Ali Sarıkaya
Kanaat En Büyük Zenginlik
Canlıların en büyük derdi hayatlarını mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamak ve devam ettirmektir. Dünyada yaşayan her canlının yaşadığı sürece en merkez noktasını hayat teşkil etmektedir. Her şey hayata bakmakta ve ona hizmet etmektedir. Onun uğruna feda edilemeyecek dünyevi bir şey yoktur. Mal, mülk, zenginlik, şan, şöhret hepsi hayatın uğrunda feda edilebilecek şeylerdir. Hayat bu kadar kıymetlidir.
Bu kadar kıymetli olan hayatın feda edilebileceği şeyler yok mudur? Elbette var. İnsanların inançlarıdır. Mukaddes saydığı değerler uğruna hayatı hakir görmüş büyük kahramanlar vardır. Tarihin akışını değiştiren insanlar bunlar. Onlar gerçekten saygıyı hak etmişlerdir. Böyle kahramanlar toplumların en büyük zenginlikleridir.
Hayatın içerisinde ise en büyük zenginlik kanaattir. Kanaat eden aziz olur. Kanaatsizlik ise zillet sebebi sayılmaktadır. Kanaat, Allah’ın ikram ettiği nimete razı olmaktır. İstemenin sınırı yok. İmkânlar fazla olduğu zaman harcamanın da sınırı olmuyor. Bu sınırsızlıklar içerisinde gelgitler yaşamaktansa kanaate yaslanıp mutlu bir hayat geçirmek daha güzel değil mi?
Kanaatkarlık, gayretini ortaya koyduktan sonra eline ne geçti ise ona razı olmaktır. Bu durum, nasıl olsa takdirden başkası elime geçmiyor, öyleyse daha fazla çalışmaya, gayret göstermeye, fazla emek harcamaya değmez demek değildir. İnsana yakışan elinden geleni yapmak, gücünü en güzel şekilde ve verimli olarak kullanmaktır. Maddi ve manevi hayatına lazım olan şeyleri temin için üzerine düşeni yaptıktan sonra sonuca razı olabilmektir. Bu noktada olumlu düşünmektir. Elinden geleni yaptıktan sonra payına gül veya diken ne düşmüşse onu gönül huzuru içinde kabul edebilmektir. Arzu ve hevesini Allah’ın iradesinin önüne geçirmemektir.
Kanaatkarlık ile tembelliği karıştırmamak gerekmektedir. Tembellik kendi üzerine düşen işleri yapmamaktır. Her işin bir ön şartı vardır. İşler, o şartların üzerine kurulmaktadır. O şartları yerine getirmeden o işleri yürütmek veya o neticeleri elde etmek mümkün olmaz. Bu ön şartları yerine getirmek noktasında kanaatkarlık olmaz. O şartları en güzel şekilde yerine getirmek kulun boynunun borcudur. Kanaat ise bu ön şartları yerine getirdikten ve kendi üzerine düşeni tam olarak yaptıktan sonra neticeye razı olabilmektir. İşte gönül zenginliği budur. Bunu başaran insanlar mutlu yaşamayı hak etmişlerdir.
Kanaat insanı başkalarına yük olmaktan kurtarır. Onların izzetlerini korur. Kimseye el açtırmaz. Şeytanın tuzağına düşürmez.
Kanaat, israftan uzak durmak demektir. İsraf zillet sebebidir. Şeytana arkadaş olmak demektir. Dostu şeytan olandan ne hayır gelir? En büyük düşmanını dost bellemek hangi akla sığar? Hayat gibi çok kutsal bir nimeti en büyük düşmanının insafına terk edene veya teslim edene akıllı insan denebilir mi?
Bu Peygamber öğüdüdür. İnsanların en zengini olmak istiyorsan kanaatkâr olacaksın. Bundan daha büyük bir maddi zenginlik yoktur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.