Mazlumun duası ve bedduası ile ilgili hadis-i şerifler

Mazlumun duası ve bedduası ile ilgili hadis-i şerifler

İslam’a göre Müslüman bir Müslümana asla kötülük yapmaz, zulmetmez; hatta hadis-i şerifler, kafirlerin de Müslümanlardan zarar görmemesi gerektiğini göstermektedir. Mazlumun duası ve bedduası ile ilgili hadisler konunun ne kadar hassas olduğunu anlatır.

Said Ali Ümit - Muhabbet Medya

“Kafir de olsa, Mazlumun bedduasından sakının. Çünkü onunla Allah arasında perde yoktur” (Müsned, 1, 233. Camiüssağir, I, s.70)

Buharide zikredilen bir başka hadiste ise,

“Mazlumun bedduasını almaktan kork. Zira Allah ile bu beddua arasında perde yoktur” buyrulmaktadır.”
(Buhari, Zekat1)

Diğer bir hadislerinde ise peygamberimiz (s.a.v)

“Mazlumun bedduasından sakının. Çünkü o kıvılcım gibi semaya yükselir” buyurmaktadır.
(Camiüssağir, I, s.69)

İslamın sevgi dini olması

Küçük farklılıklarda rivayet edilen bu hadis-i şerifler, İslamın gerçekten bir sevgi dini olduğuna işaret etmektedir. Şunu bilmek gerekir ki, Müslüman, kalbi sevgi ve şefkatle dolu olan bir kimsedir. Onun kalbinde kine ve düşmanlığa yer yoktur. Müslüman, Müslümanların elinden ve dilinden zarar görmediği kimsedir. Bir Müslüman bir Müslümana asla kötülük yapmaz, zulmetmez, eziyet etmez, asla ona düşmanlık beslemez. Çünkü onun ile aralarında sevgi ve kardeşliği gerektirecek Kâbe hürmetinde çok güzel bağlar mevcuttur. Bu ve benzeri hadis-i şerifler, kafirlerin de Müslümanlardan zarar görmemesi gerektiğini göstermektedir.

Küfür, inkar, şirk, insanın iradesiyle seçtiği bir yoldur. İnançsız bir insan, eline silahı alıp bizi öldürmeye teşebbüs etmediği sürece onunla insan olmanın gereği olarak onunla iyi geçinmek durumundayız. Bir kafirle, bir müşrikle komşuluk bile yapıyor olabiliriz. Onun haklarına riayet etmek Müslümanın görevleri arasındadır. Biz her zaman halimizle, tavrımızla, davranışımız ve yaşayışımızla İslam’ın güzelliklerini göstermeliyiz. Yoksa bir ateiste İslam’ı, imanı anlattıktan sonra, ona haksızlık yaparsak, ona kötülükte bulunursak bu insanlığa da Müslümanlığa da yakışmaz. Bu hadis-i şerif, kafir de olsa, ehl-i kitap da olsa, hiçbir insana zulmetmemeyi öğütlüyor.

Mazlumun koruyucusu Allah’tır

Allah bütün mazlumların sığınağıdır. Zalim insanların zulümlerine maruz kalan bir mazlum hiçbir şey söylemese bile onun hakkını koruyacak olan Allah'tır. Mazlum ile Allah arasında bir perde yoktur. Mutlak kafir elbette Allah’a dua etmez. Dua etmese de Allah inananların da inanmayanların da Rabbi olduğundan dolayı, hiç kimseye zulmedilmesini hoş görmez. Bir de küfr-ü meşkukta olanlar vardır. Yani şüphe içerisinde bir kafirlik inancına sahip olanlar bulunmaktadır. Bunlar Ya Allah varsa diye şüphede olanlardır. Sıkıştıkları zaman da Allah derler. Ben bunlardan birisiyle tanışmıştım. Önce Allah’a hem inanıyorum, hem inanmıyorum diye konuşuyordu. Bir ara zor bir durumla karşılaştı ve “My God help me” dedi. Yani Allahım bana yardım et.” Bu tür inanç içinde olanlar şüpheli küfürde olanlardır. Allah’ı bilirler, ancak mükellef oldukları görevleri yapmamak için tam olarak inanmazlar. Yalnızda zorda kaldıklarında inanırlar. Böyle bir insan zulme maruz kaldığında Allah’a yönelir. Ona dua edebilir. Mazlum olduğundan dolayı da onun duası, ya da bedduası Allah’a ulaşır.

Diğer taraftan müşrik olan kimseler de Allah’a inanan ve putları Allah’a ortak koşan insanlardı. Zor bir durumda kaldıkları zaman da ellerini açıp Allah’a dua ederlerdi. Kur’an bize bu durumu açıkça bildirmektedir.

Herkese iyi davranmak gerekir

Bu yüzden hadis-i şerif, herkese iyi davranmamız gerektiğinden bahsediyor. Zalim olmamayı tavsiye ediyor. Hayat hakkı Allah’ın ayrım yapmaksızın herkese verdiği bir haktır. Ona zora sokmaya kimsenin hakkı yoktur. Bizim dilimizde de bu hadis-i şeriflerden ilham alınarak, “Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste” denmektedir. Yine, “Zalimin zulmü varsa, mazlumun da Allah’ı var” sözü mazlum inanmasa bile onun sahibinin de Allah olduğunu bize anlatıyor.

Zulüm, Allah’a putları şirk koşan cahiliye insanın bir vasfıdır. Cahiliye döneminde yaşayan kimseler, “Sen birisine zulmetmezsen, zulme uğrarsın” prensibini uyguluyorlardı. Bu yüzden de herkese haksızlık yapmayı, kabileleri talan etmeyi yağma yapmayı bir fazilet olarak telakki ediyorlardı. İslam ise zulmün her türlüsünü ortadan kaldırdı.

İslam şairimiz merhum Mehmet Akif, “Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem, gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem” diyerek zalimlere karşı da nasıl bir tavır almamız gerektiğine dile getirir.

Biz peygamberimizin (s.a.v.) yaptığı gibi her zaman şu duayı yapmalıyız:

Allah’ım! Zalim olmaktan zulme uğramaktan da sana sığınırım. Amin.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.