Kur’an’da münafıkların özellikleri; münafıkların zihniyetinde, düşünüş ve fiillerinin merkezi

Şekercihan Youtube kanalında bu yıl 6. sezonuna devam eden “Bir Bayramdır Ramazan” programının bu seneki 8. bölümünde Prof. Dr. Atilla Yargıcı ile “Kur’an’da Nifak Kavramı” konuşuldu ve münafıkların özelliklerine değinildi.

Mehmet Kaplan - Muhabbet Medya

Prof. Dr. Atilla Yargıcı ile Kur’an’da Nifak Kavramı

Şekercihan YouTube kanalındaki “Bir Bayramdır Ramazan” programının sekizinci gün sohbeti “Kur’an’da Nifak Kavramı” başlığı altında Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Tefsir Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atilla Yargıcı ile gerçekleşti. Yargıcı, “Nifak ve münafık kavramlarına değinerek, münafıkların on özelliği üzerinde durmak istiyorum” diyerek başladığı sohbetini şu açıklamalarla sürdürdü:

İKİLİ OYNAYANA MÜNAFIK DENİR

“Nifak kelimesi, ‘nefaka’ fiilinden türetilmiştir. Bundan türetilen kelimelerin farklı manaları var. Arapların bu kelimeleri kullanım amaçları ve alanları var, onlarla Kur’an’da kullanılan manalar arasında bir anlam ilişki söz konusudur.

Nefaka’ fiili, fiil olarak kullanıldığında, bir şeyin azalması, bitip tükenmesi ve köstebeğin yuvasından çıkması anlamına geliyor. Bu anlamda münafık imanı bitip tükenen kişi manasına gelebilir.

Nefaka fiilinden türetilen ‘nefak’ kelimesi de, bir tarafından girilip, diğer tarafından çıkılan tünel manasına geliyor veya iki kapılı ev anlamına geliyor. Buradan hareketle münafıkta hangi kapı kendi menfaatine yarayacaksa oradan giren ve menfaatine olmayan kapıdan çıkan kişi anlamına gelir diyebiliriz.

‘Enfaka’ kelimesi ise kişinin yoksul olması, malını kaybetmesi manasına geliyor. Buradan hareketle mecazi olarak münafık insan, ebedi hazineyi kaybeden kişidir diye yorumlayabiliriz.

Araplar kabuk bağlayan yarayı ‘nufuk’ sözcüğü ile ifade ederlermiş. Buna göre münafıklık, insanın kabuk bağlayan yarası olarak düşünebiliriz. Bazı Kur’an ayetlerinde münafıklıkların kalplerinde bir hastalık olduğunun ifade edilmesinin bu yara ile bir münasebeti olduğu düşünülebilir.

‘Nafika’ kelimesi, tarla faresinin toprağın altında kazdığı yuva anlamına geliyor. İkili oynayana münafık dendiğini düşünürsek, içi ayrı dışı ayrı, bir tünelin içinde yaşayabiliyor. Münafık dili ile iman ettiğini söyleyen, kalbinde küfrü taşıyan kişidir. Arabozucudurlar.”

MÜNAFIKLARIN ÖZELLİKLERİ

Lügat anlamları üzerinden nifak kavramını tanımladıktan sonra Bakara sûresinden tespit ettiği münafıkların on özelliğine kısa kısa dikkat çekeceğini ifade ederek Yargıcı, şöyle devam etti: “Münafıkların Kur’an’da şimdilik tespit edebildiğim özellikleri;

