Atilla Yargıcı

Atilla Yargıcı

Ramazan Etkinliklerine Kimler, Niçin Saldırıyor?

Milli Eğitim Bakanlığı okullara bir genelge göndermiş. Bu genelgede milletimizin, sahip olduğu İslam dininin en önemli ibadetinin yapıldığı Ramazan ayının etkinlikler yapılarak geçirilmesini istemiş. Bu genelgede şu ifadeler var:

Ramazan ayı; toplumsal hayatımızda paylaşma, yardımlaşma ve dayanışma değerlerinin daha da belirgin hâle geldiği ve aynı zamanda millî birlik ve beraberliğimizi güçlendirmenin, kültürel mirasımızı gelecek nesillere aktarmanın bir imkânı olarak değerlendirilmektedir. Bu doğrultuda Ramazan ayı boyunca öğrencilerimizin paylaşma bilincini geliştirmeye, ihtiyaç sahiplerine yardım etme konusunda farkındalık kazandırmaya, yardımlaşma ve dayanışma duygularını güçlendirmeye yönelik eğitsel ve sosyal etkinliklerin planlanarak uygulanması büyük önem arz etmektedir. Bu çerçevede 81 ilimizde ramazan ayına yönelik 'Maarifin Kalbinde Ramazan' teması etkinlikler düzenlenecektir."

Bu kapsamda ilkokul öğrencilerinin katılımıyla kültürel mirasını yansıtan paylaşma, birlikte olma bilincini güçlendiren şenlikler yapılacak, ortaokul ve liselerde öğrencilere yönelik “iftarda konuşalım” programları düzenlenecek. Ailelerin katılımıyla gönüllü iftar sofraları kurulacak.

Bazı çevreler bu etkinlik genelgesinden rahatsız olmuş olmalılar ki laiklik bildirisi hazırlamışlar. Ülke laiklik ekseninden çıkıyormuş da, şeriata kayıyormuş da falan filan.

Oldum olası bu zihniyet dinden, dindarlardan, çocuklarımızın dini değerlerle eğitilmesinden, Kur’an öğrenmesinden rahatsız. Bunlar kendilerini sözüm ona “ilerici!”, laik, Kemalist olarak lanse eden kimseler.

Bunlar çocukların ellerine bıçak alıp birilerini yaralayıp öldürmesine, çeteleşmesine, uyuşturucu tacirlerinin tuzaklarına düşmesine, öldürme odaklı oyunları oynamasına hiçbir zaman karşı çıkmamıştır, çıkmaz da zaten.

Bunlar çocukları köpek gibi havlatanlara seslerini çıkarmaz, Allah dedirtene demedik laf bırakmaz. Bunlar okullarda çocuklara ahlaksızlığı aşılayacak, onları küçük yaşta kötülüklere sevk edecek -çok afedersiniz- direk dansı yaptıranlara karşı bir tek kelime bile etmezler. Etmezler çünkü zaten amaçları çocukların kendi milli ve manevi değerlerinden uzaklaşmasıdır.

Bunlar örneğin Epstein denilen ahlak yoksunu şerefsiz ve Siyonistin, reşit olmayan erkek ve kız çocuklarına karşı yaptığı pislikleri, cinayetleri, onları köleleştirmesini, dünyayı bunlarla tuzağa çekmesini hiç gündeme getirmediler. Ağızlarını bıçak açmadı. Ama iş dine, Ramazan etkinliklerine, iman, Kur’an ve ahlaka gelince damarlarındaki dinsizlik kanı galeyana geliyor, çeşitli maskelerle kırmızı görmüş boğa gibi saldırıya geçiyor.

Ben ve benim gibi olan sessiz çoğunluk, on milyonlarca insan ise, Milli Eğitim Bakanımızın bu genelgesini alkışlıyoruz, tebrik ediyoruz. Çocuklarımıza her türlü tuzağın kurulduğu bu zamanda onları maneviyata yönlendirmek, onların zihin ve kalplerine güzel ahlak tohumlarını ekmek her türlü takdirin ötesinde.

Bu millet Milli Eğitim üzerinden dinden uzaklaştırıldı. Hâlâ da müfredatta darwinizmin, evrimciliğin kokularını almak mümkün. Bunlara da el atmalı. Bilimin pozitivist yorumu, bilimin dinden uzak bakış açısıyla sunulması anlayışından vazgeçilmeli.

Çocukların zihinleri aslı astarı olmayan ama bilimsellik ve teori kılıfları altında sunulan, insanı da kendisini yaratan Allah’tan uzaklaştıran saçmalıklardan arındırılmalı.

Asıl büyük hizmet yüzyıllık bu köhne pozitivist anlayıştan kurtulduğumuz zaman yapılacaktır yeni neslimize, çocuklarımıza. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, akılla kalbin birleştiği, bilimle dinin barıştırıldığı, bunun da eğitime yansıtıldığı model olduğunda asıl hedefine ulaşabilir.

Bütün bu yapılanlardan dolayı bu etkinliklere vesile olan Bakanımızı tebrik ediyor, zikrettiğimiz asıl konuya da sıranın gelmesini ümit ediyoruz. Dinsizlik tohumları Cumhuriyetin ilk yıllarında milli eğitimle atılmıştı. Şimdi inanç tohumları, bilimle barışık din ve güzel ahlak tohumları da yine milli eğitimle atılmalı. Bunun emârelerini görüyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
BİLİYOR MUSUNUZ? Araştırmalar gösteriyor ki düzenli yorum alan bir yazar, kendisini bekleyen kitleyi daha iyi anlıyor ve kendisinden beklenen çalışmaları ortaya koymak için yazma disiplinine bağlı kalıyor. Unutmayın nezaketle yorum yapan her okuyucu yazarın editörüdür.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.