
Said Yargıcı
Cihadda gevşeklik göstermek nasıl olur?
Ey iman edenler. Size ne oldu ki, “Allah yolunda cihada çıkın” denilince olduğunuz yerde yığılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatına mı razı oldunuz? Fakat dünya hayatının zevki ahiretin yanında ancak pek az bir şeydir.
(Tevbe, 9/38)
Rivayet edildiğine göre cihad konusunda gevşeklik gösterme durumu, hicretin dokuzuncu yılında Tebük Seferine çıkmak üzere seferberlik emredildiği zaman meydana gelmişti. O zaman Huneyn ve Taif seferlerinden yeni dönülmüş bulunuluyordu. Yaz sıcağı derileri kavuruyordu ve üstelik de kıtlık da vardı. Bununla birlikte Medine’nin hurmaları yetişmiş, gölgeleri de güzelleşmişti. Ayrıca gidilecek yer uzak, düşman da sayıca çok ve teçhizat bakımından da güçlüydü. Buna göre diğer gazalardan daha fazla hazırlığa ihtiyaç vardı.
Bu gibi sebeplerden dolayı bu seferberlik ilanı birçoklarına ağır gelmişti. Bu yüzden bu orduya, “ceyş-i usret” zorluk ordusu adı verilmişti. Hz. Peygamber Tebük istikametine hareket buyurmuş, bedevi kabilelerden birçokları, müminlerden bazıları ve birçok münafıklar sefere katılmamışlardı. Bu ayet işi ağırdan alan kişileri ikaz ediyor.
21. yüzyılda yaşıyoruz. Ayet günümüzde Müslümanlara da önemli mesajlar veriyor. Allah yolunda cihad inançlı ve inançsız insanların yaşadığı bir toplumun içinde manevidir. Dış düşmanla gerektiğinde topyekün savaşmak gerekir. Vatanımızı, dinimizi, namusumuzu düşman istilasından korumak için gerekirse hepimiz canımızı veririz. Ben yaşım 60’ı geçtiği için artık askerlik yoklamasına tabii değilim. Ama eğer bugün bu güzel ve bin senedir islamın bayraktarlığını yapmış ülkem bir tehlikeye girse, düşmanın saldırısına maruz kalsa, gönüllü olarak en önde giderim. Müslüman bir insanın vatan sevgisi de imandandır. Çünkü biz dinimizi bu ülke içinde yaşıyoruz. Namusumuzu bu ülke içinde koruyoruz. Eksiğiyle gediğiyle bu ülke bizim. Ama Allah’a çok şükür şu anda böyle bir tehlike yok. Maddi cihad yok diye, boş boş oturacak mıyız?
Hayır. Bu ayetten anladığımıza göre boş boş oturmak yok. Allah yolunda her zaman ve zeminde ne yapılması gerekiyorsa onu yapacağız. Bu bu vatana ve bu milleti, bu milletin çocuklarını, gençlerini, evlatlarımızı, kızlarımızı, erkeklerimizi imansızlık tehlikesinden ve anarşi, terör canavarından korumak için elimizden geleni yapacağız. Zaten sağlam bir iman ve doğru islamiyeti bilmek ve yaşamak, ahlaksızlığın, terör ve anarşiye karşı çelik gibi bir zırhtır. Bu yüzden durmak, dinlenmek yok… Bir şeyler yapmalıyız. Çocuklarımız, gençlerimiz teröre bulaşıyorsa bu bizim suçumuz. Uyuşturucuya yöneliyorsa bu bizim suçumuz. Ahlaksızlığa yöneliyorsa bu bizim suçumuz.
Ayetin ifade ettiği gibi biz “zorluk insanı” olursak, yerimizde çakılıp kalırsak, sadece ve sadece dünya hayatının geçici lezzetlerine yönelirsek olacağı budur. Ülke olarak, toplum olarak bunun sıkıntısını çekiyoruz. Bu yüzden önce kendi imanızı kurtarmalı, sağlamlaştırmalı, islamın emirlerini yaşamalı, yasaklarından kaçınmalıyız, sonra da başkalarının imanlarını kurtarmak, onların iyi ahlaklı olmaları sağlamak, anarşi ve teröre buluşmalarını engellemek, asayişe yardımcı olmak için elimizden geleni yapmalıyız. Bir müslümanın görevi, barış ve huzur insanı olmaktır. Allah yolunda, kendisi, bu fedakar milletin fertleri için bir şeyler yapmalıdır. Bunu engellemek isteyen insanlara bir kötülük yapmayı kimse aklının ucundan bile geçirmemeli, sadece ve sadece onlar için dua etmeli, hakkı ve hakikati görmeleri için yalvarmalıdır. Bir mümin asla gaddar olamaz, sert olamaz. Mümin hilm sahibidir, şefkatlidir. Onun şefkati Peygamberimizin (s.a.v) şefkati gibi olmalıdır. Kendisini eziyet eden insanları bile affedip, onlar için dua etmelidir. Allah yolunda çaba gösterirken, dua bizim en büyük silahımızdır.
Bu ayet, Allah yolunda cihad ederken, maddi cihadda olduğu gibi manevi cihadda da birlik ruhu ile hareket edilmesini ifade ediyor. Ayette geçen “infiru” ifadesi toplu olarak hareket etmeyi anlatıyor. O halde bireysel çalışmalardan, Allah yoluna insanları bireysel olarak çağırmaktan çok, birlik ruhumuzu bozmadan, birbirimize kuvvet vererek çalışmalıyız. Özellikle bu zamanda, inanca yapılan saldırılar hep cemaat şeklinde olduğu için, bunlara karşı yapılacak savunmalar, çalışmalar da hep birlik ruhunda olacaktır. Bu manevi tahribatı manevi olarak tamir etmeye hep birlikte çalışmak gerekir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.