  1. İman ediyor gözükmeleridir. Yani dilleri ile iman ettiklerini söylüyorlar. Kur’an’da hemen Bakara sûresinin başında müttakileri tarif etmesinin ardından kafirlere yönelik iki ayet var, sonra münafıklara dair oniki ayet var. Bu niye böyledir; niye kafirlere dair iki ayete karşılık, münafıklara dair on iki ayet diye düşünürsek, düşman meçhul olduğunda zararlı olur. Düşman dahilde olduğu için nifak hareketleri Müslüman toplumda her zaman çok büyük yıkımlar yapmıştır. Münafıkların ismini vermiyor Kur’an, Efendimiz (asm) de isimleri belirtmiyor. Buralardan alacağımız çok dersler var.
  2. Aldatıcılık. Onlar Allah’ı aldattıklarını sanıyorlar, bu onların uluhiyet tasavvurundaki bir problem olduğunu gösterir. Muhali taleptir, Alîm, Habîr, Latîf, Semi’ ve Basîr olan Allah’ı aldatamazsınız, en fazla insanları aldatabilirler.
  3. Kalplerinde hastalık vardır. Bu hastalığı iradeleri ile kendileri seçmiştir. Allah da onların hastalıklarını artırıyor.
  4. Islah perdesi altında fesat çıkarır, ifsat yaparlar. Biri çıkıyor ıslahçı görüntüsüyle aslında fesat yapıyorsa, bu bir nifak hareketidir. ‘Hiçbir müfsit ben müfsidim demez.’ Sosyal medyada din adına konuşanlar bu bakımdan dikkat etmeli. Islah yapayım derken fesat yapmamak lazım.
  5. Müminleri akılsız görürler. Dünyevi menfaatlerini gözeterek kendilerinin akıllıca hareket ettiklerini düşündüklerinden, imanla ahiretin kurtarıldığının farkına varmıyorlar. Oysa asıl akıl, dünyayı değil ahireti kazanmak için çalışmaktır.
  6. Müminlerle alay etmeleri. Asıl mesele, onlar alay ettiklerini sanırlar, oysa onlara mühlet verilmiş, belki halis imana dönebilirler diye.
  7. Hidayet karşılığında dalâleti satın alırlar. Herkes birşey satın alabilir gündelik hayatında, münafıkların alışverişinde dünyaya karşılık ahireti verdikleri anlaşılıyor.
  8. Güzel konuşmaları. Dünya hayatını çok güzel anlatırlar ve kendilerini gizlemeyi başarırlar. Zayıf durumdayken güzel konuşuyorlar, gücü ele geçirdiklerinde ise esas bozgunculuğu ve gerçek yüzleri ortaya çıkıyor. İdareyi ele geçirdiklerinde ifsada başlıyorlar.
  9. Namaza tembel tembel kalkarlar. Gösteriş için ibadet yaparlar, bundan dolayı zorlanırlar namazdan, ibadetten ve Allah’ı az zikrederler.
  10. Küfür ile iman arasında bocalarlar. Şaşkınlık içindedirler. Bir hadiste münafık şöyle tanımlanır; ‘İki sürü arasında gidip gelen, hangisine mensup olduğunu bilemeyen bir koyun gibidir.’

Rabbimiz münafıkları münafıklıktan vazgeçirmek için, müminleri de nifak hasletlerinden sakındırmak için detaylıca konuyu açıklamış. Yine bu bağlamında daha detaylı konuyu çalışmak isteyenler Bediüzzaman Said Nursi’nin İşârâtü’l-İ’caz eserinde Bakara sûresi, 8-16. ayetlerin tefsirine müracaat edebilirler. Rabbimiz bizi nifaktan ve münafıkların şerrinden muhafaza eylesin.”

MÜNAFIKLARIN ZİHNİYETİ HAK DEĞİL, KUVVETTİR

Metin Karabaşoğlu ise şu notları paylaştı: “Münafıklık derin tetkik gerektiren hastalıklar gibidir, hemen gidince doktorun anladığı cinsten değil. Bundan dolayı Kur’an münafıklarla ilgili birçok detayı bize ders veriyor. Her bir sayılan özellik bizim için bir değerlendirme ve muhasebe kriteri olacaktır. Allah, münafıkların kalplerinde hastalık olduğunu biliyor, ama ifşa etmiyor, tâ ki iman etmeye açık kapıları kalsın. Kur’an’daki bu üsluptan böyle bir ders de alıyoruz.

Peygamber Efendimizin (asm) münafıklar ve münafıklık konusunda uyardığı bir hadis var. Bazı rivayetlerde üç özellik sayılıyor, bazısında dördüncü bir özellik ekleniyor. “Dört haslet vardır ki, kimde bu hasletler bulunursa o kimse halis münafıktır. Kimde de bunlardan biri bulunursa, onu bırakıncaya kadar kendisinde nifaktan bir haslet var demektir. O dört haslet şunlardır: Kendisine bir şey emanet edildiğinde ihanet eder. Konuşunca yalan söyler. Söz verince sözünde durmaz. Düşmanlıkta aşırı gider.”

