Nefse Amade Olmak

Nefis terbiyesi imanın şartlarını yerine getirmenin hülasası niteliğindedir. İmanın şartlarını yerine getiren bir insan nefsini kendine esir etmiş, nefsini hizmetkâr etmiş sayılmıyor. Bilakis namaz kılıp, oruç tutan insanların hala nefsinin emrinde olduğu üzücü bir durumdur.

Peki insan hangi durumlarda nefsine amade olur?

İnsan nefsi doyumsuz bir şeydir. Her zaman daha fazlasını ister, evet evren bize hizmet etmekle yükümlüdür ama evrenin bize hizmet etme görevi olduğu kadar bizim de evrene hizmet etmemiz; ondan doğru bir şekilde faydalanmamız gerekir. Peygamber efendimizin akıp giden bir dere bile olsa suyu dikkatli kullanınız demesi evrenin ölçülü, nizami bir şekilde kullanılması gerektiğinden dolayıdır bulunduğumuz noktada su kıtlığı olmasa bile belli bir uzaklıkta kuraklıktan kıvranan insanlar olabilir bu sebeple suyumuz bolca var diyerek nefisimizin emirlerini dinlemek doğru değildir.

İktisat dediğimiz ilim ölçülü bir şekilde hareket etme yetisine sahip olma demektir. Hayatın mukaddimesi kanaatimce iktisattır çünkü insan ölçüyü şaşırdığı andan itibaren dünya hayatına başlamıştır. Ölçülü olmayı öğrendiğimiz takdirde nefis terbiyesini de bir ölçüde başarmışız demektir zira nefis hep daha fazlasını arzu eder, ancak insan arzularından sıyrılıp hakiki ihtiyaçlarını dünya da karşıladıktan sonra geriye kalan gücünü ahiret için harcarsa nefs-i emmâreden kurtulmuş olur biiznillah. Ramazan ayındayız ve pek tabii gücümüz yettiği oranınca iftar yemeklerimize normale nazaran daha fazla özen gösterip daha çok çeşit hazırlama gayretinde bulunuyoruz. Bunun sebebi nedir peki? Gerçekten orucun anlamı, nefis terbiyesini kendi içimizde halletmekse, bizler akşam ezanı ile nefsimizi coşturacak seviyede bir sofraya oturup beraberinde iftar yapmak, orucumuzu ne derece faziletli kılacaktır.

Nefsin dünyalık olan her şeyi insana hoş göstermesi, yapıldığı zaman haz vermesi bilinen bir gerçektir bizlerin nefsimizin bu tuzağından zorlanarak da olsa kaçmaya çalışmamız bir cihattır. İnsanın kendisi ile cihadında başarılı olamamasının doğuracağı çok büyük zararlı sonuçlar vardır. Ünlü sahabelerden olan Ka’b Bin Malik havanın sıcak olması nefsine ağır geldiğinden dolayı Tebük gazvesine katılmamıştır. Gazve sonrasında Peygamber efendimizden özür dilemiş ve Allah’a tövbesi kabul oluncaya kadar tövbe etmiş ve sabırsızlık gösterenlerden olmamıştır. Öyle ki nefsine amade olan insan kendi rahatını keyfini düşünür ölçüden ayrılır ve sonunda kendi cihadında mağlup olur.

Nefsimizi azıcık takip edebilirsek hiçbir an boş durmadığını daima bizlere iyiyi ve kötüyü ters oranla hissettirdiğini görmüş oluruz. Nefsimizin bize emrettiği şeyleri ihtiyaç ve istek doğrultusunda sıralarsak neyin doğru neyin de yanlış olduğunu Rabbimiz bizlere bildirecektir. Aslen fıtratımızda doğruyu ve yanlışı ayırt edebilecek kabiliyetteyiz fakat devreye nefis girdiğinde ve insana hep daha rahat olan şeyleri emrettiğinde fıtraten olan irade yetimizden sıyrılıp ve akıl perdelerimizin de yırtılıp nefsin kendimize melik olduğunu görebiliriz.

Ramazan ayı nefsimizin kötülüklerinden sıyrılabilmemiz için bizlere verilmiş bir nimettir. Ramazan ayının faziletleri o denli büyüktür ki bu ayda içki içmeye alışık olan insanlar içkiyi bırakır, beş vakit namaz kılmayan insanlar teravih namazı kılmaya özen gösterir, sinirli olan insanlar ramazan ayında olduğumuz için öfkelerine hakim olmaya çalışırlar. Nefislerini ramazan ayında terbiye etmeye çalışan insanlar Ramazan ayının ayrı bir huzura sahip olduğunu söylerler. Bunun sebebi şeytanların bağlanması ve insanların nefislerinin isteklerinden uzak durmaya çalışmalarından dolayıdır.

Peki ya ramazanın huzurunun farkında olmadan oruç tutanlar?

Bizler akıl baliğ insanlar olarak Ramazan ayının nimetlerinden ne derece yararlanabiliyoruz, yoksa kuru bir açlık içerisinde öğünleri sahur ve iftar olarak ikiye düşmüş, sabırsızlıkla akşamı bekleyen bir nefisle baş başa mı duruyoruz? Allah ölçü ve tartı dengesinden Kuran-ı Kerimde defalarca bahsetmiştir. Bu nedenle insan oruçlu olduğu günlerde kendisini ölçüp biçmeli ki nefsi için mi yoksa Allah için mi aç kaldığını fark edebilsin. İnsan nefsi ile kendisi arasında bir mukayese yapabildiğinde alemde tek melikin, kendisini ve alemi yoktan var eden Yüce Rabbimiz olduğunu anlayacaktır ve nefsinin işkencesinden uzaklaşacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum