Kur’an’da çokça üzerinde durulan isar ve infak kavramları nedir? İnfak ve iman ilişkisi

Şekercihan Youtube kanalında bu yıl 6. sezonuna devam eden “Bir Bayramdır Ramazan” programının bu seneki 5. bölümünde Prof. Dr. Veysel Güllüce ile Kur’an’da İsar - İnfak Kavramları konuşuldu.

Mehmet Kaplan - Muhabbet Medya

Prof. Dr. Veysel Güllüce ile Kur’an’da İsar-İnfak Kavramı

Şekercihan YouTube kanalındaki “Bir Bayramdır Ramazan” programının beşinci gün sohbeti “Kur’an’da İsar-İnfak Kavramı” başlığı altında Prof. Dr. Veysel Güllüce ile gerçekleşti. Güllüce, “İnfak, kavramı Kur’an’da çokça tekrar edilen bir kavram. Lügat anlamı harcamak demek, ancak şer’i hudutlar içerisinde harcamak anlamına geliyor. Aksi takdirde bu harcama israfa dönüşebiliyor. Îsar kavramı ise tercih etme manasına geliyor. Birini başka şeye tercih etmek anlamına geliyor. Bir müminin, başka bir mümin kardeşi için hakkından feragat etmesi anlamlarına geliyor” diyerek başladığı sohbetini şu açıklamalarla sürdürdü:

İNFAK TEZKİYE VE TEMİZLEME VAZİFESİ GÖRÜYOR

“İnsan fıtraten cimri bir varlık. İnsan nefsinde mala, dünya metaına yönelmek, hırs göstermek gibi bir temayül var, bir taraftan da hep benim olsun demek insanın fıtratına konulmuş. “İnsanoğlu mala çok düşkündür” gibi manaları ayetlerde görüyoruz. İnsan ne kadar mala sahip olsa doymuyor, biteceği korkusunu da bir yandan yaşıyor. İnfak insanın ruhunda olan bu hasleti tezkiye edip temizleme vazifesi görüyor. Allah, malı Allah yolunda fisebillilah harcamayı bu anlamda emrediyor. İnsanın tabiatında cimrilik, acalecilik gibi zayıf noktaları var. Bir yandan da ‘ahsen-i takvimde’ yaratılmış olması ile o tabiattaki hasletler zıt gibi gözüküyor ama, o hasletler insana kemal yolculuğu için verilmiş; yani o olumsuz temayüllerle mücadele ederek insan terakki edip kemal buluyor.

İbadet konusunda Kur’an’da en çok üzerinde durulan, namaz ve zekattır. Bakara sûresinin daha en başında, üçüncü ayette, “Onlar ki, gayba inanırlar, namazı kılarlar ve bizim kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcarlar” buyuruluyor. Allah, müttakilerden bahsederken, ‘gayba iman ederler, namazı kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden infak ederler” sıralaması ile onların özelliklerini tarif ediyor. Bu kısa ayette nelerden infakta bulunulacağı veciz bir şekilde ifade ediliyor. Bediüzzaman bu ayeti, bu âyetti îcazı ve i’cazı İşârâtü’l-İ’câz’da çok güzel açıklıyor. Bu ayette kelimeler öyle seçilmiş ki zekat, sadakanın ve infakın bütün unsurlarını barındırıyor. İnfak kavramı çok şumullü bir kavram; zekatı, sadakayı, her türlü hayrı, tebessümü, güzel söz söylemeyi, ilmini başkalarıyla, gücünü başkalarına yardım için kullanmayı, hepsini tazammun ediyor.”

ÎSAR İNFAKIN EN ÜST ŞUBESİDİR

Metin Karabaşoğlu ise, şu açıklamalarda bulundu: “İnfak şemsiye kavram deyim yerindeyse. Bir fayda temin edecek, bir ihtiyacı giderecek, bir zararı def edecek şekilde, maldan, ilimden vs. verilen herşey infak kapsamında. Maldan, paradan vermek de, infakın zekat şubesi oluyor. Zekat, infakın olmazsa olmaz kısmı. Allah’ın sana verdiği malın içinde ihtiyaç halinde olan fakirin hakkı var ve bu zekatı vermek bir zorunluluk. Zekattan ötesi ise o müminin fazileti oluyor. Zekat emriyle alt sınır belirlenmiş, fakat üst sınır yok, fazlası için açık bırakılmış ve mümin infaka davet edilmiş. İmkânı olan, şer’an belirlenmiş zekat miktarından çok daha fazlasını verebilir. Îsar ise başkasının nefsini kendi nefsine tercih etme, onu öne geçirme, başkasını düşünmekse, şuhh da Kur’ân’da bunun tam zıddı bir kavram olarak kendini düşünme durumunu ifade ediyor. Cimrilik gibi kötü ahlâklar şuhhun bir tezahürü. İnsan kendisini şuhhtan ne kadar uzaklaştırabilirse, infakta kabiliyeti o kadar artıyor.

Velhasıl, ekat, tasadduk, sadaka ve îsar kavramları hepsi infak şemsiye kavramının altında yer alıyor, hepsi infakın şubeleri. Îsar, infaktan bir şube ve infakın en üst şubesidir. Îsar ile infak arasında şöyle bir fark var. Genel anlamıyla infakta biz fazladan veriyoruz. O verildiğinde veren kişinin geçim standardında, kendi lokmasında bir eksilme olmuyor, fazladan veriyor. Îsarda ise fazladan değil ihtiyaçtan verme durumu da var. Haşr sûresinin 9. ayetinde Ensar örnek verilerek dikkat çekildiği gibi, kendileri daha fazla ihtiyaç sahibi olsalar dahi kardeşlerinin nefislerini kendi nefislerine tercih ediyorlar. Bu Ensarın bir hasleti olarak bize ders veriliyor ve onların o davranışı üzerine ayet nazil oluyor. Ensar, Muhacirînle neyi varsa paylaştı. “Yarım hurma ile de olsa kendinizi ateşten koruyun” hadisini hatırlayalım. Sadece bir hurman var, yarısını yanındaki kardeşine veriyorsun. Îsar, hakkında ayet inmiş bir sahabe ahlakı.

İsar hasleti ile ilgili Bediüzzaman, İhlas Risalesinde, Ensar’ın övüldüğü ayeti nazara vererek hepimize bir ders verir. ‘Kardeşlerinizin nefislerini nefsinize şerefte, makamda, teveccühte, hatta menfaat-i maddiye gibi nefsin hoşuna giden şeylerde tercih ediniz.’ Burada Bediüzzaman, mal-mülk haricinde bu vasıfları sayarak tercih edebileceklerimizin alanını çok genişleterek îsarı bize izah ediyor. Îsar için tablo böyle. İnfak için baktığımız zaman, infak gözde olandan vermek; gözden düşeni vermek, gözden çıkardığını vermek değil. Kendisi pastırma yiyor, ama başkasına kuru ekmek veriyor; bu infak değil. Sen ne yiyorsan, ne giyiyorsan ondan ikram etmelisin. Şuhhun bir tezahürü olarak insan, başkasına vermeye kıyamıyor. Kendi dolabını fazladan elbiselerle doldurabiliyor, başkasına ihtiyacı olanı veremiyor. İşte gözünden düşeni dolaptan çıkarıp verdin, kendisine yenisini aldın, infak bu değil. Senin için gözde olanı, gözünde ve gönlünde olanı vereceksin, kendine aldığından vereceksin. Senin kendin için beğendiğin, sevdiğin ve kendimize yakıştırdığımız şeyden, Kur’an’ın tabiriyle ‘tayyibat’tan vereceğiz. Dönüp de bakmayacağı, gözünün görmek istemediği şeyden vermek değil infak. Kendisi için rızık olmaktan çıktığını düşündüklerinden vermeyecek, kendisine rızk olarak verilenlerden verecek.

İman ile infak arasındaki ilişkiyi de hatırlamakta yarar var. Kur’an bir yandan müminleri, müttakileri “iman ederler, namaz kılarlar, infak ederler, zekat verirler” diye tarif ediyor, diğer taraftan insanın cimriliğinden bahsediyor. İnsan mizacındaki o cimriliği aşıp gönülden verebilmeyi nasıl başarabilir? İnsan niye cimri ve bu cimrilikten nasıl kurtulabilir? İnsan bizzat gına sahibi olmadığı için, dağlar dolusu altını olsa onun dahi biteceğinden korkarak vermeyecek bir mizaçta olduğu için cimri. Halbuki Ganiyy olan, yerlerin ve göklerin hazineleri tasarrufunda olan, hazineleri hiç bitmeyen Rabbü’l-âlemîni, Rahmân-ı Rahîm’i hakkıyla tanısa, O’nun hazinesi de kudreti de sonsuz diye bilse ve emin olsa, imanındaki bu terakkisi ve yakîni nispetinde rahat, kolay infak eder ve infakının alanı geniş olur.”

“Bir Bayramdır Ramazan” programını, Ramazan ayı boyunca her gün saat 18.00’de Şekercihan YouTube kanalından takip edebilirsiniz.

www.muhabbetmedya.com

İLGİLİ İÇERİKLER

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.