Abdulkadir Menek

Abdulkadir Menek

Cizre’de ve Cudi Dağında, Hz. Nuh (AS)'ın İzinde (II)

Cizre’de katıldığımız programlar ve gezdiğimiz mekânların ardından akşam Şırnak’ta çok önemli bir organizasyon gerçekleştirildi. Şırnak Valiliği ve Belediyesinin beraberce hazırlayıp, 96 bin metrekarelik bir alan üzerinde kurulan Şırnak Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesinde gerçekleştirilen Hz. Nuh’u Anma Merasimi ve Dron Gösterisi gerçekten görülmeye değer güzel bir faaliyet olarak hafızalarımıza kazındı. Protokol, millet bahçesi girişinde erbaneler eşliğinde söylenen ezgilerle karşılandı. Programın başında Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Tiyatro ekibinin Nuh Peygamber Tufanı ile ilgili olarak hazırladığı tiyatro oyunu başarıyla sahnelendi.

Daha sonra yapılan protokol konuşmalarında, Türkiye Yüzyılında yeni bir Nuh’un Gemisinin inşa edildiği ve bu gemide bütün vatandaşlarımıza yer bulunduğu ifade edildi. Ayrıca Gazze’nin çocuklarını, Cudi’nin çocuklarının kurtaracağı vurgulandı. Konuşmaların ardından dron gösterisine geçildi. 500 adet dronun başarılı bir şekilde kullanıldığı ve Nuh Tufanını sembolize eden dron gösterisi Millet Bahçesinin semalarında büyük bir başarı ve maharet ile gösterime sunuldu. Bu dronlar tarafından semada Hz. Nuh’un Gemisini sembolize eden çeşitli figürler, tufan hadisesi ve tufanla ilgili olarak birçok ayet başarılı bir şekilde Şırnak semalarında resmedildi. Rabbimiz bu şehirlerimizin semalarında maddi ve manevi manaları ile birlikte bu Kur’ani ayetleri eksik etmesin. Bu dron şöleni, bütün katılanlar tarafından ilgi ve takdirle takip edildi.

**********

4 Temmuz’da yapılan bu programların ardından esas Hz. Nuh’u Anma Programı 5 Temmuz Pazar günü Cudi Dağında ve Sefine bölgesinde yapıldı. Biz de burada yapılan programa geçmeden önce Tufan hadisesi ve Hz. Nuh(AS) ile ilgili olarak kısa bazı bilgileri vermeye çalışalım. Hz. Nuh (AS); Hz. İbrahim (AS), Hz. Musa (AS), Hz. İsa (AS) ve Hz. Muhammed (ASV) ile birlikte Ulul-Azm beş peygamberden birisidir. “Sabırlı, gayretli ve kararlı kimseler” anlamına gelen Ulul-Azm peygamberlerin kimler olduğu konusu, Kur’an’da geçen bazı ayetlere istinat edilerek, âlimlerin ve müfessirlerin çoğunluğunun ittifakıyla sabittir.

Hz. Nuh, kendi zamanında heykeller dikerek bunlara tapan putperestler ile büyük bir mücadeleye girişmiş; azim, sebat ve kararlılığından zerre miktar vazgeçmeyerek ve taviz vermeyerek, insanları bu putlara tapmaktan vaz geçmeye ve Allah’a ibadet etmeye davet etmiştir.

Hz. Nuh’un ismi Kur’an’da 28 farklı surede 43 yerde zikredilmektedir. Kur’an’ın yetmiş birinci suresine ‘’Nuh’’ adı verilmiştir. Bu surede baştan sona kadar Hz. Nuh’un mücahedesi ve peygamberlik vazifesi anlatılmaktadır. Sürekli kavmini uyarmış ve Allah’tan başkasına ibadet etmemelerini söyleyerek, aksi takdirde başlarına gelecek azabı kendilerine haber vermiştir.

