Abdulkadir Menek
Nazım Gökçek Ağabey (2)
Nazım Ağabeyin çok güzel bir özelliği de Risale-i Nur’ları çok güzel ve etkili bir sesle, hemen hemen hiç açıklama yapmadan, vurgu ve kelimelerin ruhuna dikkat ederek okumasıydı. Bir sefer dersini dinleyip bu vasıta ile Risale-i Nur derslerine devam eden ve bu eserlere âşık olan çok sayıda kişiden bahsedilebilir. Aynı şekilde derslere katılanlara gösterdiği yakınlık ve çok samimi muhabbet ve alakası da birçok kişinin bu iman hizmetine mensubiyetinin en önemli vesilelerinden birisi olmuştur. Bizler de birkaç sefer bu güzel derslerini dinlemiş ve aynı hissiyatla memnun ve mütelezziz olmuştuk.
Bu konu ile ilgili olarak Dostumuz Sadık Paksoy, bir görüşmemizde yaşanmış bir hadiseyi şu şekilde nakletmişti: “Ara sıra Risale derslerine gelen bir kardeşimiz, derslerin çok ağır olduğunu ve anlaşılmadığını ifade ederek açıklanmasını isterdi. Bir müddet sonra Nazım Ağabey’in yaptığı bir derse muhatap olur ve dersten sonra “İşte ben ders yaptığınız zaman bu şekilde açıklayıcı bir şekilde okumanızı istiyordum. Bu dersin hepsini güzelce anladım’’ demişti. Oysa Nazım abi de açıklama yapmamış, o güzel ve etkileyici sesi ile dersi okumuştu.’’ Bu güzel okuma tarzından dolayı gelen bazı talepler üzerine, bazı Risaleleri okuyarak kayıt altına almış ve bunlar kasetler halinde kitapevlerine ve ilgili yerlere gönderilmişti.
Bir ortaokul öğrencisi iken Nazım Abiyi tanıyan Prof. Dr. Cuma Yıldırım’ın konu ile ilgili hatıraları da insanlar üzerindeki etkisinin çok güzel örneklerinden birisi olarak dikkat çekicidir: “Bir ramazan akşamı rahmetli babam teravihe camiye değil de başka bir yere gideceğimizi söyledi. Rahmetli Nazım Gökçek abiyi o akşam teravih sonrası zarif ve naif sesiyle tanıdım. Temizdi, zarifti, naifti. Sesinin tonu ‘pamuk’ gibi idi. Teravih sonrası yüksek bir binanın terasında hafif bir rüzgâr eşliğinde bir kitap okudu. Okuduğu kitaptan pek bir şey anlamadım. Ancak yüzü, sesi, kokusu o kadar güzeldi ki ben o gece Nazım Gökçek abinin şahsında Risale-i Nurları tanımaya başladım. Yıllar içinde ben her fırsatta Nazım abiyi dinledim. Hayatı boyunca en zor zamanlarda bile, beyefendiliğinden, şefkatinden, merhametinden hiçbir şey kaybetmedi.’’
Nazım Ağabey’in yakın dava arkadaşlarından Halil Özdemir’in hatıraları da ondaki hizmet aşkı ve heyecanını çok güzel ifade etmektedir: “Nazım abi çok fedakâr ve cefakâr bir ağabeyimizdi. “Hizmet ehli kardeşler, derse en erken gelmeli ve en son çıkmalı’’ derdi. Bayramlaşmalarda Nazım abiye yakalandın mı, o gün akşama kadar Antep’teki Adil Özberk gibi muhterem hocalarımızı ve tasavvuf büyüklerini ziyarete götürürdü. Ancak akşam müsaade alır ve eve giderdik. Cemaat de küçük büyük herkesle ilgilenir, hal hatır sorar, sonra şefkatle omuzlarına vururdu. Bu omuza vurması, benim çok hoşuma giderdi.’’
Nazım Ağabey’le, beraber 15 yıl kadar hizmetlerde bulunan Kahramanmaraş’lı Ahmet Bilal Ağabey’e söylediği şu sözler de her zaman geçerliliğini koruyan bir pusula niteliğindedir:
“Kardeşim, biz ehl-i imanın ekseriyetini esas alarak kitle partisine oy veriyoruz. Onun başındaki adamı da başbakan yapıyoruz, ta ki memleketimize hizmet etsinler, bizim hizmetlerimize de ilişmesinler. Yoksa onlara “Gel dershanemizin çorbasını pişir, temizliğini yap’’ demiyoruz. Onlardan hiçbir yardım beklemiyoruz. Sadece dine dost olsunlar, bizim imanı hizmetimize ilişmesinler yeter. Bu davanın sahibi Allah’tır. Hizmetler kendiliğinden inkişaf eder.