Hatta bir rivayette, devamla bu özellikler üzerinde bulunan kişi için “Namaz da kılsa, Müslüman olduğunu da söylese o halis münafıktır” diye söyleniyor. Bu bence hepimize bir uyarı. Kur’an’ın, hadislerin nifak alameti olarak belirttiği bu hasletlerden bizim muhakkak uzak durmamız lazım.

Kur’an’da yine birçok ayette karşımıza çıkıyor nifak, müminler açısından da imtihan konusu olmuşlar. İfsat çıkararak, bozgunculuk yaparak… Rabbimizin rahmeti ve hikmeti gereği isimleri açıkça belirtilmemiş, olarak dünya hayatında hallerini düzeltme fırsatı verilse de. Şu manidar, Ankebut sûresinin 3. ayetlerinde nifakın, sıdkın zıddı olarak zikredildiğini görüyoruz: “Allah, doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancıları da mutlaka bilir.” Nifakın özünde yalancılık var. Ya sıdk, doğruluk üzereyizdir ya da yalan ve riya ile nifaktan bir alamet bizde var. Kur’an’da nifakın zıddının sıdk-doğruluk olarak gösterilmesinin hepimizin kulağına küpe olması gerekiyor.

Münâfîkûn sûresinde de münafıkların ‘yeminlerini kalkan yapmalarından’ bahsediliyor. İnsanları iddialarına inandırmak için yeminle güvenilirliği arttırmaya çalışıyorlar. Başka manidar bir özellik olarak sûre ‘her kuvvetli sesi aleyhlerine sanırlar’ diyor. Bu kalpte iman olmadığı için ve de ahlaki olarak ikiyüzlü oldukları için sürekli bir tedirginlik hali, ayrıca sürekli foyaları açığa çıkacak psikolojisi yaşadıklarına işaret ediyor. Yine Kur’an, ‘Baktığın zaman kalıpları hoşuna gider’ diye bir tarif yapıyor. Görünüşe baksan dört dörtlük adam gibi gözükürler, güzel konuşurlar, konuştuklarında dinlenirler, ama onlar duvara yaslanmış elbise giydirilmiş kütük, kereste gibidirler, diye anlatıyor sûre. Bu çok manidar bir tarif. Bu bize şunu söylüyor: Kalıba bakma, söze edaya takılma, ardındaki manaya, tutarlılığa, söz ile eylemin muvafakatine dikkat et. İstiğfarsızlık da nifak alameti olarak anlatılmış. Yine sureden anlıyoruz ki, münafıklar menfaat eksenli yaşadıkları için müminleri de menfaat eksenli iman ediyor diye düşünüyorlar. O yüzden müminlere yardımdan insanları alıkoymaya çalışıyorlar, böylece insanların imandan kopacağı beklentisi içindeler. Şöyle bir söz var: ‘İyi insanların en büyük hatası herkesi kendileri gibi zannetmeleridir. Kötü insanların en büyük hatası da herkesi kendileri gibi zannetmeleridir.’ İşte münafık da bir tarafta gözüküyorsa bir menfaat hesabı için orada olduğu için, müminlerin de bir menfaat hesabı için orada olduklarını düşünüyorlar.

Yine Münafıkun suresinden anlıyoruz ki, münafıkların zihniyetinde, düşünüş ve karar alışlarında, fiillerinin merkezinde esas olan; hak değil, kuvvettir. Kuvvet eksenli bir zihniyetle hayata, hadisata bakıyor, ona göre karar ve tutum takınıyorlar.”

“Bir Bayramdır Ramazan” programını, Ramazan ayı boyunca her gün saat 18.00’de Şekercihan YouTube kanalından takip edebilirsiniz.

www.muhabbetmedya.com

İLGİLİ İÇERİKLER

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

KUR’AN-I KERİM Haberleri