Yapay Zekâdan Fenâ Vadisine ve Hakikatin Marifetine Ferîdüddin Attâr’ın Büyük Mesajı ve Modern Dünyaya Hakikat Dersi

Dr. Mansoor Malik’in yazısı - Londra


İnsanlık bugün eşi benzeri görülmemiş bir yol ayrımında duruyor. Zihinden daha hızlı hesap yapan, kavrayışımızı aşan kalıpları tanıyan ve insan düşüncesine benzer bir dil üreten makineler inşa ediyoruz. Yapay zekâ, bilgiyi olağanüstü bir hızla genişletiyor.

Fakat temel bir soru hâlâ ortada duruyor:

Zekâ artarsa, hikmet de artar mı?

Sekiz asır önce, ölümsüz eseri Mantıku’t-Tayr’da (The Conference of the Birds) Attâr-ı Nişâburî, çağımıza doğrudan hitap eden bir cevap verdi.

Kuşların Meclisi — İnsanın Aynası:

Attâr’ın sembolik anlatısında dünyanın kuşları toplanır ve gerçek bir hükümdarlarının olmadığını fark ederler. Rehberlik, birlik ve anlam arayışına girerler. Bilge Hüdhüd, onlara Kaf Dağı’nın ötesindeki Simurg’dan söz eder.

Bu, bugünün insanının bir yansıması değil midir?

Bilgimiz var — ama yönümüz yok.

Bağlantımız var — ama birliğimiz yok.

Verimiz var — fakat kalpteki susuzluk devam ediyor.

Yapay zekâ piyasaları, tıbbı ve sistemleri yönetebilir; fakat şu ezelî soruya cevap veremez:

Ben kimim? Neden buradayım? Bu gücün amacı nedir?

Yedi Vadi ve Modern Kriz

Simurg’a ulaşmak için kuşların yedi vadiden geçmesi gerekir: Talep, Aşk, Marifet, İstiğna, Tevhid, Hayret ve Fenâ.

Bugünün medeniyeti belki de Marifet Vadisi’nde, veri okyanusunun ortasında duruyor; fakat Sevgi Vadisi’nin eşiğinde tereddüt ediyor.

Yapay zekâ hesap yapar, ama sevmez.

Empatiyi taklit eder, ama hissetmez.

Ahlâkı tartışır, fakat vicdanı yoktur.

Attâr bize şunu hatırlatır: Salt akıl insanı menzile ulaştıramaz. Aşk Vadisi, bilginin kibrini yakar. Bugün teknolojinin kibrinin en büyük perdeye dönüşmesi mümkündür.

Ayrılık Yanılsaması:

Yalnızca otuz kuş hedefe ulaştığında bir ayna ile karşılaşır. Simurg’un “Si-Murg”, yani “Otuz Kuş” anlamına geldiğini fark ederler. Aradıkları hakikat, arınmış hâlleriyle kendileridir.

Arayan ile aranan aslında ayrı değildir.

Modern insan gücü dışarıda arıyor: Makinede, kontrolde, tahminde… Oysa gerçek dönüşüm içeride başlar.

Yapay zekâ çağının asıl krizi teknik değil, ruhsaldır.

Dış güç artarken iç arınma gerçekleşmezse denge bozulur.

Zekâ ve Nefs:

Yapay zekânın nefsi yoktur; o bir araçtır.

İnsanın ise nefsi vardır.

Tehlike, yapay zekânın insanı aşması değildir;

asıl tehlike, insan nefsinin teknolojiyle daha da güçlenmesidir.

Attâr’ın Fenâ Vadisi bir yok oluş değil, benliğin arınmasıdır. Nefs silindiğinde birlik ortaya çıkar.

Medeniyetimiz bu vadiden geçmezse, teknoloji şifa yerine ayrılığı büyütebilir.

Tahminden Huzura

Tahmin çağından huzur ve farkındalık çağına doğru ilerliyoruz.

Makine geleceği tahmin eder;

ama huzur, kalbi dönüştürür.

Gelecek, daha güçlü algoritmalarla değil; daha derin bir bilinçle korunur.

Attâr’ın mesajı ebedîdir:

Arınma olmadan güç fitneye dönüşür.

Sevgi olmadan bilgi kibir üretir.

Benlik aşılmadan birlik gerçekleşmez.

Yapay zekâ insanın kapasitesini artırabilir; fakat yönü ancak uyanık bir kalp belirleyebilir.

En Önemli Mesaj:

Kuşlar, hükümdarın dışarıda olmadığını; arınmış ve birleşmiş hakikatlerinin kendileri olduğunu anladılar.

Belki de bugünün dersi şudur:

İnsan, kendi ürettiklerinden korkmamalıdır;

niyetlerini arındırmalıdır.

Teknoloji aklın yardımcısıdır —

ama İlâhî sevgi ruhun rehberidir.

Eğer kibir, hırs ve benlik vadisini aşabilirsek, yapay zekâ olması gerektiği şeye dönüşür:

Hikmetin hizmetkârı olur, onun yerine geçen değil.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
BİLİYOR MUSUNUZ? Araştırmalar gösteriyor ki düzenli yorum alan bir yazar, kendisini bekleyen kitleyi daha iyi anlıyor ve kendisinden beklenen çalışmaları ortaya koymak için yazma disiplinine bağlı kalıyor. Unutmayın nezaketle yorum yapan her okuyucu yazarın editörüdür.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.