Mekke döneminde nazil olan Nuh suresi 28 ayetten ibarettir. Nuh Suresi, ‘’Kendilerine yakıcı bir azap gelmeden önce kavmini uyar, diye Nuh'u kendi kavmine gönderdik’’ ayeti ile başlamaktadır. Bu emir üzerine Hz. Nuh, 2, 3 ve 4. ayetlerin ifadesi ile kavmini şu şekilde uyarmaktadır: ‘’Nuh şöyle dedi: Ey kavmim! Şüpheniz olmasın ki, ben sizi, «Allah'a kulluk edin; O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki, Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vâdeye kadar tehir etsin (muahaze etmeden yaşatsın)» diyerek apaçık uyaran bir kimseyim. Bilinmeli ki Allah'ın tayin ettiği vâde gelince, artık o ertelenmez. Keşke bilseydiniz!’’

Nuh Suresi 7. Ayette bu uyarılara karşı kavminin durumunu Hz. Nuh, şu şekilde ifade etmektedir: ‘’Gerçekten de, (imana gelmeleri ve böylece) günahlarını bağışlaman için onları ne zaman davet ettiysem, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, (beni görmemek için) elbiselerine büründüler, ayak dirediler, kibirlendikçe kibirlendiler.’’

Sonraki ayetlerde de Hz. Nuh’un tebliği ve kavminin inat ve inkârının devam etmesi üzerine başlarına gelen felaket anlatıldıktan sonra Nuh Suresi, Hz. Nuh’un şu duası olan 28. Ayet ile sona ermektedir: ‘’Rabbim! Beni, ana-babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla, zalimlerin de ancak helâkini arttır.’’

Kendi kavmine yıllar süren, azim, sabır ve kararlılıkla süren tebliğ vazifesini yapmaya devam eden Hz. Nuh, Hud Suresi 36 ve 37. ayetlerde ifadesini bulan şu emirlere muhatap olur: ‘’Nuh'a vahyolundu ki: Kavminden iman etmiş olanlardan başkası artık (sana) asla inanmayacak. Öyle ise onların işlemekte olduklarından (günahlardan) dolayı üzülme. Gözlerimizin önünde ve vahyimiz (emrimiz) uyarınca gemiyi yap ve zulmedenler hakkında bana (bir şey) söyleme! Onlar mutlaka boğulacaklardır!’’

Putperestlik illetinin, küfür ve ifsadın toplumda yayılması ve inatla devam etmesi üzerine Rabbimiz Hz. Nuh’a bir gemi yapmasını emretmiştir. Bu emir üzerine Hz. Nuh, yıllar sürecek bir faaliyete başlamış, sürekli kendisini taciz eden, alay eden kavmine mensup çok sayıda putpereste aldırmadan; uzunluğu 300, genişliği 50, yüksekliği 30 arşın olan üç katlı büyük bir gemi inşa etmiştir.

Gemi bitip, sular yükselip tufan yaklaşınca, İlahi emrin sonucu Hz. Nuh, gemiye her hayvan cinsinden birer çift bindirdi. Hud Suresi 40. Ayette bu durum şu şekilde anlatılmıştır: ‘’Nihayet emrimiz gelip de sular coşup yükselmeye başlayınca Nuh'a dedik ki: (Canlı çeşitlerinin) her birinden birer çift ile -(boğulacağına dair) aleyhinde söz geçmiş olanlar dışında- aileni ve iman edenleri gemiye yükle! Zaten onunla beraber pek azı iman etmişti’’

Hz. Nuh’un oğulları; Sam, Ham ve Yafes, bunların eşleri ve çocukları, Hz. Nuh’un babası Lamek’in çocukları, dedesi Hz. İdris (AS)’ın çocuklarından meydana gelen müminler gemiye binmeye başladılar. Bu şekilde gemiye binen inanan insanların sayısı sekseni buldu. Geride kalan çok büyük bir çoğunluk gemiye binmediler ve binenlerle alay ettiler. Hz. Nuh’un bütün ısrarına rağmen dördüncü oğlu olan Yam, gemiye binme davetini kabul etmemiş ve diğer inkârcılarla birlikte helak olmuştur. Araştırmacılar ve âlimler tarafından, bu büyük tufanın beş altı ay kadar sürdüğünü belirtmektedirler. Tufanın evrensel veya bölgesel olduğu konusunda farklı bazı görüşler bulunmaktadır.