(N. Şahiner. Age. Sayfa:147)
Nazım Gökçek Ağabey, Nur Talebeleri tarafından çıkarılan yayın organlarında zaman zaman yazı ve şiirler yazmış ve bu alanda da hizmet etmek için büyük gayret göstermiştir. Ankara’da 1963-64 yıllarında üç ay kadar yayınlanan İhlas gazetesi de bunlardan birisidir. Burada yayınlanan yazıları arasında aktarılan Ali Ulvi Kurucu’ya ait güzel bir şiire bu vesile ile yer vermek istiyoruz:
Fuhşu bir gem yaparak ağzına vurmuş “Siyonist”
Pusu kurmuş yolunun üstüne hain “Komünist”
Bir asil at gibi şahlan, vurulan gemleri kır.
Nerede hakkım diyerek bir kerecik olsun haykır.
Sinsi düşmanları pençende tutup ezmelisin.
Ülkenin sahibi sensin. Uyanık gezmelisin.
Çiğnenirken ayak altında küfür saltanatı.
Kahrolur sinsi kızıllar, yıkılır köhne çatı.
Yedi kat göklere aksetmeli tılsımlı sesin.
Kıpkızıl yangını söndürmeli tek bir nefesin.
Mohaç ufkunda zaferlerle esen bayrağı çek.
Sancağın ebedi fecri şafaklar sökecek.
Sen, bu kalkınmanın aşkı ile kanatlanmalısın.
Gözdeler, Devrimi gördükçe şaşırsın kalsın.
Çünkü sen varisisin Fatih’in, Arslan Yavuz’un
Sayamam şan-u şeref faslını zira pek uzun.
İstanbul’da 1967 yılında Mustafa Nezihi Polat’ın yönetiminde yayın hayatına başlayan ve 1971 yılında Askeri yönetim tarafından kapatılıncaya kadar da devam eden haftalık İttihad gazetesi de bu dönem boyunca çok büyük hizmetlere vesile olmuştu. İşte Nazım Gökçek Ağabey, bu haftalık gazetede de “Davamız’’ başlığı ile bir makale yazmış ve bu makale o zamanlar büyük takdir toplamıştı.
Nazım Gökçek Ağabey, Risale-i Nur ve Nur Talebeleri hakkında davaların yoğun bir şekilde açıldığı 60’i ve 70’li yıllarda, bu davalara avukat olarak katılan ve hemen hemen hepsinden beraat kararları alan Av. Bekir Berk’e bu seyahatlerin birçoğunda eşlik eder ve mümkün olduğu kadar onunla beraber olmaya çalışırdı. Bu vesile ile özellikle Doğu ve Güneydoğu illerindeki hizmet erbabı ile çok yakın bir ilişki kurmuştu. Bu ziyaretlerle birlikte mümkün olduğu kadar bu bölgelerin derslerine katılır ve değişik vesilelerle bu bölgeleri ziyaret ederek şevk ve heyecan vermeye çalışırdı.
Aynı şekilde Suudi Arabistan’ın Cidde şehrine yerleşen Av. Bekir Berk’le de münasebetleri hiç kesilmez. Telefonla görüşmenin çok kısıtlı olduğu o yıllarda Bekir Berk ile kesintisiz bir şekilde mektuplaşmış, hizmet haberleri ve şevk verici konularla, o yıllarda zor bir dönemden geçen Nurların Avukatının her zaman yanında olmuştu.
Nazım Gökçek Ağabey’in çok önem verdiği hizmet alanlarından birisi de hanım hizmetleri idi. Hanım kardeşlerimizin hizmetlerinin ve Risale-i Nur’a talebe olmalarının bu zamanda fevkalade önemli olduğun her vesile ile ifade eder, bu hizmetlerin en güzel şekilde yapılması ve devam etmesi için elinden gelen bütün gayreti gösterirdi. Sırf bu hizmetin en güzel şekilde yapılabilmesi ve devam etmesi için bir evlilik yapmış ve bu şekilde hanım kardeşlerimize daha rahat bir ortamda mesajlarını aktarmış ve böylece bu hizmetlerin inkişaf etmesi için elinden gelen bütün gayreti hayatının sonuna kadar fazlasıyla göstermeye devam etmişti. Onun bu büyük gayretinin sonucu, Gaziantep’teki hanım dershanelerinden yetişen çok sayıda kardeşimiz Türkiye’nin her tarafında çok büyük hizmetlere vesile olmuşlar ve bu kardeşlerimiz birçok bölgede hizmetlerine halen devam etmektedirler.
