Katili Uzakta Arama! İlk Suç Mahalli, Evdir

Makaleyi Dinlemek İçin Tıklayınız

Bir ev yanarken yalnız alevler suçlu değildir…
O evin kapısını açık bırakanlar, kıvılcımı önemsemeyenler, “Bir şey olmaz” diyenler de o yangının ortağıdır.

Bugün toplumun yüreğini dağlayan nice acı haberin ardından hep aynı cümleler havada dolaşıyor:
“Gençler neden bu hale geldi?”
“Bu çocuklar nasıl böylesine vahşileşti?”
“Kim zehirledi bu zihinleri?”

Hakikatte cevap, çoğu zaman uzaklarda değildir.
Cevap, evin içindedir.
Cevap, sofradadır.
Cevap, beşikte başlar.

Çünkü bir çocuk, boş bir arazi gibidir;
Ne ekerseniz onu biçersiniz.
Ruhuna iman ekilmezse, korku biter.
Vicdan ekilmezse, merhamet kurur.
Haya ekilmezse, sınırlar yıkılır.
Allah korkusu öğretilmezse, kuldan utanmak da kalmaz.

Çocuk, küçüklüğünde kuvvetli bir ders-i imanî almazsa;
Kalbi, hakikate kapalı bir taş gibi katılaşır.
Sonra ona iman anlatmak, çöle tohum ekmek gibidir.
Su verirsiniz, yeşermez.
Nasihat edersiniz, işlemez.
Çünkü ruh başka mimarlar tarafından çoktan inşa edilmiştir.

Bugün nice anne babalar çocuklarına her şeyi öğretiyor:
İngilizce öğretiyor…
Kodlama öğretiyor…
Matematik öğretiyor…
Müzik öğretiyor…
Spor öğretiyor…

Fakat secdeyi öğretmiyor.
Helâli-haramı öğretmiyor.
Kul hakkını öğretmiyor.
Yetimin başını okşamayı öğretmiyor.
Bir damla gözyaşının arşa çıktığını öğretmiyor.

Çocuğun zihnini bilgiyle dolduruyorlar ama ruhunu aç bırakıyorlar.
Bedenini büyütüyorlar ama vicdanını cüceleştiriyorlar.

Ve sonra…
Bir gün televizyon ekranında bir haber beliriyor.
Şanlıurfa’da…
Kahramanmaraş’ta…
Bir can daha toprağa düşüyor.
Bir annenin yüreği yanıyor.
Bir babanın beli bükülüyor.
Bir ocak sönüyor.

Herkes katili arıyor.

Oysa bazen katil, sadece tetiği çeken el değildir.
Katil; o eli yıllarca boş bırakan ihmaldir.
Katil; “Büyüyünce öğrenir” diyen gaflettir.
Katil; “Çağ değişti” deyip dini terbiyeyi küçümseyen zihniyettir.
Katil; evladına telefon alan ama Kur’ân'la tanıştırmayan anlayıştır.
Katil; diploma peşinde koşup ahiretini unutan ebeveyn gafletidir.

Evet, bu söz ağırdır.
Fakat hakikat bazen tokat gibi iner.
Çünkü bazı yaralar merhemle değil, sarsıcı bir ikazla kapanır.

Anne ve baba…
Siz çocuğunuza yalnız ekmek vermekle vazifenizi bitirmiş olmuyorsunuz.
Onu giydirmekle, okutmakla, meslek sahibi yapmakla mesuliyetten kurtulmuyorsunuz.
Asıl vazife; onun kalbine Allah’ı yerleştirmektir.
Asıl vazife; vicdanına Peygamber ahlâkını nakşetmektir.
Asıl vazife; elinden tutup secdeye götürmektir.

Yoksa o çocuk büyür…
Sana “anne” demez, “yük” der.
Sana “baba” demez, “engel” der.
Hürmet etmez, istiskal eder.
Dua etmez, beddua eder.

Ve yalnız dünyada değil…
Ahirette de yakana yapışır:
“Beni niçin ateşe attınız?”
“Bana neden Allah’ı öğretmediniz?”
“Beni neden yalnız bu dünyaya hazırladınız?”

İşte asıl felaket budur.

Bugün mezarlıklar gençlerle doluyorsa,
hapishaneler çocuklarla doluyorsa,
mahkemeler aile facialarıyla taşıyorsa;
biraz sokak suçludur,
biraz ekran suçludur,
biraz çevre suçludur…

Ama en büyük hisse,
evladının kalbini boş bırakan anne babanındır.

Çünkü boş bırakılan kalbe şeytan taşınır.
Boş bırakılan eve hırsız girer.
Boş bırakılan toprağı diken kaplar.

Ve unutulmamalıdır:

Bir milleti düşman yıkamaz çoğu zaman;
ihmal yıkar.
Bir aileyi fakirlik çökertmez çoğu zaman;
manevi açlık çökertir.
Bir çocuğu sokak bozmaz,
önce onu sokağa terk edenler bozar.

Öyleyse ağlamadan önce düşünelim.
Şikâyet etmeden önce aynaya bakalım.
Katili aramadan önce ihmali bulalım.

Bazen cinayet, bir kurşunla değil…
Yıllarca verilmeyen iman terbiyesiyle işlenir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
BİLİYOR MUSUNUZ? Araştırmalar gösteriyor ki düzenli yorum alan bir yazar, kendisini bekleyen kitleyi daha iyi anlıyor ve kendisinden beklenen çalışmaları ortaya koymak için yazma disiplinine bağlı kalıyor. Unutmayın nezaketle yorum yapan her okuyucu yazarın editörüdür.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum