliğin en yükseği de insanların imanlarını kurtarmak için, İslam’ı öğrenmeleri için yapılan iyiliktir. İslam’ın ülkemizde ve bütün dünyada ihya olması için böyle fedakar ve yüksek şefkat sahibi insanların ortaya çıkması şart.

Bu zamanda Allah’ın kelamını, islamı yüceltmek ekonomik olarak güçlü olmayı gerektiriyor. Yaşar abi gibi elini taşın altına koyan ve ücretini yalnızca Allah’tan bekleyen fedakar ve şefkat ahlakına sahip insanların çoğalması tek temennim.

dost-radyo-tv-yasar-erdogan-001.jpeg

Allah rahmet eylesin, mekanın cennet olsun Yaşar abi. Hastalığın dolayısıyla çektiğin sıkıntılar Allah katında derecenin artmasına sebep olsun. Allah bizlere de bu kutsi yolda ölene kadar yürümeyi nasip etsin.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
BİLİYOR MUSUNUZ? Araştırmalar gösteriyor ki düzenli yorum alan bir yazar, kendisini bekleyen kitleyi daha iyi anlıyor ve kendisinden beklenen çalışmaları ortaya koymak için yazma disiplinine bağlı kalıyor. Unutmayın nezaketle yorum yapan her okuyucu yazarın editörüdür.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.