Hud Suresi 44. Ayette tufanın sona ermesi şu şekilde ifade edilmektedir: ‘’(Nihayet) «Ey yer suyunu yut! Ve ey gök (suyunu) tut!» denildi. Su çekildi; iş bitirildi; (gemi de) Cûdî (dağının) üzerine yerleşti. Ve: «O zalimler topluluğunun canı cehenneme!» denildi.’’

Bu olayın ardından Rabbimizin Hz. Nuh’a hitabı şu şekilde olmuştur: ‘’Denildi ki: Ey Nuh! Sana ve seninle beraber olan ümmetlere bizden selam ve bereketlerle (gemiden) in! Kendilerini (dünyada) faydalandıracağımız, sonra da bizden kendilerine elem verici bir azabın dokunacağı ümmetler de olacaktır. (Resûlüm!) İşte bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun ne de kavmin. O halde sabret. Çünkü iyi sonuç (sabredip) sakınanlarındır.’’ (Hud Suresi: 48 ve 49. Ayetler) (Kaynak: Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı-Kur’an’ı Kerim Meali)

Bu seksen kişi tufan bitip gemiden inince, sefine bölgesinde bir müddet kaldılar. Daha sonraki bir dönemde buraya yakın bir mevkide bir yerleşim yeri kurmaya başladılar. Bu kurdukları köye, seksenlerin köyü anlamına gelen ‘’Süku’s Semanin’’ adını verdiler. Daha sonraki yıllarda bu bölge, Kürtçe aynı anlama gelen ‘’Heştiyan’’ adı ile anılmaya başlandı.

Hz. Nuh başta olmak üzere gemi sakinleri bir müddet burada yaşadılar ve tarım ve hayvancılık ile uğraşarak geçimlerini sağlamaya çalıştılar. Bazı farklı görüşler olmakla birlikte Semanin’den sonra Cizre’nin bölgede kurulan ikinci yerleşim yeri olduğuna dair çok sayıda görüş bulunmaktadır.

Hz Nuh’un mezar yeri hakkında da çok sayıda farklı görüş ve rivayet bulunmaktadır. Çevre köylerde yaşayan birçok insan ve bazı kaynaklarda, mezar yeri olarak farklı bazı yerlere işaret edilse bile, kuvvetli bir görüşe ve tufanın Cudi Dağı’nda sona ermesine istinaden Hz. Nuh’un mezarının Cizre’de olduğu kuvvetli bir ihtimal dâhilindedir. Bazı rivayetlerde Hz. Nuh’un mezarının Mekke’de Mescid-i Haram’da, Kerek’te veya Necef’te olduğunu ifade edenler de olmuştur.

Cizre’de Dağkapı Mahallesinde Nuh Peygamber Camii’de bulunan üç metreyi aşan mezarın Hz. Nuh’a ait olduğu yüzyılları aşan bir görüş olarak hep ifade edilmiş ve bu konuda çok kuvvetli bir kanaat oluşmuştur. Bu caminin yanında bulunan bir bölmede, birkaç basamak aşağı inilerek ulaşılan bu mezar, bölgenin en önemli ziyaret yerlerinden birisi olarak önemini hep korumaya devam etmiştir. Maalesef 1996 yılında bu türbenin orijinalliği bozularak yeniden düzenlenmiş ve zemin ile aynı mesafeye getirilmiştir. Bölge halkı, türbenin eski orijinal halinin çok daha güzel ve etkili olduğunu ve imkânlar ölçüsünde yeniden eski haline dönüştürülmesinin daha doğru olacağını sık sık dile getirmektedir. (Devam edecek)

**********

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
BİLİYOR MUSUNUZ? Araştırmalar gösteriyor ki düzenli yorum alan bir yazar, kendisini bekleyen kitleyi daha iyi anlıyor ve kendisinden beklenen çalışmaları ortaya koymak için yazma disiplinine bağlı kalıyor. Unutmayın nezaketle yorum yapan her okuyucu yazarın editörüdür.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.