Abdulkadir Menek
Terörsüz Türkiye Süreci (13)
Bilindiği gibi TBMM'de kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, Türkiye’yi tamamen terörsüz bir ortama kavuşturmak ve geleceğe çok daha güvenle bakmasını sağlamak amacıyla, uzun bir süre devam eden çok önemli bazı çalışmalar yaptı. Bu konu ile ilgili olarak, konunun tarafları başta olmak üzere her kesimden insanlarla görüşüldü ve ziyaretler yapıldı. Bu çalışmalar ve uzun süren müzakereler sonucu kapsamlı bir ‘’Rapor’’ hazırlayarak TBMM Başkanlığına sundu.
TBMM, hazırlanan bu raporu esas alarak, tarihinin en önemli adımlarından birisini attı ve Türkiye’nin geleceğe çok daha güvenle ve kardeşçe bakması için üzerine düşen görevi en güzel şekilde yerine getirmeye çalıştı.
Bu rapor temel alınarak hazırlanan ve TBMM'de kabul edilerek yürürlüğe giren kanun ile temenni ediyoruz ki yeni bir devrin kapısı açılmış oldu. Yüz yıldan fazla bir süredir ülkemizi bir şekilde meşgul eden ve özellikle son kırk yılda çok büyük can kaybına ve ekonomik kayıplara yol açan, Türkiye’de çok büyük maddi ve manevi kayıpların verilmesine sebep olan hayati bir problem, bu iyi niyetli ve önemli adım ile artık tarihe karışmış olacak.
Bu kanun TBMM Genel Kurulu’nda rekor bir oyla kabul edilerek yürürlüğe girdi. 467 oyla kabul edilen ‘’Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’’ bu oy sayısı ile de çok önemli bir orana ulaşarak zihinlerde önemli bir iz bıraktı.
Bu çerçeve yasa kapsamında bundan sonra izlenecek yol haritası, yasal bir zemine kavuşturuldu. Bu konunun ve on bir maddeden oluşan bu kanunun önemine binaen, 10.08.2026 tarih ve 7595 sayı ile kabul edilen kanun metninin bazı bölümlerini buraya almayı uygun görüyoruz:
1. Madde’de, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un amaç ve kapsamı olarak; PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiilî varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakip, yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile verilen mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi işlemlerinin ve yapılacak diğer işlemlerin belirlenmesi olarak ifade edilmiştir.
3. Madde’de, örgütün fiili varlığını sona ermesi ve her türlü silah ve mühimmatın teslim edilmesinin ardından, soruşturma ve kovuşturmalarda yapılacak ertelemeler düzenlenmektedir.
5. Madde’de, erteleme süresi içinde herhangi bir terör suçunun işlenmesi durumunda erteleme kararı kaldırılarak soruşturma ve kovuşturmaya devam edileceği belirtilmektedir.
6. Madde’de cezaların infazının ertelenmesi ile ilgili süreler düzenlenmekte ve belirtilen sürelerin suç işlenmeksizin geçirilmesi halinde, verilen cezaların infaz edilmiş sayılacağı ifade edilmektedir.
7. Madde’de, kanun kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesinin; Kanunun Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakiben, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterinden müteşekkil Kurul tarafından yapılacağı ifade edilmekte ve Kurulun gerekli görmesi hâlinde adli, idari ve yasal düzenlemeler konusunda talepte bulunulabileceği belirtilmektedir.
8. Madde’de, örgüt mensuplarının beraber getirecekleri her türlü silah ve mühimmatın kayıt altına alınacağına vurgu yapılmaktadır.
9. Madde de ise, bu kanun hükümlerinden yararlanmak isteyenlerin, Milli Güvenlik Kurulu Kararının yürürlüğe girmesinden itibaren altı ay içinde başvurabilecekleri ifade edilmektedir.
Bu kanun gerçekten Cumhuriyet tarihinin en cesur ve en önemli adımlarından birisi olarak kayıtlara geçecektir. Temennimiz ve duamız odur ki, bu kanun ile birlikte yapılan ve yapılacak bütün çalışmalar ile hedeflenen noktalara ulaşılsın ve Türkiye Cumhuriyetinin bütün vatandaşları, bundan sonra tam bir huzur, güvenlik ve refah içinde hayatlarını devam ettirsinler.
85 milyon vatandaşın kardeşlik ve beraberliğini amaçlayan bu çalışmalar, elbette kesintisiz bir şekilde devam etmelidir. Çünkü uzun yılların tahribatı ve dezenformasyon çalışmaları kolay bir şekilde izale olmadığı gibi, yaralar da o kadar kolay bir şekilde iyileşmiyor.
Bu arada bu çok önemli süreci ve adımları kesintiye uğratmak ve baltalamak için, bazı provokasyon gayretlerine ve kışkırtıcı olaylara da rastlamak mümkündür. Bu gibi durumlarda herkesin akl-ı selimle hareket etmesi ve gürültüye pabuç bırakmaması gerekir.
