Atilla Yargıcı

Atilla Yargıcı

Deprem Afetinde Ölümleri Azaltmanın İlk Şartı: Depreme Dayanıklı Yatay Mimari

Bu dünyayı, bizi ve bütün evreni yaratan Rabbimiz elbette bu kainat mülkünün tek sahibi. Mülkün gerçek sahibi ise mülkünde istediği gibi tasarruf eder. Zamanı hiçbir vakit tam olarak bilinemeyen depremler de şüphesiz O’nun tasarruflarındandır. Dünyamız çeşitli zaman aralıklarında bu depremlere maruz kalıyor. Depremin olması muhtemel yerler ise 1., 2., ve 3. Derece şeklinde derecelendirilmiş. Bu, artık herkes tarafından biliniyor.

Deprem bakımından riskli yerlerde tarım arazilerinin imara açılması çok büyük bir risk. Çünkü zemin sağlam değil. Aynı şekilde aslı bataklık olan yerlerin de imara açılması büyük bir vebal. Bataklığı ne kadar kurutursanız kurutun zemin yine sağlam olmaz.

Allah dağları boşa yaratmamış. Dağlar zaten hazine arazisi. Zemini sağlam olan bu dağları imara açıp birilerini zengin etme pis ahlakından vazgeçip vatandaşlara uygun fiyatlara vermek ve oralarda yine gerçekten denetimi iyi yapılmış, depreme dayanıklı 2 veya en fazla 3 katlı yaşanabilir güvenli evler yapmak gerekir. Bu mümkün mü? Elbette mümkün? Neden yapılmıyor acaba? Çünkü belediyelerle işbirliği yapan emlak ve arsa mafyası buna izin vermiyor. Bunların büyük ekseriyeti zaten belediyelerde encümen veya başka bir şey.

Avrupa ülkelerinde bu yatay mimari çok güzel uygulanmış. İki katlı evler, küçük bahçeleri var, araba garajları mevcut. Şehirler neredeyse birleşmiş birbiriyle. Kimse apartman yapıp para kazanayım dememiş. Zenginliği emlaktan değil, sanayiden, teknolojiden kazanmış.

Örneğin ben Osmaniyeli olduğum için Osmaniye’den bahsetmek istiyorum. Osmaniye aslında şimdi Cebel diye bilinen dağlık bir bölgede kurulmuş. Cebel’de hâlâ tarihî hükümet konağı duruyor. Osmaniye’nin şimdiki yerleşim yeri ise bir ova. Nitekim şimdi Osmaniye’de yıkılan yerlere bakıyoruz hepsi ova kısmında ve üstelik büyük bir kısmı eskiden bataklık olan zemin üzerinde kurulmuş. Yıkımların büyük çoğunluğu buralarda. Üstelik Osmaniye ovasında yer altı suları da zeminin çok derinlerinde değil. Dolayısıyla hiçbir şey olmaz mantığıyla rastgele yerlere imar izni verilmiş ve 10-15 katlı apartmanlar yapılmış. Hepsi kağıttan yapılmış gibi yerle bir oldu. Bir çok insanın ölmesine sebep oldu.

Urfa’ya bakıyoruz yine benzer bir mantık var. Dere yatağı denilen yerlerde yıllarca ev yapılmadı. Daha sonra bir furya başladı. Deprem bölgesinde zemini sağlam olmayan, sürekli kayan yerlere kimler imar izni verdi, kimler ruhsat verdi ise hepsi adaletin önünde hesap vermeli.

Önemli bir problem de deprem bölgelerinde depreme dayanıklı, gerekli bütün şartları taşıyan evlerin yapılmaması. Çok katlı, dışı süslü, içi süslü evler lüks evler diye yüksek fiyatlardan satıldı. Bir çok şehirde bu lüks ve pahalı yeni yapılmış, beş on senelik apartmanların da yıkıldığı, yüzlerce, binlerce insanın öldüğü görüldü.

Derede yatağına ev yapanların evleri sel geldiğinde yıkılıp gidiyor, birçok insanların ölmesine sebep oluyor. Deprem bölgelerinde de gerçekten depreme dayanıklı evler yapılmıyor ve bu evler, apartmanlar deprem olduğunda da bir toprak yığınına dönüyor, binlerce insanın ölümüne sebep oluyor.

Kanun çıkmış. Ama uygulanıyor mu? Denetleme var mı? Türkiye’de en büyük eksiklik kanun değil. Kanunun uygulanması ve yapılan işlerin bağımsız kurumlarca ciddi olarak denetlenmesi.

Türkiye bir an önce yatay mimariye geçmeli. Daha geniş alanlara 2 veya 3 katlı müstakil ve depreme dayanıklı binalar yapılmalı ve inşaatlar kayırmacı anlayıştan uzak durarak iyi denetlenmeli. Mümkün olduğu kadar bu evler için dağlar imara açılmalı. İnsan hayatı her şeyden daha önemli.

Depreme engel olmak mümkün değil. Bu, yüce Rabbimizin tasarrufudur ve depremlerin bizim bilmediğimiz bir çok hikmetleri vardır. Ama depremlerde insan kaybını engellemek ve en aza indirmek mümkün.

Sağlam kalan evler, örneğin TOKİ evleri neden sağlam kalmış? Yıkılan evler neden yıkılmış? Mutlaka iyi bir değerlendirme yapılmalı. Bu değerlendirmeden sonra ise yeni evler için asla taviz vermeden, kimseye ayırım yapmadan, oy kaybederim diye düşünmeden yeni bir plan yapmalı. En kısa sürede uygulamaya konulmalıdır. Bu millete yapılacak en büyük hizmet bu dönüşüm gerçekleştiği zaman olacaktır.

Enkaz altında kalıp ölen kardeşlerimize Allah rahmet diliyorum, yaralananlara acil şifalar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun. Yüce Rabbimiz bir daha böyle felaketler yaşatmasın.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.