Ali Sarıkaya
Çanakkale ve Eğitim Sistemi
Yollar gibi tarihin akışı içinde de önemli dönemeçler vardır. Yolculuk esnasında bazen keskin virajlar rast gelir, bazen dik yokuşlar çıkılır. Zirveler uzaktan hep güzel görünür, ama oraya çıkmak için bazen alın teri, bazen dizlerde mecal lazımdır. Keskin virajları almak, zirvenin serinliklerine ulaşmak çok kolay olmuyor. Ekseriyetle arkasında acı ve gözyaşı bırakarak oralara varılabiliyor. Yani her zirvenin bir bedeli oluyor. Bizim tarih seyrimiz içinde de Çanakkale böyle önemli bir noktadır. Acıların ve gözyaşının harman olduğu bir tarih sayfasıdır. Hakkında destanların, türkülerin yazıldığı, ağıtların yakıldığı önemli bir tarih dönemecidir.
Çanakkale gibi tarihin önemli bir bölümü için keşke bugün onlarca film, yüzlerce tiyatro oyunu meydana çıkarılabilmiş olsaydı. Yeni nesillere Çanakkale ruhunu ve hissiyatını bir tarih mirası olarak aktarabilecek her türlü vesileyi, etkinliği kullanabilseydik, yeni nesilleri bu ideallerle yetiştirebilseydik ne kadar güzel olurdu. Tarihe şan verenlerin geçtiği bu mekanlar, bu tarih sayfaları eğitim ve kültür naklinde neden bu kadar ihmal edildi, anlaşılması gayet zordur.
Son dönemlerde Milli Eğitim Bakanlığının gençlere oraları göstermesi, o mekanları gezdirmesi takdire şayan bir hizmettir. Daha fazlasının da yapılması gereklidir. O destanı yazanların hayat felsefesini, dünyaya bakışlarını, insanlık adına gösterdiği örnek davranışlarını tarihin hatıra dosyalarının arasından indirip gençliğe aktarma, bir tarih hatırası olmaktan çıkarıp yaşanan bir hayat, gençliğe rehber bir hayat felsefesi haline getirmenin yollarını bulmak lazım. Eğitimin gayesi, bilgi ile birlikte bir kültür aktarma işidir. Tarih şuuru vermektir. Sadece bilgi vermenin yetmediğini okuttuğumuz insanların yaptığı yanlışlarda görmek mümkün. Gönlüne inanç, tarihinden süzülüp gelen bir hayat anlayışı, bütün insanları insan olduğu için seven bir gönül, kendisi için istediğini başkaları için de isteyen bir hayata bakış tarzı getirmek gerekiyor. Çanakkale 18 Martlarda anılmalı ama olayın kahramanlarının hayat ve ölüm anlayışı da yeni nesillere taşınmalıdır. Hayatı nasıl yaşadılar, hayata nasıl bakıyorlardı ve niçin öldüler, sadece bir kahramanlık gösterisi miydi yaptıkları, bunların incelenip yeni nesillere taşınması elzemdir. Tarih derslerinin içi bu şuurla doldurulmalıdır. Hayatın ölmekten her zaman güzel olduğunu ancak yeri geldiğinde ölmenin bile önemli bir fedakarlık olduğunun idraki verilmelidir.
İki anekdot vermek istiyorum.
Fransız kuvvetleri komutanı bir kolu ile bacağının bir kısmını Çanakkale’de bırakarak memleketine döner ve orda bir hatırasını nakleder. Çanakkale’de göğüs göğse çarpışmalar yaşanır. Ardından Fransız komutan yaralıları gezerken bir Türk askerinin bir Fransız’ın yaralarını sarmaya çalıştığını görür. Tercüman aracılığı ile bunu neden yaptığını sorar. Yaralı Fransız’ın yaşlı bir kadın resmini gösterip bir şeyler söylediğini ama anlamadığını söyler. Muhtemelen annesi olduğunu ifade eder. Bari yaşasın ve annesine dönsün diye yarasını sarmaya çalışıyorum der. Halbuki kendi yarasına ot basmış, Fransızdan daha ağır yaralı. Az sonra ikisi de hayata gözlerini yumarlar.
Kocadere köyünde yaralılar için bir sargı yeri kurulur. Lapseki’nin Beybaş köyünden Halil isminde bir yaralı gelir. Zor nefes almaktadır. Birkaç nefesten sonra kendini tanıtır ve İbrahim onbaşıdan bir mecidiye borç aldığını, onu göremediğini, gördüğünüz takdirde hakkını helal etmesini ister. Başındaki komutan, sen merak etme evladım der ama asker kucağında vefat eder. Aradan çok geçmeden, yaralıların künyeleri ve eşyaları komutana gelir. Birinin notlarında şöyle yazıyor: Ben Beybaş köyünden arkadaşım Halil’e bir mecidiye borç vermiştim. Beni göremedi. Ben taarruza kalkacağım. Dönemezsem, söyleyin arkadaşıma hakkımı helal ettim.
İşte, gençliğe böyle insanlık sevgisi ve böyle hak anlayışı lazım. Eğitim sistemimizin de böyle bir sorumluluğu var.
Şehitlerimizi rahmetle, minnetle anıyor, orada şehit düşen İstanbul Üniversitesi gençliği gibi düşünen bir gençlik yetiştirilmesini temenni ediyoruz.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.