
Said Yargıcı
Müminler nasıl insanlardır?
Mümin başta tevhid olmak üzere iman esaslarına inanan, yani bu esaslara diliyle inandığını söyleyen, onları kalbiyle de tasdik eden kimsedir. Ancak imanın bir de fiili, davranışsal boyutu vardır. İşte sadece Enfal suresindeki iki ayette baktığımız bu imanın bu davranışsal boyutlarını görürüz. Önce bu iki ayete bakalım:
Müminler ancak, Allah anıldığı zaman yürekleri titreyen, kendilerine Allah’ın ayetleri okunduğunda imanlarını artıran ve yalnız Rablerin dayanıp güvenen kimselerdir. Onlar namazlarını dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiğimizden harcayan kimselerdir.
(Enfal, 8/2-3.)
Münafıkların kalplerinde Allah’ın farzlarını yerine getirirken Allah’ın zikrinden, O’nu hatırlamaktan hiçbir şey yoktur. Onların inançları da ibadetleri de gösteriş için, dünyalık menfaatler içindir. Bunlar Allah’ın hiçbir ayetine inanmazlar. Ama sadece inandıklarını dilleriyle söylerler. Allah’a tevekkül etmezler. Üstelik insanların arasında olmayınca da namazlarını kılmazlar. Sadece gösteriş için, herkesin kendilerini mümin zannetmesi için müminlerin yanlarında bulundukları zaman namazlarını kılarlar. Aynı zamanda bunlar mallarının da zekatını vermezler. Çünkü kalplerinde inanç bulunmadığı için yaptıkları iyiliklerin, verdikleri zekatın boşa gideceğini zannederler. Münafıkların inançtaki bocalamaları onların fiil davranışlarına bu şekilde yansımaktadır..
Müminlerin ise durumu çok farklıdır.
Ayet, müminlerin nasıl olmaları gerektiğini, imanın fiili ve davranışlara nasıl yansıyacağını çok veciz bir şekilde anlatıyor. Bu ayette, imanının içine ibadetin de girmiş olması dikkat çekiyor. Bu ayete göre müminlerin özellikleri şunlardır:
1.Allah’ın adı zikredildiğinde kalpleri ürperir. Bir kötülük yapacakları, bir zulüm yapacakları, ya da ibadeti terk edecekleri zaman Allah’ın adını duysalar, örneğin bir ezan sesi duysalar, hemen kalpleri ürperir, yapacakları kötülükten vazgeçerler, ibadetlerini yaparlar. İmanı kemale ermiş bir müminin kalbini Allah’ın adını duymak bile ürpertir, içinde O’na kulluk yapma isteği doğar, kötülüklerden uzaklaşma arzusu meydana gelir. Çünkü Allah’ı hatırlamak, Allah’ın emirlerini, yasaklarını, kıyamet gününü, tekrar dirilmeyi, hesap vermeyi, cenneti ve cehennemi hatırlatır. Bu bir anda meydana gelir.
2.Allah’ın ayetleri okunduğu zaman imanları artar. Yani Allah’ın ayetlerini duydukça, okudukça imanları kemale erer. Bu ayetler hem Kur’an ayetleri olabilir, hem de büyük olan kainat kitabının ayetleri de olabilir. Yani gördüğümüz canlı cansız şeyler Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren ayetlerdir. Hem Kur’an ayetleri, hem de kainatta bulunan ayetleri okuyanların imanlarının kuvvetlenmesine sebep olur.
3.Sadece Allah’a tevekkül ederler. Allah’ın dışında hiçbir varlığa dayanmazlar, güvenmezler. Yani üzerlerine düşen görevleri yaptıktan, sebepleri yerine getirdikten sonra neticeyi Allah’a havale ederler.
4.Namazlarını dosdoğru kılarlar. Mümin olmanın bir önemli göstergesinin de namazı dosdoğru kılmak olduğu beyan ediliyor. İmandan sonra en hakikatin namaz olduğunu unutmamak gerekir. Rabbimiz namaza ayrı bir önem veriyor. Yetmiş ayette namaz kılmayı emrediyor. Namaz imanımızın kemale erdiğinin bir delili olmakla birlikte, imanımızı muhafaza etmenin önemli araçlarından da birisidir. Üstelik Allah’ın bize ikram ve ihsan ettiği günlük nimetlere karşı bir teşekkür ve şükürdür.
5.Bir de Allah’ın verdiği rızıktan infak ederler. Yani müminler cimri değillerdir. Zenginlerse zekatlarını ve sadakalarını verirler. Zengin olmasalar bile, sadaka vermek için zengin olmayı beklemezler. Var olandan verirler. Verme ahlakına sahip olurlar.
İnsan ibadetleri yerine getirmeden de mümin olabilir. Ancak bu iman çok zayıf olur ve kaybolma ihtimali çok yüksektir. Bu yüzden imanımızı tefekkürle olduğu gibi salih amellerimizle, ibadetlerimizle de kemale erdirmeye gayret edelim.
Cenab-ı Hak, Enfal dördüncü ayette de, bu nitelikleri sahip olanların gerçek mümin olduğunu, bunların Rableri katında dereceleri bulunduğunu, mağfirete ve güzel rızıklara nail olacaklarını beyan ediyor.
Allah’ım! Sen bizleri sana hakkıyla inanan, imanın gereğini emrettiğin şekilde davranış ve fiilleriyle yerine getiren insanlardan eyle. Amin.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.