İlim Yolculuğu... “Beşikten Mezara Kadar Oku”

“Akıp giden zaman içinde bir kafesteyim,
Her türlü amelde çok ahesteyim.
Kabrim beni bekliyorken dünyalık hevesteyim,
Uyandır artık Ya Rabb!
Belki son nefesteyim.”

​Şairin bu çağrısı, daha doğrusu tebliği, daha önce de okumama rağmen acılı ve üzüntülü bir anımda beynimde yeniden çağrışım yaptı. Bazen hayat, bir tokatla hayallerini alır elinden. Elbette ölüm imtihanı en zorudur. Hele bu; elli yıl beraber yaşadığın, iyiyi kötüyü, zorlukları birlikte paylaştığın, elmanın yarısı olan hayat arkadaşın ise zorun da zorudur.

kader-gayrete-asiktir.jpegO acıyla insan sanıyor ki: "Benim için hayat durdu, artık yaşamanın bir anlamı yok..."

Oysa “Her canlı ölümü tadacaktır” ilahi bir kanundur. Biliyorsun ama bilmenin yanında sabır, tevekkül ve şükür de gerek. Yılların getirdiği hastalıklar da umutsuzluğunu tetikliyor; ruhun içinde sıkışmış gibi hissediyorsun. Gaflet perdesinin umutsuzluğunda ne yapacağına karar veremezken, ilaçların en güzeli olan Kur'an’a sarılıyorsun.

​Asırlar önce İbn Haldun beyni, un öğüten bir değirmene benzeterek şöyle demiştir: “Eğer beyne yeni bilgiler vermezseniz, beyin eskileri öğütür ve hafızada zayıflık belirir. Beyin hücrelerinin gelişimi ve canlanması için yeni bilgiler edinin.” Bugünkü tıp ilmi de psikoloji de aynı tezi savunuyor.

​Allah (c.c.) sonuçtan evvel çözümü hazırlar; yeter ki umudunu kaybetme, her haline hamdet ve yoluna devam et! Yaşlılıkta hayat biraz daha zorlaşıyor, malum çağımızın hastalığı demans (bunama)... Üzüntülü anlarda bu hastalık gizlice ilerliyor. Kimsen yoksa, yalnızsan yan tesirleri daha da çoğalıyor. Tevekkül etmek, Allah’a yakın olmak ve günlük bir çalışma planının bulunması bu durumun en önemli reçetesidir desem mübalağa olmaz.

Rabb'imin ilk emri “OKU” değil mi? Yaş 70 de olsa, beşikten mezara kadar okumak gerekir.

​Kısa zamanda mesleğimin üstü olan "Eğitim Eğiticisi" ve "Sosyal Aile Danışmanlığı" sertifikalarını alınca, karamsar düşünceler yerine, "Herkesin niyeti ne ise eline geçecek odur" hadis-i şerifinin ışığında, yıllardır murat ettiğim İslami ilimlere başlamak nasip oldu. Çevrem "Bu yaştan sonra mı?" derken, Risale-i Nur’ları tekrar okumaya başladım. Yeter ki sen Allah’a yakın ol. Küçücük bir tohumdan koca çınarları yaratan Allah, elbette niyetimi duymaya ve ilim niyetimi gerçekleştirmeye kadirdir.

"​Yunus, eksiğini
Çalabına arz eyle.
O'nun keremi çoktur,
Senin ettiğini O etmez…"

​Bu mısralar niyetimi daha da pekiştirdi. "Ölüm acısı düştüğü yeri yakar" deyimi tecelli ediyor; evet, ateş yakar ama aynı zamanda nurlandırır. Daha önceki uğraşlarım bana bir beyin jimnastiği oldu. Elhamdülillah, “İlim öğrenmek kadın ve erkek her Müslüman'a farzdır” buyuran Sevgili Peygamberimizin (s.a.v.) ilim yolculuğuna 70 yaşında başlamış oldum.

​Zaman su gibi geçti ama hayırlı geçti. İnsanın kendine vereceği en büyük zarar; "Ben biliyorum" ya da "Bu yaştan sonra yapamazsam" deyip kenara çekilmesidir. Örneğimiz ve önderimiz Resul-i Zîşan Efendimiz, 23 yıllık vahiy yolculuğunda durmadan tebliğini yaptı. İşkenceler, hakaretler ve zor hayat şartları altında bile yılmadı. Onun sünneti üzere, "Müslüman hayra anahtar, şerre kilit olmalı." Bunun için de ilim gerek, bilim gerek! Zahmet olmadan rahmet olmayacağına göre ilim, ille de ilim…

​Yalnızca bilmek yetmiyor, ilmin edeple taçlanması gerektiğini şairin şu beytiyle daha güzel anlıyoruz:

​"İlim meclislerinde aradım, kıldım talep,
İlim geride kaldı, ille edep, ille edep.
Edep bir taç imiş Nur-i Hüda’dan,
Giy o tacı, emin ol her beladan."

​İnsanın ufkunu açan ve hayra çağıran bilgi, "Müslüman'ın yitik malıdır, nerede bulursa alsın" buyurmuş Resulullah Efendimiz. Hayat kısa, ecel hak... İnsanın şu kısacık dünyada emellerini uzatıp amellerini kısaltması, kendine yapacağı en büyük zarardır.

​Şu söze hayran kalmamak mümkün mü?

"Önümde kader, arkamda keder; ikisinin toplamı ömür eder."

Ömrün bereketli ve hayırlı geçmesi de ahiret tarlasının sermayesi olur. Talebelik bulunmaz bir nimet, başlar üstünde bir taç; inşallah cennet tacı olur. Gençlerimizin ve ilim aşığı herkesin bu ilim deryasından testilerini doldurmaları nasip olur inşallah.

​Dünya bazen çekilmez oluyor, müracaatımız ise bellidir:

“Dünya sizi yoruyor mu? Allah’a firar edin.”
(Zâriyât,50)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
BİLİYOR MUSUNUZ? Araştırmalar gösteriyor ki düzenli yorum alan bir yazar, kendisini bekleyen kitleyi daha iyi anlıyor ve kendisinden beklenen çalışmaları ortaya koymak için yazma disiplinine bağlı kalıyor. Unutmayın nezaketle yorum yapan her okuyucu yazarın editörüdür.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum