Hümeyra Yıldız Dülek

Hümeyra Yıldız Dülek

Arada Gönlümüzce Ağlasak Mı?!

- Yağmur yağıyor Olric, ıslanıyor etraf ağlasak kimse anlamaz değil mi?

- Anlamaz efendimiz.

- Anlasa ne olur?

- Utanırız efendim!

Oğuz Atay /Tutunamayanlar

Kimi zaman sevinçten, mutluluktan, kimi zaman can sıkıntısı, mutsuzluktan ağlar insan.

Geçenlerde kızım, biz çocukken ağlayınca, ağlamayın! derdin sen bize ve hiç ağlamamızı istemezdin. Ağlamak aslında kötü bir şey değil ki anne! dedi.

Evet gerçekten ağlamayın derdim ama cümlemi hiç tamamlamazdım herhalde, çocuklarımın aklına, annemiz ağlamamızdan hoşlanmıyor fikri yerleşmiş, oysa;

Ağlama, kırılan çok sevdiğin oyuncağın ise, yenisini alırız.

Düşük not aldıysan, önemli değil, birlikte çalışır, eksik bilgilerini tamamlarız.

Bir arkadaşın seni kırdıysa, yarın konuşur kendini ifade eder, barışırsınız.

Yeter ki siz üzülmeyin, gözünüzden yaş akmasın, siz ağlayınca ben üzülüyorum. Sizlerin gözyaşları kıymetli, her şeye bir çözüm bulunur; diye tamamlamalıymışım cümlelerimi. Belli ki hep yarım bırakmışım konuşmalarımı ve çocuklarımın aklında, annem ağlamamızdan hoşlanmıyor olarak, kalmışım. Üzüldüm elbet.

Şüphesiz ağlamak bedenin, aklın, ruhun rahatlamasını sağlar.

The Japan Times gazetesinin aktardığına göre, Japonya’da okul ve işyerlerinde stresten kurtulmak ve insan psikolojisinin korunması için öğrenci ve çalışanlar ağlamaya teşvik ediliyormuş. Uzmanlar, mutluluk veya üzüntüden kaynaklı gözyaşlarının, otonom sinir sistemini rahatlattığını düşünüyormuş.

Japonya’da Psikolojik olarak daha sağlıklı bireylerle çalışmak için ağlama seansları düzenlenirmiş. Hatta ağlama kulüpleri kurmuşlar iş adamları için, bu kulüplerde duygusal filmler gösterilerek insanların doyasıya ağlaması sağlanıyormuş.

İlginçtir, insanın rahatlaması için, uyumak ve gülmekten çok daha etkili bir yolmuş ağlamak.

Şimdilerde ağlayan birini gördüğüm zaman, ağla rahatlarsın, içine atma, birikir birikir hiç olmadık bir yerde patlar ve seni daha çok yıpratır, diyorum. Gerçekten günlük hayat içinde yaşadığımız her menfi olay içimizde yer eder bir şekilde, konuşarak, kendimizi ifade etmeliyiz, ifade edemediğimiz yerde, belki de ağlamak o an için ruhumuzun rahatlamasını sağlayabilir.

Ayrıca tıbben de kanıtlandığı gibi, ağlamanın vücudu pozitif faydaları varmış. Mesela; gözyaşında anti bakteriyel madde, lizozim varmış ki; lizozim tıpkı midede bulunan sindirim enzimleri gibi çalışıp hava, toz, kir, ter gibi etkenlerle göze taşınan bakterilerin hücre duvarındaki molekülleri parçalar. Böylece bakteri kendini koruyamayacak hâle gelir ve bütünlüğü bozulduğu için ölür ve göz temizlenmiş olurmuş.

Kısacası, bazen ağlamak güzeldir. Asla utanılacak bir durum değildir. Genelde çocukların ağlaması hoş görülürde, büyükler ağlayınca; çocuk olma! denir. Bir de erkekler ağlamaz darb-ı meseli vardır. Duygusu olan, merhameti olan, kalbinde şefkat ve acıma hissi taşıyan, yaşlı genç, çocuk, erkek, kadın herkes ağlayabilir. Ağlamak, bir nevi arınmaktır çünkü.

Arada kendimizi yenilemek belki de ruhumuzu arındırmak için Rabbimize iltica ederek, dilimizden dökülen dualarla gönlümüzce ağlamalıyız. Hiç kimsenin ağlama sebebi olmadan şüphesiz.

Hz. Mevlana ne güzel ifade etmiş;

Ağlayabilir miyim gönlüm müsaadenle, şöyle katıla katıla şimşekli bir gökyüzü gibi? Günaha batan tüm kirliliğim ile ağlayabilir miyim? Öylesine ama, ölesiye, bu can çıkana kadar bedenden! Nefsimin nefesi kesilesiye, pembe güller mor menekşelere düşesiye, sol yanımın ateşi yükselesiye kadar. Kendi omzumda kimseciklere yük olmadan, ağlayabilir miyim?

Ağlamalarımız iç huzuru getirsin. Rabbim acıdan, ayrılıktan ağlatmasın bizleri inşallah. Huzurla…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.