Atilla Yargıcı

Atilla Yargıcı

Bir Budist Felsefesi Olan Süslü “Öz-Şefkat” Tuzağı

Öz-şefkat yani; kendi şefkatli davranmak, temelleri Budist psikolojisi ve felsefesine dayanan, modern psikolog Kristin Neff tarafından batı psikolojisine uyarlanmış bir kavramdır. Kişinin kendisine nezaket göstermesi, ortak insanlık bilinci ve bilinçli farkındalık (mindfulness) bileşenleriyle acı anında kendine destek olmayı hedefler.

Budist Felsefesi: Öz-şefkat, kökenlerini Budizm'in "metta" (sevgi dolu nezaket) ve "karuna" (şefkat) öğretilerinden alır. Bu anlayış, tüm varlıkların acıdan kurtulma arzusunu ve şefkatli bir tutumu temel alır.

Öz-şefkattaki birinci ilke şu şekilde ifade edilir:

Bilinçli Farkındalık (Mindfulness): Anı yargılamadan, dengeli bir şekilde fark etmeyi içerir. Bu felsefe tam da Allah ile bağını koparan dinsiz felsefi anlayışların oyuncağı olan Batı insanın istediği bir bakış açısı ve davranış biçimidir. Böyle bir anlayışta günah kavramı yoktur. İslam’da günah kavramı var. Günahlar insanların kendilerine ya da başkalarına zarar veren yasaklanmış davranış biçimleridir. Bir Müslüman ülkede bu anlayışın yaygınlaşması, insanların işledikleri hata ve günahları sıradanlaştırmasına yardım eder. “Hangi günahı işlersen işle önemli değil, bunun farkına var yeter” der bu anlayış. “Ama asla yaptığı ve hata ve günahı yargılama”. Halbuki bir Müslüman hata ve günahlarına Kıyamet Suresi 2. Ayette geçen “nefs-i levvâme” kavramıyla bakar. Yani farkına varan ve hatalarından, günahlarından dolayı kendini kınayan, üzülen, pişmanlık içinde olan insandır Müslüman.

Öz-şefkatin ikinci ilkesi ise şöyledir:

Ortak İnsanlık Hissiyatı: Acı çekmenin, hata yapmanın veya yetersiz hissetmenin insan olmanın doğal bir parçası olduğunu, yani yalnız olunmadığını kabul eder.

Yani bir kötülük mü yaptın, bir günah mı işledin üzülme. Bak etrafına, herkes yapıyor zaten. Senin de yapman doğal bir durum. Bu anlayış insanın hatalarında devam etmeye, herkes gibi günah işlemeye sevk edecek bir prensiptir. İslam’a göre insan bir hata ve günahı işlediği zaman herkes de bunu yapıyor diye düşünerek kendisini teselli yoluna gitmez. İnsanda hata yapma günah işleme meyli vardır. Çünkü bu olmasa sınav olmaz. Budist felsefenin batıya uyarlanan öz-şefkat anlayışında, insanın Allah tarafından imtihan için dünyaya gönderilmesi diye bir şey yoktur. Bu yüzden günahları, herkes yapıyor diye küçük görmek yerine, onların Allah katında büyük günahlar olduğunu bilir. Hata ve günah işleyen bir kimsenin bunun farkında olması çok önemli bir adımdır. İnsanı pişmanlığa ve tövbeye sevk eden de bu farkındalıktır.

Öz-şefkatin üçüncüsü ilkesi de şu şekildedir:

Öz-Nezaket (Self-Kindness): Kişinin kendine yönelik acımasız eleştiriler yerine anlayışlı ve şefkatli yaklaşmasıdır ve kendini affetmesidir.

Kendi dininin ilahi prensiplerinden habersiz olan bir Müslüman, günahımı, hatamı eleştirmeyeyim, günahı işleyen kendime karşı anlayışlı olayım, kendime şefkat edeyim diye düşünür. Kendimi affediyorum diye ekler. Halbuki İslam dinine göre insanın kendi günahını affetmesi, kendini kusursuz görmesi, kendini temize çıkarması demektir ki bu, bir insanın kötülükleri isteyen nefsini ve kötü arzularını ilahlaştırması anlamına gelir. Kur’an’da Hz. Yusuf’un bile Züleyhan’ın ısrarlı talepleri karşısında ona meyletmiş olmasından dolayı “ben kendimi temize çıkarmam. Nefis kötü şeyleri emreder” dediği bildirilmektedir. İnsanın kendini temize çıkarması, kendini ilahlaştırması demektir. Çünkü hatasız ve kusursuz olan, mükemmel olan Allah’tır. İnsan ise kim olursa olsun, hatalıdır, kusurludur, günahkardır. Bu sebeple insan kendisini temize çıkaramaz. Hatalarından, nefse, şeytana, kötü arkadaşlara uyarak işlediği günahlarından dolayı, üzülür, pişman olur, kendini kınar, hatalı ve noksan olduğunu fark eder ve Allah’a yönelir. Tövbe eder. Allah’ın affetmesini talep eder. Bu, insanın kul olduğunun alametidir. İnsanın kendi kusurlarını kendisinin affetmesi ise kendisini ilah pozisyonunda görmesi anlamına gelir.

Kısaca bu öz-şefkat ve bazı kişisel gelişim ilkeleri insanı birer tanrı haline getirmeyi, insanın Rabbiyle ilişkisini kesmesini hedeflemektedir. Müslüman kardeşlerimizin, kulağa hoş gelen süslü öz şefkat tuzağının farkına varması gerekir. Yoksa insanı yavaş yavaş uçuruma doğru sürükler bu anlayışlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
BİLİYOR MUSUNUZ? Araştırmalar gösteriyor ki düzenli yorum alan bir yazar, kendisini bekleyen kitleyi daha iyi anlıyor ve kendisinden beklenen çalışmaları ortaya koymak için yazma disiplinine bağlı kalıyor. Unutmayın nezaketle yorum yapan her okuyucu yazarın editörüdür.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.