Burada hem devletin, hem güvenlik güçlerinin, hem de bu sürecin içinde aktif bir şekilde yer alan AK Parti, MHP ve Dem Parti’nin meselelere sükûnetle yaklaşmaları ve bu süreci baltalamak ve yeniden eski günlere dönmek isteyenlerin ekmeğine yağ sürmemeleri gerekir. Sürecin tam anlamıyla başarıya ulaşmasının en önemli noktalarından birisi de budur.
Türkiye’de ‘’Terörsüz Türkiye Süreci’’ bu şekilde başarılı bir şekilde devam ederken, Suriye’deki gelişmeleri ve atılan bazı önemli adımları da bundan bağımsız bir şekilde düşünmek mümkün değildir. Türkiye, uzun yıllardan beri, hem görünür ve hem de görünmez bir şekilde, Suriye’de istikrar, barış ve iç huzurun sağlanması için çok önemli çalışmalar yaptı. Bunun için bazı bedeller ödediğini hep beraber biliyoruz.
Kuzey Batı Suriye’de sağlanan barış ortamı için Türkiye tarafından yapılan operasyonlar, bütün dünyanın malumudur. Bu konuda atılan bazı önemli adımlar, zamanla çok güzel noktalara ulaştı.
Bu gelişmelerin ardından Beşar Eset’in ülkeyi terk edip Rusya’ya sığınması, İran ve Rusya ile birlikte diğer batılı devletlerin de neredeyse güçlerinin tamamına yakının bu ülkeden çekmeye başlamaları ile birlikte, inşallah bu komşu ve kardeş ülkenin geleceği, her geçen gün aydınlanmaya devam edecektir. Çünkü Türkiye’nin tam anlamıyla huzur içinde yaşaması ve terörün tamamıyla noktalanması konusu da bir yönüyle bu ülkenin iç istikrarının tam anlamıyla sağlanması ile mümkün olacaktır.
Türkiye’de çok önemli adımlar atılırken, Ahmet Şara yönetimindeki Suriye’de de çok önemli gelişmeler yaşandı. Türkiye ile tam anlamıyla bir kardeşlik ortamında geçen görüşme ve istişareler, her geçen gün çok daha güzel neticeleri de beraber getirecektir. Çünkü bütün bölgenin istikrar ve güvenliği, bu yakın işbirliği ve güven ortamında gerçekleşecek beraberlikler ile mümkün olacaktır.
2003 yılında Suriye’de PKK’nin Suriye kolu olarak kurulan PYD, özellikle Rojava denilen Kuzey Doğu Suriye’de faaliyetlerini yoğunlaştırdı. Suriye iç savaşının başlaması üzerine bu örgütün silahlı kanadı olan YPG kurularak bölgede faaliyetlerini artırıp, egemenlik alanlarını genişletmeye çalıştı. Daha sonra ABD’nin de desteği sonucu bazı bölgesel güçlerin de katılması ve esas omurgasını YPG’nin oluşturması şartıyla İŞİD’le mücadele etmek amacıyla 2015 yılında SDG (Suriye Demokratik Güçleri) kuruldu ve başkanlığına YPG’nin de başkanı olan Mazlum Abdi getirildi.
Eset’in ülkeyi terk etmesi ve yeni bir yönetimin kurulmaya başlaması ile birlikte konjonktür de değişti. Suriye’de ve Türkiye’de yaşanan gelişmeler sonucu Mazlum Abdi’nin Suriye yönetimi ve Ahmet Şara ile görüşmeleri hız kazandı. Bir müddet gelgitlerle devam eden görüşmeler sonucunda anlaşma sağlandı.
SDG, 25 Ağustos 2026 tarihinde lideri Mazlum Abdi’nin yaptığı açıklamayla bağımsız bir askerî güç olarak varlığına son vererek kendini feshettiğini ve Suriye ordusuna entegrasyonun tamamlandığını duyurdu.
Bu antlaşma kapsamında, SDG’ye bağlı bütün silahlı unsurlar Suriye ordusuna katıldı ve Kuzeydoğu Suriye’deki yönetim birimleri de merkezi hükümete devredildi. Ahmet Şara, Mazlum Abdi’yi danışmanı olarak atadı. 15 Ocak 2026 tarihinde yapılan açıklama sonucu, ana dille eğitim ve vatandaşlık konularında da mutabakat sağlandığı açıklanmıştı.
Bütün bu gelişmeler sonucu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, bütün bölgenin huzur ve güvenliği birbiriyle ilişkilidir. Temennimiz tam ve hakiki zeminine oturtulmuş bir İslam kardeşliği ile bütün bölgenin ve İslam ülkelerinin huzur ve sükûnete kavuşmasıdır. Esas ve sağlıklı reçete bu hükümler çerçevesinde mümkün olacaktır. Ve yine şunu söyleyebiliriz ki, diğer ülkelerin de huzur ve barışı büyük oranda bu şekilde mümkün olacaktır.
Geleceğin dünyasında, bütün İslam âlemini barışa ve huzura götürecek ve ‘’bu zamandaki en büyük farz vazife olan İttihad-ı İslam’ın’’ tam anlamıyla sağlanması dua ve temennilerini bir kez daha gönülden ifade etmek istiyoruz.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.