İçsel Kapı ve Nefsin İmtihanı

Dr. Mansoor Malik’in yazısı - Londra

A‘râf Suresi Işığında Hz. Âdem’in (a.s.) Kıssasına Manevî Bir Bakış

Kur’an-ı Kerim’de, özellikle A‘râf Suresi’nde Yüce Allah şöyle buyurur: “Sizi yarattık, sonra size şekil verdik; ardından meleklere ‘Âdem’e secde edin’ dedik.” Hepsi secde etti; yalnız İblîs etmedi. Bu, insanın yüceliğinin ilk ilânıydı.

İnsan topraktan yaratıldı; fakat ona ruh üflendi. Onun değeri maddesinde değil, Yaratıcısına olan nisbetindedir. İşte bu an, insana yeryüzü hilâfetinin emanet edildiği andır.

İblis şöyle dedi: “Ben ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan.”

İlk günah kibirdi. Ateş ile toprağın mukayesesi, aslında benlik ile tevazunun mukayesesi idi. İlim, ibadet veya makam; kalpte üstünlük duygusu doğduğunda insanı kurtaramaz.

Kibir, insanı Allah’a değil, nefsine bağlar. İşte şeytanın girdiği çatlak tam burasıdır.

İblis mühlet istedi ve insanı dosdoğru yoldan saptıracağını ilân etti. Şeytanın gücü zorlamada değil, vesvesededir. O zorla yaptırmaz ; ikna eder. Arzuları süsleyerek sunar.

Bu beyan, insan için bir uyarıdır: Hayat bir imtihan meydanıdır. Düşman dışarıda değil; içimizdedir.

Hz. Âdem (a.s.) ve Havvâ (a.s.) cennette huzur buldular; fakat bir ağaca yaklaşmaları yasaklandı. Bu yasak özgürlüğün inkârı değil, itaate dair bir imtihandı. Kulluk, arzunun peşinden değil; emrin peşinden gitmektir.

Şeytan, ebedî hayat ve bitmeyen saltanat vaadiyle yaklaştı. Hz. Âdem bir anlık sürçme yaşadı. Meyveden tadınca perde kalktı; zayıflıklarını fark ettiler.

Bu an, insan hakikatinin ilanıdır: İnsan hata edebilir; fakat hatasının bilincine varma kabiliyeti de ona verilmiştir.

Hz. Âdem hemen şöyle dedi:

“Rabbimiz! Kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen mutlaka hüsrana uğrayanlardan oluruz.” (A‘râf 7:23)

Bu sözler günah sonrası inkâr değil; itiraf. İnat değil; dönüştür. içsel kapının açıldığı an budur.

Yeryüzüne iniş sadece bir ceza değildi; bir sorumluluktu. İnsan dünyaya adaleti tesis etsin, ilmi emanet bilsin ve nefsini terbiye ederek ruhunun sesini dinlesin diye gönderildi. Cennet huzurun mekânıydı; yeryüzü ise kulluk bilincinin getirdiği sorumluluk meydanı.

Hz. Âdem’in kıssası, her insanın şahsî hikâyesidir:

İnsana izzet verildi.

İmtihana tabi tutuldu.

Sürçtü.

Tevbe etti.

Ve sorumlulukla yeryüzüne gönderildi.

Bu konudan çıkarılacak temel dersler :

• Kibir en büyük düşüştür.

• Şeytan zorlayıcı bir güç değil, vesvesedir.

• Sürçmeden sonra tevbe kurtuluştur.

• Takvâ elbisesi en hayırlı elbisedir.

• Dünya geçici bir konak, bir imtihan alanıdır.

Her insanın içinde bir Âdem ve bir vesvese vardır. Her an, “Rabbimiz! Kendimize zulmettik.” diyerek iç kapımızı açma fırsatıdır.

Hz. Âdem’in büyüklüğü hatasızlığında değil; tevazusunda ve tevbesindedir. Yeryüzü ceza değil, emanettir. Nefis imtihandır; ruh ise rehberdir. Kapı daima açıktır — yeter ki insan kapıyı çalsın ve her hata ve günahtan sonra derhal tevbe ve istiğfar etsin.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
BİLİYOR MUSUNUZ? Araştırmalar gösteriyor ki düzenli yorum alan bir yazar, kendisini bekleyen kitleyi daha iyi anlıyor ve kendisinden beklenen çalışmaları ortaya koymak için yazma disiplinine bağlı kalıyor. Unutmayın nezaketle yorum yapan her okuyucu yazarın editörüdür.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.