Said Yargıcı
Peygamberimizi (s.a.v.) İhtiyarlatan Sır
O halde seninle birlikte tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Ve aşırı gitmeyin. Çünkü O, sizin yaptıklarınızı çok iyi görendir.
(Hud, 11/112)
Peygamberimiz s.a.v bir seferinde “Hud suresi ve kardeşleri beni ihtiyarlattı” buyurmuştu. Kendisini Hud suresinde ihtiyarlatan ayetin de bu okuduğumuz ayet olduğunu beyan buyurmuşlardı. Peygamberimiz s.a.v, iki cihan serveri, Allah’ın habib olan bir zat, istikamet emrinin kendisini kocattığını buyurmakla bize çok önemli bir mesaj veriyor. Bu ayetin bizim hayatımızda ne kadar önemli olduğuna bildirmiş oluyor.
İstikamet, sağa sola sapmadan, gösterilen yolda ilerlemektir. Bu yol, Kur’an’ın ve onu hayata taşıyan Hz. Muhammed’in s.a.v. yoludur. Bu yolda ifrat ve tefrit yoktur. Bu yol vasat yani orta yoldur. Zaten İslam da bir orta, yol dinidir. Dolayısıyla bu ayet her şeyden önce müminleri istikametli olan yola, orta yola davet ediyor.
Bu ayete göre Allah neyi emretmişse o konuda dosdoğru olmak gerekir. İfrat ve tefrite düşmemek gerekir. Abdesti emredildiği şekilde almak, namazı emredildiği şekilde kılmak, orucu nasıl emredilmişse o şekilde tutmak, zekatı nasıl vermemiz buyrulmuşsa öylece vermek… Kendi kafamızda dini değiştirmemek, Yahudilerin ve Hıristiyanların yapmış oldukları gibi dini, kutsal kitabımızın emirlerine işimize, keyfimize göre asla değiştirmeye yeltenmemek. Peygamberimiz s.a.v. istikametli bir hayat yaşamıştır. Onu takip eden ashap da istikametli bir hayat yaşamaya gayret etmiştir. Zaman zaman ifrat ve tefrit içinde bocalayanlar olmuşsa da, peygamberimizin uyarılarıyla onlar da hizaya gelmişler, orucu emredildiği gibi tutmaya başlamışlar, namazı emrolunduğu gibi kılmaya gayret göstermişlerdir.
Cenab-ı Hak bize günde beş vakit namazı farz kılmıştır. Bu beş vaktin içinde sünnetler de bulunmaktadır. Bu yüzden bugün günde beş vakit namazı sünnetleriyle birlikte kılan bir insan hem Allah’ın emrine, hem de Onun resulünün yoluna uymuş demektir. Bu namazlara insan peygamberimiz hayatında yaptığı bazı nafileleri de ekleyebilir. Ama herkesi bunu yapmaya zorlayamaz. Önemli olan insanın Allah’ın emrettiği beş vakit farz namazı kılmaktır. Sünnetlerini de kılmak, zaten peygamberimizin sünnetine uymayı ifade ediyor. Farz olan orucun dışında isteyen nafile olarak oruç tutabilir. Ama bu mecburi değildir.
İnsan durumuna göre hareket edebilir. Bir insan ben sene boyunca oruç tutmak istiyorum dese bu ifrattır, istikameti bozmak. Ben günde beş vakit değil, on vakit namaz kılacağım dese de bu da ifrattır. Hiç oruç tutmamak, hiç namaz kılmamak da istikametli yoldan ayrılmaktır. Bu yüzden Allah’ın emredip peygamberimiz’in s.a.v. yaptıklarıyla iktifa edelim. Dini kendimiz ve başkaları için yaşanması zor bir din haline getirmeyelim.
Ayet ayrıca, “la tedgav” diyor. yani aşırı gitmeyin. Bununla, “mütevazi olun, hiç kimseye karşı kibirlenmeyin. Kur’an’ın emir ve yasaklarının dışına çıkmayın.. İfrat ve tefrite sapmayın” diyor. Yani aslında yine “istikametinizi bozmayın” mesajını veriyor. Eğer biz istikametimizi bozarsak, unutmayalım ki Allah Basirdir. Bizi çok iyi bir şekilde görüyor. O bizi her zaman ve her yerde görüyor. Ne yaptığımızı fark ediyor, istikameti bozup bozmadığımızı biliyor.
Allah bizleri istikametten ayırmasın. Amin.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.