Evlilikleri zorlaştırmamak gerekir

Evlilikleri zorlaştırmamak gerekir

Evlenemeyen erkeklerin ve kızların maruz kaldıkları tehlikenin farkında mıyız?

Said Ali Ümit - Muhabbet Medya

“Size ahlakı ve dindarlığını beğendiğiniz biri kız istemeye geldiğinde onu evlendirin. Bunu yapmazsanız yeryüzünde fitne ve büyük bozgunculuk çıkar.”(Tirmizi, Nikah:3; İbni Mace, Nikah:46; Camiüssağir,I.s.122)

Kız evladı olan herkesin en önemli arzularından birisi kızlarını zamanı geldiğinde münasip bir damat adayı ile evlendirmektir. Kızını evlendirmek istemeyen kişi, kızına olan sevgisi bağımlılığa dönüşmüş kişidir ki bu fıtrata terstir.

Bazı aileler biliyoruz. Kız çocukları evlenme çağına gelmiştir. Talip olanlar da vardır. Ama anne ve baba armuda saplı, üzüme çöplü diyerek kızlarını bir türlü vermek istemezler. Ya da kız kolay kolay aday beğenmez. Bunun gerekçelerine baktığımızda genel olarak damat adayının ekonomik durumunun çok iyi olmamasını görürüz. Yani damat adayı zengin değil diye, ne kadar ahlaklı da, dindar da olsa yine de o kızı vermek istemezler. İlle de zengin bir aday çıkmasını beklerler. Bu şekilde beklemeler, kızın yaşının ilerlemesine ve taliplerin azalmasına sebep olur. Böyle bir kızın evde kalma ihtimali bile olur. Bu durumda zengin bir kocayla dünyevi bir mutluluk arayan kimse hiç evlenemeyerek tamamen mutsuz bir duruma da düşebilir. Hatta hadis-i şerifte belirtildiği gibi zor şartlar ileri sürülerek evliliklerin geciktirilmesi yeryüzünde fitne ve bozgunculukların çıkmasına bile sebep olur. Çünkü evlenemeyen erkekler gayr-i meşru yollara düşebilir. Hatta iyi bir terbiye ile yetiştirilmemişse kız çocuklarının bile böyle tehlikelere maruz kalması mümkündür.

Halbuki peygamberimiz s.a.v. kızları evlenecek yaşa gelmiş aileler için ne kadar güzel bir ölçü takdim ediyor. O da erkeğin ahlaklı ve dindar olmasıdır. Aynı ölçüyü evlenilecek kadında aranacak vasıflarda da veriyor. O halde ölçü “dindar ve ahlaklı” olmaktır. Dindar ve ahlaklı olan insanların zengin olmasalar da, ufak tefek evlerini geçindirecek kadar işleri olmuş olsa da, israf etmeyerek, iktisat ederek Allah’ın da yardımıyla zenginleşebilirler. İmkanları düzelir. Dünyada da ekonomik olarak sıkıntı çekmezler. Zaten dürüst ve çalışkan bir insan her zaman helalinden yiyecek ekmek parası kazanır.

Bu yüzden kız evladı olan anne ve babalar, kızlarına talip olan dindar ve güzel ahlaklı insanlara kızlarını vermekte tereddüt göstermesinler. Altından kalkılamaz ekonomik şartlar ileri sürüp onların evliliklerine mani olmasınlar. Peygamberimiz s.a.v. nikahın hayırlısının kolayı ve külfetsizi olduğunu bildirmişlerdir. Yine nikah karşılığında kıza ödenen mehrin az olmasını kadının hayırlılığından saymıştır. Peygamberimiz s.a.v. zamanında parası olmayan damat adaylarının kıza Kur’an öğretme karşılığında, Kur’an öğretmeyi bir mehir sayarak evlenen kimseler olmuştur.

Bizler kız çocuklarının anne babaları olarak kızımızın bütün çeyizleri tam olsun, damat adayı da bütün eksiklikleri alsın, hem de en iyilerinden alsın diye tutturur, zor şartlar ileri sürersek, bunu insafsızlık olur, kendi çocuğumuza kötülük yapmış oluruz. Halbuki zaruri ihtiyaçlarını almışlarsa, diğerlerini de elleri bollaştıkça belki de imkan varsa, anne babanın da yardımıyla zaman içinde telafi ederler. Böylece maddi varlık için değil, birbirlerine hayat arkadaşı olmak, mutlu olmak için evlenmiş olurlar. Mutluluğun sadece maddi imkanlarla alakalı olmadığını da göstermiş olurlar.

O halde dindar ve ahlaklı damat adaylarının işlerini kolaylaştıralım. Allah onlara sonsuz hazinesinden maddi ve manevi ihsan ve ikramlarda bulunur. Onların gönüllerini ve dünyalarını zenginleştirir.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.