Dost İstersen Allah Yeter

Hayat; umutlar ve beklentiler ile hayal kırıklıklarının iç içe geçtiği uzun bir yolculuktur. İnsan, yaratılışı gereği tutunacak bir dal, derdini paylaşacak bir yakınlık ve güven duyacağı bir dost arar. Ancak şu fani dünyada, kullara bağlanan her umut bir gün kırılmaya, her dünyevi dayanak bir gün yok olmaya mahkûmdur. İnsanın ruhundaki sonsuz güven arayışının karşılık bulacağı tek makam, onu yaratan ve her an gören Cenab-ı Hakk’tır.

​Bu dünyadaki dostluklar genellikle menfaat, mesafe veya zamanın getirdiği değişimlerle sınırlıdır. En yakın akrabalar, en samimi arkadaşlar bile bir noktada yetersiz kalır veya insanı yalnızlığıyla baş başa bırakır.

Kimi insan binbir hayalle, ümitle büyüttüğü evladından gün gelir nankörlük görür. Kimi arkasında dağ gibi düşündüğü ailesinden, bazen çok sevdiği, samimiyetine güvendiği dostlarından gelen vefasızlıkla sarsılır. Kimi itibar ettiği, saygı duyduğu kişilerin ummadığı işleri, "yapmaz" dediği şeyleri yaptığına şahit olur, sükût-u hayale uğrar.

Yani; insan yaşadığı sürece daima üzülmeye, kırılmaya, hak etmediğini düşündüğü davranışlara maruz kalır.

Hal böyleyken fanilere bel bağlamak kâr-ı akıl mıdır?

İnsan öyle bir Zât'ı dost edinmeli, güvenmeli, dayanmalı ve el açmalı ki, onu hiçbir zaman yarı yolda bırakmasın. Karşılıksız yardım etsin. İhtiyaç duyduğu her an yanında olsun, talep ettiğinde, istediğinde, bütün arzularını yerine getirebilsin. Derdini, kederini paylaştığında onda teselli bulsun. Öyle bir dost olsun ki; hata ettiğinde affetsin, yargılamasın, hoşgörülü ve şefkatli- merhametli olsun, kendini değerli ve önemli hissettirsin, dille telaffuz edemediği duyguları bile bilsin... Ve bunca âlicenaplığı yaparken de hiç zorlanmasın, yüksünmesin, minnet altında bırakmasın, menfaati olmasın.

Hangi dost böyle özelliklere sahip olabilir?

Bu mükemmel özellikleri taşıyan tek bir dost vardır. O da Allah-û Teâlâ Hazretleridir. O kulunun biricik ve hakiki dostudur. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Risale-i Nur eserlerinin muhtelif yerlerinde der ki:

"Dost istersen Allah yeter. Evet, O dost ise her şey dosttur.

"O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok."

"Dua eden adam anlar ki, Birisi var, onun hâtırât-ı kalbini işitir, herşeye eli yetişir, herbir arzusunu yerine getirebilir, aczine merhamet eder, fakrına medet eder."

Kur'an-ı Kerimde ise şöyle geçer:

"Allah, iman edenlerin dostudur; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır.

(Bakara sûresi - 257. âyet)

Evet Cenab-ı Hakk kuluna şah damarından daha yakın; onun içindeki fısıltıları, dile getiremediği acıları ve gizli duaları en iyi bilendir. "Ey iman edenler! Allah’a güvenin; vekil olarak Allah yeter" buyruğu, insanın sırtını yaslayabileceği tek yıkılmaz kalenin Yüce Mevlâ olduğunu ifade eder.

​Yalnızca O'na güvenmek (tevekkül) ve beklentileri kullara değil, sadece O’na yöneltmek insanı ruhen özgürleştirir. Halini yalnız O’na arz eden, insanlara el açmanın getirdiği zilletten kurtulur. Rezzâk olan O’dur, şifa veren O’dur, kalpleri teskin eden yine O’dur. O’na teslim olan bir kalp; bollukta şükretmeyi, darlıkta ise sabretmeyi bilerek huzura kavuşur.

​Kullara hüsn-ü niyetle yaklaşmak bir fazilet ve imanın gereği olsa da, kalbin en derin güven duygusunu fâni varlıklara bağlamadan, yüzünü sadece Rabbine dönen, O’na dayanan ve yalnızca O’ndan bekleyen bir insanı dünyada hiçbir yalnızlık yıkamadığı gibi ahirette de ebedî selâmete ulaştıracak olan en sağlam ipe sarılmış olur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
BİLİYOR MUSUNUZ? Araştırmalar gösteriyor ki düzenli yorum alan bir yazar, kendisini bekleyen kitleyi daha iyi anlıyor ve kendisinden beklenen çalışmaları ortaya koymak için yazma disiplinine bağlı kalıyor. Unutmayın nezaketle yorum yapan her okuyucu yazarın editörüdür.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.