Uyuşturucu ve Bağımlılık

Yeryüzü, Cenâb-ı Hakk’ın ihsan ettiği mucizevî nebatatla doludur. Fakat beşerin kirli eli ve şeytani arzuları, lütf-u ilahî olan bu mucizevî bitkileri istismar etmeyi başarmıştır. Binlerce yıl önce şifa niyetine topraktan koparılan bir bitki, bugün insanlığın başına büyük bir belâ olmuş durumdadır.

​"Beyaz ölüm" denen bu belânın adı uyuşturucudur ve tarihi milattan önceki yıllara dayanır.

Sümerler zamanında Mezopotamya’da "mutluluk bitkisi" olarak adlandırılan haşhaş ve Antik Mısır’da dinî ritüellerde kullanılan psikoaktif bitkiler, bilinen ilk uyuşturuculardır. O dönemlerde tedavinin bir parçası olarak kullanılan bu maddeler; 19. yüzyılda Sanayi Devrimi ve kimyanın gelişmesiyle morfin ve eroinin sentezlenmesi sonucu kitleler için ciddi bir tehdit haline gelmiştir.

Çünkü uyuşturucu; sadece bireyin biyolojik çöküşü değil; ailelerin yıkımı, toplumun geleceğinin kararması ve insan onurunun maddeye esir düşmesidir.

​Günümüzde uyuşturucu kullanım oranlarında Hollanda ve Belçika başı çekerken; Kuzey Amerika ve Batı Avrupa’da kullanım oranları adeta tavan yapmış durumdadır. Laboratuvar ortamında üretilen sentetik uyuşturucuların (metamfetamin) artışıyla birlikte Güneydoğu Asya ve Orta Doğu’da tehlike sinyalleri vermektedir. Uyuşturucu, metastaz yapmış kanser hücreleri gibi dünyayı sarmış; ülkemiz de ne yazık ki transit geçiş noktası olması hasebiyle bundan payını almıştır. Artık "Dark Web" gibi dijital platformlar vasıtasıyla uyuşturucuya bir "tık" ile ulaşmak ne yazık ki çok kolaylaşmıştır.

​Uyuşturucu kullanımında en riskli grup 15-24 yaş arası gençlerdir. Bağımlıların yaklaşık %82’sinin 20-35 yaş aralığında olması, üretken nüfusun nasıl bir tehdit altında olduğunu gözler önüne seriyor.

Peki, neden hedef gençler?

Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin buyurduğu gibi:

​"Gençlik damarı, akıldan ziyade hissiyatı dinler. His ve heves ise kördür, âkıbeti görmez."

​Uyuşturucu kullanım yaşının gitgide düşmesi, ailelere büyük sorumluluklar yüklemektedir. Çocuğa evde huzurlu bir ortam sağlamak, yeterince sevgi göstermek ve İslamî-imanî değerleri küçük yaştan itibaren ruhuna nakşetmek en büyük önlemdir.

Bediüzzaman Hazretleri bu konuda şöyle der:

​"Bir çocuk, küçüklüğünde kuvvetli bir ders-i imanî alamazsa, sonra pek zor ve müşkül bir tarzda İslâmiyet ve imanın erkânlarını ruhuna alabilir... Âhirette de onlara şefaatçi değil, belki dâvâcı olur: 'Neden imanımı terbiye-i İslâmiye ile kurtarmadınız?'

​Uyuşturucuya bulaşanların ekseriyetinin; evinde huzuru bulamayan, ilgisiz ebeveynlerin veya parçalanmış ailelerin boşlukta kalmış çocukları olduğu görülmektedir. Bu çocuklar, merak duygusuyla veya ruhî sıkıntılarından kaçmak için uyuşturucuya sığınmakta ve zamanla bağımlı hale gelmektedir.

​İbretlik Bir Hayat Hikâyesi ile örnek verelim :

​Almanya’da yaşayan 12 yaşındaki bir kız çocuğunun otobiyografisi, bu tehlikenin dehşetini özetlemektedir. Sevgisiz kalan bu çocuk, 13 yaşında eroine başlamış; madde temin etmek için hırsızlık ve fuhuş dahil her yola sürüklenmiştir. Küçük yaşta ağır uyuşturucuya başlayanların çoğu 15-16 yaşını göremeden "altın vuruş" ile hayata veda etmektedir. Bu kız çocuğu bugün hayatta olsa da toplumdan kopuk ve yardıma muhtaç bir haldedir.

​Bağımlılık öyle bir noktaya varır ki, uyuşturucu parası için anne-babalar dahi öldürülebilmektedir. Ki haber bültenlerinde dinliyoruz.

Uyuşturucu maddelerin zararları ise şöyledir:

​Fiziksel: Kalp yetmezliği, akciğer sönmesi ve geri dönüşü olmayan beyin hasarları.

​Psikolojik: Şiddetli paranoya, şizofreni benzeri bozukluklar ve intihar eğilimi.

​Sosyal: Aile bağlarının kopması ve bireyin toplumsal bir "hayalete" dönüşmesi.

​Kurtuluş yolu irade ve istekle tedavidir.

​Uyuşturucu ile mücadele sadece polisiye tedbirlerle değil; "önleme, tedavi ve rehabilitasyon" sacayağı üzerine kurulmalıdır.

​Bireysel önlem, "Bir kereden bir şey olmaz" yalanına karşı "HAYIR" diyebilme cesareti göstermektir.

​Toplumsal çare; gençlere spor ve sanat alanları açmak, manevi ortamlarla ruhlarının beslenmesini sağlamaktır.

​Tıbbi desteğe gelince; bağımlılığın bir hastalık olduğu bilinmeli, AMATEM gibi merkezlerde profesyonel destek alınmalıdır.

​Ayrıca imanî takviyeler yapılmalıdır.

​İslam'da; canın, neslin, aklın, malın ve dinin korunması esastır. Uyuşturucu ise tüm bu mukaddesatın çiğnenmesine sebep olur. Küçük günahta ısrarın büyük günaha kapı açması gibi, merakla başlayan madde kullanımı da iradenin prangalanmasıyla sonuçlanır.

İmam Şafii Hazretlerinin dediği gibi: "Haramın en zoru başıdır, sonra kolaylaşır, sıradanlaşır, alışılır... ve nihayetinde kalp başka bir haram aramaya başlar."

​Netice olarak; uyuşturucuya karşı verilen savaş, hayatın ve imanın kendisine sahip çıkma, hem dünyayı hem de âhireti kurtarma savaşıdır. Bir gencin elinden tutup onu "Bâtıl'dan Hakk'a" çekmek, bütün insanlığı kurtarmak gibidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
BİLİYOR MUSUNUZ? Araştırmalar gösteriyor ki düzenli yorum alan bir yazar, kendisini bekleyen kitleyi daha iyi anlıyor ve kendisinden beklenen çalışmaları ortaya koymak için yazma disiplinine bağlı kalıyor. Unutmayın nezaketle yorum yapan her okuyucu yazarın editörüdür.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.