Nazım Ağabey ile birlikte yıllarca Nur hizmetlerinde bulunan Eyüp Özcan’ın da bu muhterem ağabey ile ilgili olarak çok güzel hatıra ve tespitleri bulunmaktadır. Eyüp Özcan’in ifadeleri ile ‘’Nazım Ağabey küçük yaşlardan itibaren adeta büyüklerde bulunan hasletlerle tavizsiz bir şekilde iman ve Kur’an hizmetine başladı. Bütün hayatını programlı bir şekilde Nura hizmet ile geçirdi.’’
“Gayret, sebat ve fedakârlığın zirvesindeydi. Dostluğuna doyum olmayan, çok güzel hitabeti olan bu abimiz, muhteşem bir muhakeme ve ferasetin sahibiydi. Samimiyeti ile muhataplarının zihinlerine ve kalplerine nurlar saçardı. Kendisini milletimizin maddi ve manevi saadetine vakfetmişti. Üstad’ından aldığı dersin gereği olarak, kendi adına asla bir şey istemiyor ve verilenleri de reddediyordu. Acı ve ıztırablarını her zaman içine gömerek etrafa aşk, şevk ve heyecan vermeye çalışıyordu.’’
Nazım Gökçek birçok insanın ve özellikle çok sayıda gencin hayatına dokundu. Bunların iman hakikatleri ile tanışmasına, bu hakikatlere hizmet etmesine vesile oldu. Ahenkli ve güzel sesi, samimiyeti ve şefkati ile yaklaştığı ve kucakladığı bu insanlar, bu yakın ilgi ve muhabbetin neticesi olarak Nazım abilerini çok sevdiler. Onu kendilerine hep örnek olarak almaya çalıştılar. İman ve Kur’an hizmetinde O’nu bir rol model olarak kabul edip tarz ve metotlarında ona benzemeye çalıştılar. Onun rahle-i tedrisinden geçen ve onunla yol yürüyen çok sayıda kahraman; bugün aynı aşk, şevk ve heyecan ile hizmetlerine devam ediyor.
Nazım Gökçek Ağabey, vefat ettiği 16 Nisan 2005 gününden bir gün önce Nur kardeşleri ile birlikte Islahiye’deki bir derse katılmış, geceleyin saat 24.00 civarında buradan ayrılarak Gaziantep’e dönmek üzere yola çıkmış ve ertesi sabah ruhunu Rabbine teslim etmişti. Daha önceki yıllarda kalp rahatsızlığı geçiren Nazım Gökçek, iki sefer kalbinden ameliyat olmuştu.
Nazım Gökçek Ağabey’in cenazesi 17 Nisan 2005 tarihinde Gaziantep Ulu Camii’de Akhisar’lı Şahin Yılmaz Hoca tarafından kıldırılan cenaze namazının ardından Gaziantep Asri Mezarlıktan ebediyete uğurlandı. Nazım Ağabey’in cenazesine binlerce kişi katıldı. Cenaze törenine katılanlar arasında Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin talebelerinden Mustafa Sungur, Hüsnü Bayram, Mehmet Kırkıncı, Mehmet Fırıncı ve Mehmet Emin Birinci ve bazı milletvekilleri de bulunuyordu. Ayrıca Gaziantep’in üst düzey protokol mensupları da cenazede hazır bulundu.
Bu kahraman ve Nur sevdalısı mübarek ağabeyi anlatmak kolay olmasa da, belki bir dörtlük ile bir nebze olsun manevi şahsiyetini nazara verebiliriz:
NAZIM GÖKÇEK AĞABEY
En birinci gayesi hizmet etmek imana
Asil duruşu ile benzer bir kumandana
Nazım Gökçek bir ömür bu aşk ile yaşadı.
Bu büyük sevda ile veda etti cihana.
Hayatının her anında en büyük önceliği iman ve Kur’an hizmeti olan ve 63 yıllık ömrünün 50 yılını kesintisiz bir şekilde bu hizmete ayıran Muhterem Nazım Gökçek Ağabey’e Rabbimizden gani gani rahmet ve mağfiret niyaz ediyoruz. Rabbimiz, mekânını cennet ve makamını ali eylesin.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve TAMAMI BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.