Ailem Güvende - Çocuğum Güvende Projeleri Üzerine Bir Değerlendirme

Son zamanlarda ülkemizde aileyi - çocuğu koruma adına önemli gelişmeler yaşanıyor. Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı işbirliği ile yürütülen "Ailem güvende" projesi ve Aile ve sosyal hizmetler bakanlığının "Çocuğum güvende" başlığı ile hayata geçirdiği proje toplumumuzun istikbali ve felahı adına atılan çok ciddi adımlardır.

Geç kalınmış olsa da "zararın neresinden dönülürse kârdır" anlayışı ile bu gelişmeleri memnuniyetle takip ediyoruz.

Geniş ölçekte yürütülen bu projeler kapsamında sosyal medyada, dijital platformlarda, ekranlarda, sokaklarda LGBT propagandası yapan, toplumsal her alanı örümcek ağı gibi sarmış olan sapkınlar toplanıyor, hesapları kapatılıyor, faaliyetleri engelleniyor. Yasaklı madde kullanan ünlüler, satıcılık yapanlar tek tek alınıp sorgulanıyor.

Amacı özgür yaşam, çağdaşlık adı altında aileyi yıkmak, din, iman, edep, haya, ahlak gibi insan hayatını tanzim eden bütün kutsalları yok etmek olan ve şer odakları tarafından organize edilen bu tür sapkın oluşumlara "dur" demek, gerekli tepkiyi göstermek, yaptırımlar uygulamak devlet - millet olarak herkesin görevidir. Meselenin ciddiyetinin farkına varılması, çözüm için adımlar atılması ile bütün toplumu ilgilendiren bir mes'elede kritik bir döneme girilmiş oldu.

Hükümetin bu faaliyetlerini protesto eden grupların savunduğu bir tez var. O da üçüncü cinsiyetin varlığı, lgbt sapkınlığının yaratılıştan gelen bir duygu ve hormonal bir durum olduğu vs. gibi hezeyanlar.

Oysa Prof. Dr. Nevzat Tarhan hocamız biyolojik cinsiyetin kromozomlarla (XX ve XY) belirlendiğini, doğuştan gelen "üçüncü bir cinsiyet" ya da yönelimi belirleyen tek bir gen olmadığını açıklıyor. Hocamız cinsel yönelim ve kimlik gelişiminin genetikten ziyade çocukluk dönemi, aile içi modeller ve çevresel (epigenetik) öğrenmelerle şekillendiğini; toplumsal cinsiyetsizleştirme hareketlerinin ise küresel bir proje olduğunu söylüyor.

Zamanımızda LGBT denilen geçmişte farklı isimle anılan sapkınlığın tarihçesi çok eskilere dayanır. Lût aleyhisselamın kavmi herkesin bildiği çirkin fiil yüzünden helâk edilmiştir. Helâk süreci sabah gün doğarken şehri sarsan çok şiddetli ve korkunç bir ses dalgasıyla başlamış, İlahi bir emirle (Cebrail vasıtasıyla) şehirlerin altı üstüne getirilmiş, ters çevrilerek yerle bir edilmiştir .Sonra şehirlerin üzerine, ateşte pişirilmiş, üzerlerinde işaretler bulunan (hedefe yönelik) istif edilmiş taşlar ve şiddetli bir yağmur (kükürtlü kayaçlar) yağdırılmıştır.

Bu durum Kur'anı Kerîm'de şöyle anlatılır :

"Emrimiz gelince o memleketin altını üstüne getirdik ve üzerlerine istif edilip pişirilmiş balçık taşları yağdırdık."

(Hud sûresi 82-83)

"Tanyeri ağarırken bir sesle şehirleri yerle bir edildi ve üzerlerine çamurdan pişirilmiş taşlar yağdırıldı

(Hicr Suresi 15-74)

Lût kavminin helakından yüzlerce yıl sonra İtalya - Napoli yakınlarında yaşayan Pompei halkı da aynı sebeple Vezüv yanardağının patlaması ile kızgın lavlar altında kalarak helak olmuştur. Bugün hâlâ kalıntıları mevcuttur.

Yani Cenab-ı Hakk'ın takdir ettiği fıtratın dışına çıkan, yaratılış kanununa isyan edenlerin âkıbeti daima felâket, helâket olmuştur.

Peki bu sapkın davranışların önüne nasıl geçilebilir? Çözümü nedir?

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde, çocukların psikolojik, ruhsal ve kimlik gelişimini destekleyen ebeveyn okulları ve rehberlik programları yaygınlaştırılmalı, çocukluk döneminde doğru rol modellerin sunulması, aileler yuvalarında sevgi ve güven bağının sağlamlaştırılması için sosyal hizmet uzmanlarıyla desteklenmeli, RTÜK ve BTK işbirliğiyle, çocuk ve gençlerin erişimine açık olan dijital platformlarda ve yayınlarda aile kurumunu zedeleyen, kimlik karmaşasına yol açan veya zararlı alışkanlıkları özendiren içeriklere yönelik hukuki yaptırımlar uygulanmalı, çocukları olumsuz olarak etkileyecek içerikler şu an yapılmaya başladığı gibi sıkı bir şekilde takip edilmelidir.

​Milli Eğitim Bakanlığı müfredatında biyolojik gerçeklikleri, milli ve manevi değerleri, ahlak ve edep anlayışını pekiştiren konulara ağırlık verilmeli, okullardaki rehberlik ve psikolojik danışmanlık servisleri, kimlik karmaşası veya akran zorbalığı yaşayan gençlere İslamî, imanî ve bilimsel ilkeler çerçevesinde doğru yönlendirmeler yapacak şekilde donatılmalı, toplumun temel dinamiklerini korumayı amaçlayan sivil toplum kuruluşları, gençlik dernekleri ve vakıflar desteklenerek ortak sosyal sorumluluk projeleri yürütülmeli, gençler dinî - manevî konulara, spora, sanata, bilime ve kültürel faaliyetlere teşvik edilmeli, güvenli sosyal alanlar ve gençlik merkezleri çoğaltılmalı ve buralara erişim kolaylaştırılmalıdır.

Bir toplumun geleceğini teminat altına almak; hem yasal yaptırımlarla, hem de eğitimi, aileyi, medyayı ve manevî değerlere dayalı bilimi aynı ortak gayede birleştiren bütüncül bir devlet-millet dayanışmasıyla mümkündür.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
BİLİYOR MUSUNUZ? Araştırmalar gösteriyor ki düzenli yorum alan bir yazar, kendisini bekleyen kitleyi daha iyi anlıyor ve kendisinden beklenen çalışmaları ortaya koymak için yazma disiplinine bağlı kalıyor. Unutmayın nezaketle yorum yapan her okuyucu yazarın editörüdür.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.