İnsanlık Kütüphanesi

İnsan hayatını bir roman, her yılı da o romanın bir cildi varsayalım.

En son yapılan istatistiklere göre yeryüzünde yaşayan insan sayısı yaklaşık 8,3 milyar. Ortalama bir insan ömrünü 71 yıl kabul ettiğimizde, yalnızca bugün yaşayan insanların hayatı bile yaklaşık 589 milyar ciltlik, takriben 3 santim kalınlığında, devasa bir romana dönüşebilir. Şimdiye kadar yeryüzüne gelmiş toplam 117 milyar insan hesaba katıldığında ise, ortaya çıkan tablo hayret verici.

8,3 trilyon ciltlik bir insanlık romanı…

Her bir romanın kalınlığı da insana göre değişir. Bir davası, hedefi, mücadelesi olan insanların romanı ile hiç bir mefkûresi olmayan sadece kendi küçük dünyasında yaşayan alelâde insanların romanı aynı olabilir mi?

Peki böylesine astronomik sayıda, muhteviyatı farklı, çeşit çeşit bir roman külliyatını muhafaza etmek için ne büyüklükte bir kütüphane gerekir ?

Bunu tahmin etmek bile aklın sınırlarını zorluyor.

Üstelik bu öyle bir kütüphane ki, taş ve tuğladan yapılmamış. Rafları zaman, kitapları insan, mürekkebi ise yaşanmışlıklardır.

Dünya ile Ay arasını yüzlerce kez doldurabilecek bu cilt cilt romanlar aziz üstadın dediği gibi tek bir hakikati fısıldar: "Lâyemut değilsin, başıboş değilsin, bir vazifen var. Gururu bırak, seni Yaratanı düşün, kabre gideceğini bil, öyle hazırlan."

Yani; "Sen ölümsüz değilsin, bunu unutma. Sana verilen bomboş verilen ömür defterini ve sana emanet edilen hayat romanını yazarken, sayfalarını, seni ebedî alemde kurtaracak, tertemiz amellerle doldur." Mesaj bu.

İnsanlık, varoluşunu yazarak sürdürür. Varoluşun evveli de ahiri de her biri ibretlik birer roman olan hayatlardır.

Bu romanların en kalın cildi "Acı"dır. Çünkü acı, insanlığın ortak dili gibidir. Coğrafya, ırk, milliyet, soy tanımaz, çağ ayırmaz. Savaşlarda, yoksullukta, hastalıkta, ayrılıkta ve kayıplarda kendini tekrar tekrar yazar. "Tarih tekerrürden ibarettir" denilmesi belki de bundandır.

Milyarlarca ciltte benzer satırlar vardır; ama hiçbir acı, bir diğerinin aynısı değildir.

Zaten acı tek başına bir hikâye de değildir. Onu okunur, katlanılır ve anlamlı kılan "Sevgi"dir. Eğer sevgi olmasaydı, bu trilyonlarca ciltlik romanın çoğu yarım kalırdı. Sevgi bu romanın içini dolduran, satır aralarını aydınlatan, derin manaları hâvi, okunması en zevkli bölümdür.

Bütün bu ciltlerin arasından sessizce geçen bir başka tema ise "Sabır"dır.

Sabır en ince cilt gibi görünür ama en ağır yükü taşır. Az fark edilir, geç anlaşılır; fakat hikâyenin yönünü belirler. Sabır, insanın acıyla dağılıp yok olmasını değil, derinleşmesini sağlar.

İnsan, hayatının romanını kaleme alırken defalarca düşer. Yanılır, kırılır, susar, bazen de vazgeçmenin eşiğine gelir. Ama her seferinde hayatın bir yerinde tutunacak küçük bir anlam bulur. Kimi zaman bir duada, kimi zaman bir gülüşte, kimi zaman “henüz bitmedi, daha yaşanacak çok güzel günler var” diyen iç sesiyle, tam yıkılmak üzereyken toparlanır, ayağa kalkar. Ümit ağacının dalına yapışır, hayata dört elle sarılır ....

Ve romanın sonunda, son cilt kapanırken insan şunu yazar: “Ben elimden geleni yaptım. Artık takdir Allah'ın”.

Kalem bırakılır.

Ne hazindir ki dünya kütüphanesini dolduran sayısız romanın kahramanları unutulmuş milyarlarca cilt raflara sessizce kaldırılmıştır. Ama hiçbir iyilik kaybolmamış, hiçbir gözyaşı boşa akmamıştır. Çünkü insan, fâni olduğunu bilerek sevmiş; kırılacağını bilerek inanmış; yorulacağını bilerek yürümüştür.

Her halükarda 8,3 trilyon ciltlik bu büyük roman yazılmaya ve okunmaya devam edecek.

Çünkü insan, biten değil, kalû belâ'dan başlayıp dünya hayatı ve oradan da ebediyete uzanan bir hikâyedir.

Her insanın hayatı bir roman olduğu gibi aynı zamanda içinde, birbirinden farklı ama ortak bir noktada buluşan ve birbirine benzeyen sayısız şiirlerin, öykülerin toplandığı bir antolojidir. Ve mazi, müstakbel ve hâli hazırdaki insan sayısı kadar yazılan hayat romanları kainat külliyâtının bir parçasıdır. Hem de en önemli ve kıymetli parçası..

Rabbimizden niyazımız odur ki; kalemimiz hakikatten sapmasın, satırlarımız boş heveslerle kirlenmesin. Son cilt tamamlandığında defterimiz hayırla dolu, yazdıklarımız, yazamadıklarımıza kefaret olsun. Âmin.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum